Büyüme verilerindeki oynamalar

Bu sitedeki yazılarımı izleyen bir arkadaşımla sohbet ederken, ekonomik kriz sürecini inceleme konusunda yazacağım yeni bir yazıda, ekonomik büyüme rakamlarında görülen oynamalar konusunu işleyeceğimi söylemiştim. Arkadaşım, Selim Somçağ’ın “Türkiye’nin Ekonomik Krizi, Oluşumu ve Çıkış Yolları”(1) isimli kitabını okuyup okumadığımı sordu. Okumadığımı söyledim. Onun üzerine anılan kitabın özellikle “TÜİK, IMF’yi başarılı göstermek için hayali büyüme rakamları üretiyor” başlıklı bölümü dikkatle okumamı önerdi.
Söz konusu kitabı aldım ve büyüme rakamlarını inceleyen bölümünü okudum.  Kitabın bu bölümü, sıra dışı yüksek stok verilerinin büyüme hızını nasıl yapay bir şekilde olduğundan büyük gösterdiğini veriler ışığında incelemektedir. Somçağ’ın, 2002-2004 dönemindeki GSYİH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) büyüme hızlarını, stok değişim oranları açısından sorgulayan bölümünden bazı alıntılar yaparak okuyucunun dikkatine sunmak isterim. “Stoklar ise devamlı artamaz, çünkü sanayi işletmelerinin stok tutmalarının sebebi piyasadaki talep dalgalanmaları karşısında piyasayı malsız bırakmamaktır”(2). “Bu yüzden DİE 2002’nin ilk (üç aylık) dönemi için % 1.9 luk GSYİH büyümesi açıklayınca çok şaşırdım. …. Ekonomide daralma süreci devam ederken stoklar (o üç aylık döneme ait) milli gelirin % 7.3 üne denk gelecek miktarda, yani olağanüstü yüksek bir boyutta artmıştı. Halbuki daralan piyasada kimse stoka üretmez. Bu muazzam stok rakamı sayesinde, aslında % 5.2 oranında daralmış olan milli gelir % 1.9 oranında artmış görünüyordu”(3). “(Input-Output) Matris en son 1996’da güncellenmişti, 2002’de yenilenmesi gerekiyordu. Fakat DİE bu yenilemeyi nedense yapmamış, 2002 milli gelirini de 1996’dan kalma input-output (girdi-çıktı) matrisi ile hesaplamıştı”(4). Kitabın bu bölümünde daha birçok ilginç saptamalar var. 
Büyüme rakamlarına yönelik bu inceleme ve bulguları dikkat çekici bulduğum için konuyu ben de, iki nedenle, incelemekte yarar gördüm. Birincisi, incelenen 2002-2004 dönemindeki üç yılı kapsıyordu, daha uzun dönem incelendiğinde benzeri veya farklı bir resim ortaya çıkabilir mi sorusuna yanıt aramak istedim. İkincisi ise, bu eleştiriler ışığında 2004 den sonraki yıllarda GSYİH’nın içindeki stok değişim oranlarında bir değişiklik yer almış mıdır sorusunun cevabını görmek istedim. İşte aşağıda okuyacağınız inceleme bu yanıt arayışlarının ürünüdür.
Aşağıdaki çalışma için verileri son olarak incelediğim 21 Ocak 2009 tarihinde TÜİK’in internetteki veri tabanında Harcama Yöntemi ile GSYİH hesaplarına ait rakamları 2007 yılının 3 üncü üç aylık dönemine kadar getirilmişti. Diğer bir deyişle 2007 yıllık verileri yayınlanmamıştı. O nedenle yıllık veriler 2006 yılına kadar incelenecektir. 1980-2006 dönemine ait yıllık GSYİH büyüme rakamlar ve o yıllara ait GSYİH içindeki stok değişmelerinin payları Tablo 1 de yer almaktadır.   
1980-2006 dönemindeki 26 yıl gibi uzun bir dönemi kapsayan Tablo 1 in incelenmesinden de görüleceği üzere, 2002 yılına kadar stok değişimlerinin GSYİH içindeki payı bir defa eksi değerle 3.2 oranına 1994 yılında ekonomik kriz yaşandığında ulaşmış ve bir defa da 2000 yılında artı değerle 2.6 ya ulaşmıştır. Bu istisnalar dışında genelde yüzde 1 in altında kalmıştır. 1980-2001 arasındaki 22 yıllık döneminde stok değişim oranları eksi veya artı oluşları da göz önüne alınarak toplandığında net sonuç yüzde 6.9 çıkmaktadır. Diğer bir deyişle 22 yılda net stok artışı yüzde 6.9 dur. 1980-2001 dönemindeki 22 yılın stok değişim oranlarının ortalaması (24.4/22=) yüzde 1.1 dir. Bir önceki cümlede yer alan 1.1 oranının hesaplanmasında kullanılan 22 rakamı 1980-2001 dönemindeki yıl sayısını, 24.4 rakamı da artı veya eksi değerler göz önüne alınmadan bu 22 yıldaki stok değişim oranlarının toplam değerini göstermektedir. Buna karşılık 2002 yılından başlayarak stok artışları GSYİH rakamlarının yüzde 5.1, yüzde 7.7, yüzde 8.1, yüzde 5.3 ve yüzde 3.0 gibi yüksek düzeylerde seyretmiştir. 2002-2006 stok değişim toplamı ise yüzde 29.2 dir.  Diğer bir deyişle beş yıldaki net stok artışı yüzde 29.2 dir. Bu yüksek oranlar ilgili yılların ekonomik büyüme hızlarının yarısı ve yarısından daha yüksek oranlarını karşılayacak düzeylerde seyretmiştir. Okurlar Tablo 1 den 26 yıllık seri içinde 2002-2006 dönemine ait verilerdeki anormal durumu çok net bir biçimde göreceklerdir.
                                  Tablo 1
           1980-2006 Döneminde GSYİH’nın içinde 
    Stok değişiminin aldığı pay ve GSYİH büyüme oranları
                            (yüzde olarak)
              Stok         GSYİH                   Stok        GSYİH
Yıllar     değişimi      büyüme     Yıllar    değişimi     büyüme
1980        0.4              …          1994      – 3.2         – 5.0
1981        2.2             4.9        1995         1.8            6.7
1982        0.3             3.6        1996       – 0.4           7.4
1983      -0.4              5.0        1997      – 1.3            7.6
1984        0.6             6.7        1998       – 0.4           3.2
1985        0.2             4.2        1999         1.7         – 4.7
1986        0.9             7.0        2000         2.6            7.3
1987        0.9             9.0        2001       – 1.5         – 7.5
1988       -0.9             2.3        2002         5.1           7.9
1989        0.7             0.3         2003         7.7           5.8
1990        1.8             9.2         2004         8.1           9.0
1991       -1.1             1.1         2005         5.3           7.4
1992        0.5             5.5         2006         3.0           6.1
1993        1.5             8.4         2007          …              …
Kaynak: DİE İstatistik Göstergeler 1923-1998 ve TÜİK’in web sayfaları
   
