Neden TBMM Yerleşkesi Demir Parmaklıkla Çevrilmemeli!

Yazılı basında çıkan bir haberlerde, terör örgütünce, 17 Şubat 2016 günü Merasim Sokak’ta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin servis araçlarına bombalı saldırıda bulunulması üzerine, TBMM’nde güvenlik önlemlerinin artırılması için neler yapılması gerektiği konusunda bir toplantı düzenlendiği belirtilmiştir