Stok değişim oranları konusunda yukarıda sunulan bu anormallikler ayrıntılı bir incelemeyi zorunlu kılmaktadır. Bu incelemeye başlamadan önce 2002 yılından itibaren yer alan sıra dışı stok değişmelerinin parasal karşılıklarına kısaca göz atmak, incelenecek konunun hiç de küçümsenecek bir parasal boyutu olmadığını göstermektedir. Bu amaçla Tablo 2 düzenlenmiştir.
Tablo 2 GSYİH ve stok değişimleri, 1987 yılı sabit fiyatları ile düzenlenmesine rağmen, 2002-2006 dönemini kapsayan beş yıl sonunda toplam olarak 39,499,865 milyon TL değerine ulaşmıştır. Bu birikimli stok artışı rakamı, yine 1987 sabit fiyatları ile hesaplanmış 2006 yılı milli gelirinin yüzde 25.3 üdür. Diğer bir deyişle her yıl üretilen stoklar izleyen yıl eritilmediği gibi devralınan stoka yeni stoklar eklenmiştir. Beş yılda biriken stokların değerinin son yılın GSYİH’nın dörtte birine ulaşması mal üretimi yapan kamu ve özel şirketlere sorun yaratmadan sağlanabilir mi? Üstelik iç piyasadan sağlanan kredilerin faizlerinin yüzde 20 ler düzeyinde seyrettiği ortamda bu mümkün mü ve ayrıca akılcı mıdır? TL’nın dövizlere karşı sürekli değer kazandığı bu zaman zarfında üretilen malları stokta tutmak rasyonel bir ticari davranış mıdır? Bu üç suale “evet” cevabı verecekler bunun nasıl başarıldığını da açıklamak durumundadır. Benim her üç soruya yanıtım aşağıdaki açıklamalar ışığında kocaman bir HAYIR’dır.  
                                  Tablo 2
                 GSYİH ve stok değişim verileri
          (1987 sabit fiyatları ile milyon TL olarak)
Yıllar          GSYİH           Stok değişimi   Stok D./GSYİH %    Büyüme %
1996    104,939,937     –      462,715             – 0.4                   …
1997    112,892,073     –   1,420,235             – 1.3                  7.6
1998    116,541,203     –      445,894             – 0.4                  3.2
1999    111,082,911         1,895,957                1.7                 -4.7
2000    119,146,716         3,081,782                2.6                  7.3
2001    110,266,804       – 1,698,870              -1.5                 -7.5
2002    118,922,803         6,120,740               5.1                  7.9
2003    125,778,039         9,714,000               7.7                  5.8
2004    137,109,791       11,145,124               8.1                  9.0
2005    147,200,061         7,770,000               5.3                  7.4
2006    156,249,301         4,750,000               3.0                  6.1
Kaynak: TÜİK web sayfaları Tablo 22.19 da yer alan 1987 yılı sabit fiyatları ile Harcama Yöntemiyle GSYİH.

2002-2006 dönemi için yukarıda hesaplanan stok değişiminin birikimli değeri olan 39,499,865 milyon TL 1987 sabit fiyatları ile olduğu için günümüz fiyatları ile biriken stokun değerini doğru algılamamızı ve yargılamamızı engelleyebilir.  O nedenle Tablo 2 deki verileri bir de cari fiyatlarla düzenlemek yararlı olacaktır. Bu amaçla Tablo 3 düzenlenmiştir.
                                  Tablo 3
                 GSYİH ve stok değişim verileri
  (cari fiyatlar ile 000 eklenerek YTL olarak okunacaktır)
Yıllar            GSYİH       Stok Değişimi       Stok Değ./GSYİH
1996      14,345,413       –      79,656               - 0.6
1997      28,720,649       –    377,455               – 1.3
1998      52,522,970       –    211,639               – 0.4
1999      82,925,538          1,148,533                 1.4
2000    127,844,312          2,685,223                 2.1
2001    188,141,291       – 2,475,258                -1.3
2002    278,220,631       13,133,761                4.7
2003    358,669,629       26,328,924                7.3
2004    427,151,940       33,973,663                8.0
2005    480,922,787       25,394,479                5.3
2006    551,859,589       16,511,090                3.0
Kaynak: TÜİK, Harcama yöntemiyle gayri safi yurtiçi hasıla 1987-2007 (cari fiyatlarla YTL)   

Dikkatli okurların gözünden Tablo 2 ve Tablo 3 de yer alan stok değişimi oranlarından bazılarının farklılık gösterdiği kaçmamıştır. Tablo 3 de farklılık gösteren stok değişim oranları koyu renk ve altı çizili olarak gösterilmiştir. Aslında her iki Tablo’da yer alan bu oranların farklılık göstermemesi gerekir. Zira sabit fiyatlarla hesaplanan GSYİH ile cari fiyatlarla hesaplanan GSYİH nın bünyesindeki kalemlerin oranlarının aynı kalması gerekir. Bu bilimsel bir zorunluluktur. İki Tablo arasında oranların farklı olması TÜİK veri tabanının hazırlanışında gerekli özen ve titizliğin, gerek hazırlık ve gerek kontrol sırasında, yer almadığının açık bir göstergesidir.
Tablo 3 den hesaplanacağı üzere, 2002-2006 dönemindeki stok değişimlerinin birikimli değeri 115,341,917,000 YTL dir. Bu rakam ise 2006 yılı GSYİH’nın yüzde 20.9 una karşıt düşmektedir. Bu şekilde yüzde 20.9 oranı hesaplamama birçok okur, 2002, 2003, 2004 ve 2005 stok değişimlerinin o günkü değerlerini 2006 sonundaki GSYİH değerine bölerek oran hesaplamak doğru,  mantıklı ve bilimsel olabilir mi diye haklı olarak itiraz edecektir. O nedenle, yüzde 20.9 diye hesapladığımız oranı doğru ve sağlıklı hesaplamak için 2006 yılı öncesine ait stok değişim değerlerini izleyen yıllar ÜFE (üretici fiyat endeksleri) ile güncelleştirmek gerekecektir.  Bunun nasıl yapılacağını da bir tablo eşliğinde açıklamak uygun olacaktır. Bu amaçla Tablo 4 düzenlenmiştir.
Tablo 4 ün ilk sütununda yer alan değer o yıla ait 12 aylık ortalamalara göre ÜFE endeksidir. Sadece 2003 yılına ait endeks ÜFE değil TEFE dir. Çünkü, bildiğim kadarı ile, ÜFE uygulamasına 2003 yılında geçilmiştir. İkinci sütunda yer alan değer ise bir öncesi yıla ait stok değişim değerinin 2006 sonu itibariyle değerini hesaplamak için uygulanacak katsayıdır. Bu katsayılar tarafımdan şöyle hesaplanmıştır; 2002 yılı sonu stok değişim değeri 100 ise,  bu değer 2003 yılı sonunda 2003 yılının fiyat artışı etkisi ile 125.60 e ulaşır, aynı stokun 2004 yılı sonundaki değeri ise 126.60 ın yüzde 14.57 fazlası olur. Bu uygulama 2006 yılına değin sürdürülürse 2002 yılı sonu stok değişim değerinin 2006 yılı sonundaki değerini bulmak için 2002 değerinin 1.666 ile çarpılması gerektiği ortaya çıkacaktır.
                                  Tablo 4
          Geçmiş yıllar stok değişim değerlerinin
                   2006 değerine dönüşümü
                                     Bir yıl öncesi stok
Yıllar        TÜFE-ÜFE        değişimine uygulanacak katsayı 
2002              …                 1.666
2003           25.60              1.326
2004           14.57              1.160
2005             5.89              1.093
2006             9.34              1.0
TÜİK veri tabanına göre tarafımdan hesaplanmıştır. 

Aynı hesaplamayı 2003, 2004 ve 2005 yılı için yapabilmek için de ikinci sütunda yer alan diğer katsayıları kullanmak gerekecektir. Bu hesaplamaların sonucu Tablo 5 de yer almaktadır.
                                   Tablo 5
       2002-2006 döneminde stok değişim değerlerinin
                  2006 yılı sonundaki değerleri
                           ( bin YTL olarak)
Yıllar       Stok değişim değeri     Katsayı     Stokun 2006 değeri
2002          13,133,761             1.666           21,880,846
2003          26,328,924             1.326           34,912,153
2004          33,973,663             1.160           39,409,449
2005          25,394,479             1.093           27,756,166
2006          16,511,090             1.0              16,511,090
Toplam                                                      140,469,704

Bu yöntemle 2002-2006 dönemindeki stok artış değerleri toplamı 140,469,704,000 YTL dir. İşte bu değeri 2006 yılı GSYİH değerine orantılarsak dönemin stok artışlarının gerçek boyutunu anlayabiliriz. Bu işlemi yaptığımızda (140,469,704/551,859,589=) yüzde 25.4 değerini buluruz. Görüldüğü üzere bu şekilde hesaplanan oran ile 1987 yılı sabit fiyatları ile hesaplanan başlangıçtaki değer (yüzde 25.3) 0.1 puan farkla aynıdır. Bu 0.1 puanlık farklılık da rakamların yuvarlanmasından kaynaklanır. Bu noktada okur aynı değeri bulacak isek bizi neden bu kadar sayfayı okuyup bu hesapları dikkatle incelemeye zorladınız diye sorabilir. Bu soruyu yönetecek okurlardan özür dilerim. Zira birikimli stok değişim rakamını güncel değerlerle bilmek bundan sonraki açıklamalar için büyük önem taşımakta idi. Ayrıca hesaplamanın bu ayrıntısını açıklamadığım taktirde, birileri çıkıp burada sunacağım analizlerin yanlış temele dayandığını iddia edebilirdi.
Türk ekonomisi, bir yıllık GSYİH’nın dörtte birine karşıt düşen bir stoku sorunsuz olarak biriktirebilir ve taşıyabilir mi? Kamu ve özel şirketler bu boyutlara ulaşan stokları ne amaçla tutmuş olabilirler? Yukarıda Somçağ’dan yapılan alıntıda da net biçimde belirtildiği üzere, üretim yapanlar stok için üretim yapmaz ve yapamaz. Olsa olsa piyasadaki küçük boyutlu talep dalgalanmalarını dengeleyecek bir stok politikası izleyebilir. Çünkü üretimin bir finansman maliyeti olduğu gibi, stok tutmanın da bir finansman maliyeti ve talep edilmeme riski de vardır.  2004, 2005 ve 2006 yıllarında basında ekonomide stok sorunu yaşandığına ilişkin haberler de yoktur. Ayrıca Tablo 2 den anımsanacağı üzere 2002-2006 döneminde yıllık ekonomik büyüme yüzde 5.8-9.0 aralığında değişirken pazara yapılan üretim yanında stoka yönelik üretim yapılarak her yıl stokların artmasına inanabilmek için insanın kendisini çok fazla zorlaması gerekir. Ekonominin o büyüme hızlarını gerçekleştiği yıllarda stok azalması söz konusu olsa daha gerçekçi görünüm olur ve böyle bir gelişmeyi kabul etmek daha kolay olurdu. Bu durumda 2002-2006 döneminde stok değişimlerinin devamlı artma göstermesini nasıl açıklayabiliriz? Bu soruya yanıt vermeden önce 2002 öncesi dönemde stok değişiminin yıllar içinde üçer aylık dönemlerde nasıl değişim gösterdiğine kısaca göz atmak uygun olacaktır. Bu amaçla Tablo 6 düzenlenmiştir.
Tablo 6 nın incelenmesinde de görüleceği üzere, 2002 yılı öncesine ait örneklerde üçer aylık stok değişimleri çok dalgalı seyir göstermekte ve genelde 1, 2 ve 4 üncü dönemlerde stok azalması görülürken 3 üncü dönemde stok artışları yer almaktadır. TÜİK veri tabanındaki ilgili tabloyu inceleyecek okurlar bu durumun 2002 öncesindeki genel görüntü olduğunu gözlemleyeceklerdir. Buna karşılık 2002 ve sonrasında 1 ve 2 inci dönemlerde çok büyük ölçekli stok artışları görülürken 3 ve 4 üncü dönmelerde daha küçük ölçekte stok artışı görülmektedir. Yılın dört döneminde de stokların artması ve özellikle de ilk iki dönemde büyük ölçekli artış için ben bir ekonomist olarak mantıklı bir açıklama bulamadım. Açıklaması olanları dinlemeye de hazırım.
                                  Tablo 6
          Seçilmiş bazı yıllarda üçer aylık dönemlerde
             Stok değişimlerinin izlediği seyir
            (ilgili üç aylık GSYİH’nın % olarak)

Yıllar           Stok değişimi %          Yıllar        Stok değişimi %
1987 Yıllık           0.9                   2002 Yıllık           5.1
  1. Dönem      – 4.7                      1. Dönem         5.7
  2. Dönem      – 3.2                      2. Dönem         8.0
  3. Dönem       11.4                      3. Dönem        3.3
  4. Dönem      – 4.3                      4. Dönem         4.2
1991 Yıllık        – 1.1                   2003 Yıllık            7.7
  1. Dönem      – 5.0                      1. Dönem         8.6
  2. Dönem      – 2.4                      2. Dönem       13.0
  3. Dönem         7.1                      3. Dönem        5.2
  4. Dönem      – 7.3                      4. Dönem         5.1
1995 Yıllık          1.8                    2004 Yıllık           8.1
  1. Dönem        0.2                       1. Dönem       10.0
  2. Dönem      – 0.2                       2. Dönem       12.6
  3. Dönem        6.4                       3. Dönem         3.8
  4. Dönem      – 0.5                       4. Dönem         7.1
1999 Yıllık          1.7                    2005 Yıllık            5.3
  1. Dönem      – 4.3                      1. Dönem        10.0
  2. Dönem        6.0                       2. Dönem        11.3
  3. Dönem        4.0                       3. Dönem          0.8
  4. Dönem       -6.3                       4. Dönem          0.7
2000 Yıllık          2.6                    2006 Yıllık             3.0
  1. Dönem         4.1                      1. Dönem          4.7
  2. Dönem         5.5                      2. Dönem          9.6
  3. Dönem         0.1                      3. Dönem         -2.8
  4. Dönem         1.5                      4. Dönem          1.9
  Kaynak: TÜİK Harcama Yöntemiyle GSYİH Tablosundaki üçer aylık hesaplardan alınmıştır.
 
Tablo 6 dan da görüldüğü üzere 2006 yılının üçüncü döneminde yüzde 2.8 oranında stok azalması yer almıştır, ancak bu yılda stok artışı yüzde 3 gibi bir düzeydedir. Stok artışının yüzde 3 e inişini daha sonraki bölümde irdeleyeceğiz. Bu bilgiler ışığında, 2002-2006 dönemindeki stok artışlarını nasıl değerlendirebiliriz? Somçağ’ın ileri sürdüğü tez ve benim de yukarıda yer alan veriler ışığında vardığım sonuç ekonomik büyüme rakamlarını yüksek gösterebilmek için stok verilerinin şişirildiği şeklindedir. Şimdi stok artışlarının GSYİH büyüme oranlarını nasıl etkilediğine yakından göz atalım. Bu amaçla Tablo 7 düzenlenmiştir. Tablo 7 ye bakılırsa, stok değişim rakamları düştükçe GSYİH büyüme rakamları da düşmektedir.
                                  Tablo 7
     2002-2006 döneminde GSYİH büyümelerinde
                     stok değişimlerinin etkisi
           GSYİH       Stok        GSYİH       Daha Gerçekçi
Yıllar     artışı %    artışı %    artışı %     GSYİH artışı %
2002       7.9          5.1           2.8               3.9  
2003       5.8          7.7          -1.9             -0.8
2004       9.0          8.1           0.9               2.0
2005       7.4          5.3           2.1               3.2
2006       6.1          3.0           3.1               4.2
Kaynak: Yazıda yer alan diğer verilerden hareketle yazar tarafın düzenlenmiştir.

Tablo 7 nin üçüncü sütununda yer alan GSYİH artış oranları, stok değişiminin “sıfır” olması varsayımına göre, büyüme oranlarından stok rakamları düşülerek bulunmuştur. Tablo’daki “daha gerçekçi” GSYİH artış oranları ise, 1980-2001 dönemindeki ortalama stok değişimi yüzde 1.1 in bu dönemde de sadece artış şeklinde yer aldığı varsayımı ile üçüncü sütunda yer alan verilerin 1.1 puan artırılması basit yöntemi ile bulunmuştur. Dikkat edilirse, bu 1.1 puanlık ortalama geçmişte bazen stok azalışı bazen de stok artışını temsil ediyordu. Tablodaki hesabı daha karmaşık olarak da yapmak mümkündür, ancak o teknikle hesaplanacak oranlarla Tablo’ya konulan oranlar arasında çok büyük farklılık olmayacağı için bu basit yöntem tercih edilmiştir.  Tablo 7 nin son sütunundaki GSYİH artış oranları, buraya kadar sunduğum veriler ve bilgiler ışığında bana daha gerçekçi görünmektedir. Ancak bu gerçekçi görünüş de kendi içinde tutarsızlık içermektedir. Bu tutarsızlık da, 1980-2001 arasındaki stok azalma ve artmasının ortalaması olan 1.1 puanın, 2002-2006 döneminde devamlı artı olarak hesaplara dahil edilmesidir. Tablo 7 stok artışlarının yüzde 8.1 gibi çok sıra dışı bir düzeye çıktıktan sonra azalan bir eğilime girdiğini ve 2006 da yüzde 3 e indiğini de göstermektedir.  Dikkati çeken nokta stok artış oranları düştükçe büyüme rakamının da düşmesidir. Bu iniş acaba Somçağ’ın eleştirileri ve bu eleştirilere dayanılarak TBMM de sorular sorulması üzerine mi olmuştur? Bu soruya net bir yanıt verebilmek mümkün değildir. Bu noktada stok artışı yüzde 3 e inerken başka bazı gelişmeler yer almış olabilir mi sorusuna da yanıt aramak gerekmektedir.
Tablo 7 nin son sütununda 2006 yılı GSYİH için yüzde 4.2 büyüme yer almaktadır. Bu rakamın farklı bir öyküsü vardır. Bu öykünün adı “İstatistiksel hata”dır.  TÜİK tablolarında harcama yöntemi ile hesaplanan GSYİH ile üretim yöntemiyle hesaplanan GSYİH arasındaki fark “istatistiksel hata” olarak ifade edilmektedir. Yukarıda stok değişmeleri konusunda değindiğim bir hususun altını burada bir kez daha çizmek istiyorum; bilimsel olarak, cari fiyatlarla hesaplanan GSYİH’nın içindeki istatistiki hata oranı ile sabit fiyatlarla ifade edilen GSYİH’nın içindeki istatistiki hata paylarının aynı olması gerekir. Ayrıca bu hatanın artı veya eksi değeri de her iki seride de aynı işareti taşıması gerekir.  1987-2006 dönemine ait istatistiksel hata oranlarına baktığımızda ortaya çok ilginç, çok şaşırtıcı ve çok garip bir manzara çıkmaktadır. Bu durumu göstermek amacıyla Tablo 8 düzenlenmiştir.
                                  Tablo 8
    Cari ve sabit fiyatlarla GSYİH hesaplanmasında
                     istatistiksel hatanın rolü
                           (yüzde olarak)
Yıllar       Cari %      Sabit %     Yıllar     Cari %   Sabit %
1987        0.4           0.4         1997       0.4       -0.2
1988        2.7           0.2         1998      -2.4       -0.4
1989        3.3           0.2         1999      -6.6       -0.4
1990        0.4           0.2         2000      -2.6       -0.3
1991       -2.8           0.1         2001      -5.2       -0.3
1992       -3.2           0.6         2002      -0.2       -0.3
1993       -3.9           0.2         2003        0.3       -0.2
1994       -3.9          -0.3         2004       0.8        -0.3
1995       -2.1           0.2         2005       1.3        -0.3
1996        3.0          -0.2         2006       4.4        -0.3
Kaynak: TÜİK web sayfaları Tüketim Yöntemi ile GSYİH hesapları tablosu.  

Tablo 8 den de açıkça görüldüğü üzere cari fiyatlar ve sabit fiyatlarla hesaplanan GSYİH lar içindeki “istatistiksel hata”lar birbirinden inanılmaz derecede farklıdır. Sadece iki seri arasındaki hata oranları sayısal farklılıklar değil aynı zamanda “işaret” farklılıklarıdır. Örneğin, 1992 yılında cari fiyatlarla istatistiksel hata eksi yüzde 3.9 iken sabit fiyatlarla olan seride oran yüzde 0.2 ye inerken “işareti” de artıya dönmektedir. Tablo 8 dikkatle incelendiğinde bunun birçok örneği görülecektir.
Diğer taraftan, cari fiyatlarla GSYİH serisinde yüzde 2 den fazla değer taşıyan istatistiksel hatalar 2002 öncesinde çoğunlukla “eksi” işaret taşırken, 1988 (2.7), 1989 (3.3), 1996 (3.0) ve 2006 (4.4) yılında “artı” işaret taşımaktadır. İşin ilginci 4.4 ile en yüksek artı puan, stok değişmelerinin yüzde 3.0 a indiği 2006 yılında yer almaktadır. Bu bir tesadüf müdür? Yanıtını bilmiyorum.
Tablo 8 deki görüntü bilimsel gerçeklere ters düşmenin ötesinde akılları karıştıracak yapıdadır. Nasıl oluyor da cari fiyatlarla hesaplarda yer alan yüzde 4, 5 ve 6 lara ulaşan istatistiksel hata sabit fiyata dönerken yüzde 1 in çok altındaki düzeylere inmektedir? Acaba aradaki farklar, sabit fiyatlara dönüştürme sırasında, diğer kalemlere mi yedirilmektedir? Cari fiyatlardaki işaretler sabit fiyatlarda nasıl tersi işarete dönüşebilmektedir? Değerli okurlar ben bu sorulara cevap bulamıyorum. Bu sorulara yanıtı ancak ve sadece TÜİK verebilir.
Ancak cari ve sabit fiyatla GSYİH hesaplarındaki farklar diğer kalemlere yedirilerek sabit fiyata döndürülüyorsa 2006 yılına ilişkin olarak yukarıda Tablo 7 de ifade edilen yüzde 4.2 oranındaki büyüme oranı da ciddi şekilde sorgulanmaya açık konuma düşmektedir.
Somçağ’ın çalışması üzerine 2002 den sonraki Milli Gelir büyüme rakamları üzerine tartışmalar başlamıştır. Bu bağlamda, 2006 yılında iki milletvekilinin TÜİK hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu konu basında yer almıştır(5). Aynı haberde, bu suç duyurusu üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Başbakanlığa izin için başvurduğu ve Başbakanlığın da konuyu Teftiş Heyeti’ne incelettiği belirtilmekte ve sonuçta soruşturma için izin verilmediği kaydedilmektedir. Büyüme hızlarını sorgulayan çeşitli yazılar, 2006 yılı içinde ve öncesinde bazı gazetelerde de çıkmıştı.
Bu arada bir milletvekilinin stok değişimleri konusunda yönelttiği birçok yazılı soru önergesine TÜİK’in ilgili Devlet Bakanı aracılığı ile verdiği yanıtın da üzerinde durulmaya değer. Yanıtta aynen şu ifadeler yer almaktadır; “Harcamalar yöntemiyle GSYİH hesaplama çalışmalarında stok değişmeleri üretim yöntemiyle GSYİH sabit gelişme hızı esas alınarak kalıntı yöntemiyle hesaplanmaktadır. Sabit fiyatlarla hesaplanan stok değişimlerinin cari fiyatlara dönüştürülmesinde ise toptan eşya fiyat endeksi kullanılmaktadır. ….
“GSYİH hesaplarında katma değer artış hızının, üretim artış hızına eşit olduğu varsayımı kabul edilmektedir. Katma değer/output oranı sabit varsayıldığından input/output oranındaki değişiklik katma değere yansımamaktadır. Dolayısıyla, stok değişmeleri kaleminde yer alan bilgilerin, katma değer artış hızının, üretim artış hızına eşit olduğu varsayımı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir”(6).
Bu yanıtın ilk cümlesini açıklamakta fayda görüyorum. Önce cümleyi hatırlayalım; “Harcama yöntemiyle GSYİH hesaplama çalışmalarında stok değişmeleri üretim yöntemiyle GSYİH sabit gelişme hızı esas alınarak kalıntı yöntemiyle hesaplanmaktadır.” Harcama yöntemi ile GSYİH önce cari fiyatlarla hesaplanır. Çünkü olay yaşadığınız anda gerçeklemektedir. Sonra deflatör kullanılmak suretiyle sabit fiyata dönüştürülür. Bu İstatistik çalışmalarında kalıntı olarak bazı değerler bulunabilir. Bu gayet doğaldır. Ancak kalıntı yöntemi ile bulunan değer, çalışmanın sonuçlarını etkileyecek boyuta ulaştığında, örneğin stok değişmesinin GSYİH içindeki payı yüzde 1 veya 2 nin üzerine çıktığında ekonomik yaşamın gerçeklerine uygun düşüyor mu diye hemen sorgulanması gerekir. Bu konuyu açıklığa kavuşturmak için sanayi kollarında anket çalışmaları yapılabileceği gibi, ilgili meslek odalarından bilgi ve teknik yardım alma yoluna da gidilmesi gerekir. Özellikle kalıntı yöntemiyle bulunan rakamlar peş peşe yüksek düzeyde olmaya devam ediyorsa bu tür çalışmaların mutlaka gecikmeden yapılması gerekirdi. Bu çalışmaların yapılmamış olması ekonomik veriler konusunda ciddi duraksamalara ve suallere yol açmaktadır.
Yine yukarıdaki cevapta yer alan diğer bir ifade üzerinde de durmak isterim; “Sabit fiyatlarla hesaplanan stok değişimlerinin cari fiyata dönüştürülmesinde ise toptan eşya fiyat endeksi kullanılmaktadır.” Sual stok değişimleri için yöneltildiğinden yanıtta da metodoloji açıklaması da stok değişimi ile ilişkilendirilerek verilmiştir.  Dolayısı ile bu açıklama GSYİH hesaplarına dahil tüm kalemler için geçerlidir. Bu yanıt Tablo 8 de yer alan “istatistiksel hata” rakamlarına ışık tutmaktan uzaktır. Bu durumda “istatistiksel hata” verilerinin cari fiyattan sabit fiyata çevrilmesinde çok farklı ve bilimsel olmayan bir yöntemin uygulandığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu yöntemin ne olduğu ayrıntısı ile açıklığa kavuşturulmalıdır.
Milletvekiline verilen yanıtta yer alan diğer bir husus üzerinde de durmakta fayda vardır.  Bu da, “GSYİH hesaplarında katma değer artış hızının, üretim artış hızına eşit olduğu varsayımı kabul edilmektedir” açıklamasıdır. İstatistik bilimi ve dolayısı ile TÜİK “değişmeleri” incelemek zorundadır. Bunu yapmak yerine katma değer ve üretim artış hızlarını eşit varsaymak ve bunu uzun süre uygulamak istatistik biliminin değişikliği inceleme ilkesini temelden reddetmektir. Katma değer artış hızı ile üretim artış hızının eşit olduğu varsaymak, araştırma yapmayı reddetmekle eşdeğer dogmatik bir bakış açısıdır. Böyle bir anlayış, bilimsel çalışma yapmak durumundaki kurumların aklından bile geçmemesi gereken bir düşünce tarzıdır. Üretim dallarında katma değeri belirleyen birçok unsur vardır. Bunlardan bazılarını saymak gerekirse, işgücünün eğitim düzeyi, makine-teçhizatın teknolojik seviyesi, üretimde ne düzeyde ithal ham maddesi ve ithal ara malı kullanıldığı v.b. Bu veriler her sektör için farklı olduğu gibi aynı sektör içindeki fabrikalar açısından da önemli farklılıklar gösterebilir. Bu konuda sadece iki örnek üzerinde durmak konuyu açıklamaya yetecektir. İki otomobil fabrikası olduğunu kabul edelim, bunlardan birisi yüzde 70 oranında ithal malı kullanırken diğeri yüzde 45 oranında kullanıyorsa bu iki fabrikanın yarattığı katma değer nasıl eşit varsayılabilir. Bir fabrika robot teknolojisi ile üretim yaparken aynı malı üreten bir başka fabrika emek yoğun teknoloji ile çalışıyorsa bunların yarattığı katma değerlerin eşit olduğu kabul etmek ne kadar gerçekçi olur?
TÜİK’in GSYİH hesaplamalarını “katma değer artış hızı ile üretim artış hızını eşit sayarak” yapması çok ciddi bir hata olmuştur. Bu hatasını değiştirmemekte ısrar etmesi de ayrı ve daha büyük bir hatadır. Diğer taraftan GSYİH hesaplamasında kullanılan “Girdi-Çıktı” tablolarının dönemsel olarak gözden geçirilmesi gerekmektedir. Zira üretimin kompozisyonu, ham madde kullanım yapısı, teknolojisi ve diğer unsurları zaman içinde büyük değişiklikler gösterir. Bunların yapılmaması ve yukarıdaki tabloların ortaya koyduğu çarpıcı ve gerçekleri ne kadar yansıttığı belli olmayan görüntüleri ortaya çıkarır ve GSYİH verilerini ve büyüme hızlarını ciddi şekilde soru işaretleri ile karşı karşıya bırakır.
Bu sitede yayınladığım işgücü verilerine ilişkin yazılardan da hatırlanacağı üzere, 2002 yılından bu yana işgücüne katılım oranları sürekli düşürülerek işsizlik rakamları da düşük gösterilmektedir. Ekonominin sürekli ve yüksek hızda ve hatta stoka üretim yapacak kadar büyüdüğü iddia edilen dönemde işgücüne katılım neden düşmektedir? Bunun yanıtı da yoktur.
Bu soruların yanıtı ancak kapsamlı bir araştırma gerektirmektedir. TBMM de kurulacak bir Araştırma Komisyonu vasıtasıyla; GSYİH büyüme hızları, GSYİH yapısı ve işgücüne katılım verileri üzerinde üniversitelerden katılacak uzmanların teknik yardımı ile etraflı bir araştırma yapmasında sayısız fayda olacağını düşünüyorum. Böyle bir çalışma geciktirildikçe ekonomimize ilişkin verilerin sorgulanma kapsamı da giderek genişleyecektir.
Bu siteyi izleyenler bilir, zaman zaman yazılarımda ünlü düşünürlerden alıntı yaparım. Bu yazımı da ABD Başkanı Abraham Lincoln’den (1809-1865) bir alıntı ile bitirmek istiyorum; “Vatandaşlarınızın güvenini bir kez yitirdiniz mi, onların saygı ve itimadını asla geri kazanamazsınız. Doğrudur, bazı zamanlarda halkın tümünü kandırabilirsiniz, bazı insanları her zaman aldatabilirsiniz, ancak, bütün insanları her zaman yanıltamazsınız”(7).

Hikmet Uluğbay          
 
(1) Somçağ Selim, “Türkiye’nin Ekonomik Krizi Oluşumu ve Çıkış Yolları”, 2006 Yayınevi 3. Basım.
(2) Somçağ, sayfa 171.
(3) Somçağ, sayfa 173.
(4) Somçağ, sayfa 176
(5) “Erdoğan Soruşturma İzni Vermedi”, Sabah Gazetesi 16.11.2006.
(6) Devlet Bakanlığı’nın TBMM Başkanlığına gönderdiği 14.10.2004 tarih ve B.02.0.0051031/2293 sayılı yazısına ekli DİE Başkanlığının 11.10.2004 tarih ve B.02.1.DİE.0.13.00.03/906-74 sayılı yazısına ilişik 7/3646 numaralı not.
(7) Bartlett John & Justin Kaplan, “Bartlett’s Familiar Quotations”, Little, Brown and Company 1992 16 ıncı Baskı sayfa 451.

2 Responses to “Büyüme verilerindeki oynamalar”


  • GSYİH hesaplamasında enerji yöntemi de kullanılabilir. Uzmanı olduğunuz, üretimde tüketilen ve kullanılan enerjinin, verimin sabit olduğu varsayımıyla, toplam petrol eşdeğeri karşılığını hesapladığınızda gerçek üretim değerlerinin uydurmasyonu ortaya çıkabilecektir.
    Amaçları bu ülke vatandaşlarına hizmet etmek olmayan ve dışarının yönlendrmesi ile her türlü manipülasyonu yapan mevcut çetenin, layık olduğu yerlere gelmesi umuduyla.
    Saygılarımla.

  • TÜİK tarafından 2008 yılında değiştirilmiş olan eski ulusal gelir serisinin gözden geçirilmesi gerektiği yolunda ekonomistler arasında yaygın bir kanı vardı.Eski serinin ulusal gelirimizi olduğundan daha düşük gösterdiği yolundaki kuşkuları, satın alma gücü paritesine göre hesaplanan kişi başına gelirin, TÜİK’in hesapladığından daha yüksek olması, kayıt dışı ekonominin bir türlü saptanamayan kapsamı,hesapların dayandığı kimi veri serilerinin yetersizliği, hesap yönteminin eskimiş olması gibi öteki etmenlerler yeni ulusal gelir serisi oluşturulması beklentilerini körüklüyordu.
    Beklentiler, yeni ulusal gelir dizisinin, eski diziyi yaralayan
    veri ve araştırma eksikliklerinin, yokluklarının giderilerek , keyfiliklere, olsa olsa yöntemi ile yapılan hesaplara yer vermeyen
    özenli ve nesnel bir biçimde oluşturulması idi. Ne varki yeni seri bu güveni vermekten uzak kaldı. Bende şu izlenimi bıraktı: sanki
    Başbakanın sık sık dile getirdiği 10 bin dolarlık kişisel gelir düzeyine en kısa zaman ulaşıldığını göstermeyi olanaklı kılan bir GSYİH büyüklüğü hedef alınmış ve sonra bu büyüklüğün içi doldurulmuş.

    Sizin yaptığınız değerli çalışma , bu kuşkumun bir izlenim değil,bir
    bir olgu ,bir gerçek olduğunu doğruluyor. Hedef alınmış büyüklüğün için doldurmakta kullanılan temel dolgu maddesinin stok rakkamları olduğu anlaşılıyor. Çünkü 22 yıl boyunca yüzde 6,9 ölçüsünde olan net stok artışının , 2002-2006 yıllarını kapsayan, ihracatın hızlı arttığı, iç talebin canlı olduğu 5 yıllık dönemde yüzde 29,2 ölçüsüne varmış olmasını iktisaden açıklama olanağı yoktur.Bu arada makalesinden alıntı yaptığınız Somçağ’ın “TÜİK,IMF’yi başarılı göstermek için hayali büyüme rakkamları üretiyor” görüşünün,”İMF’yi başarılı göstermek için” bölümüne katılma olanağı da yok. Eğer bu konuda bir şey söylenecek ise “Hükümeti başarılı göstermek için TÜİK hayali gelir rakkamları, dolayısıyla hayali büyüme rakkamları üretiyor “demek daha gerçekçi olur diye düşünüyorum.

    Aydınlatıcı çalışmanız için teşekkür ediyorum.

Leave a Reply

You must login to post a comment.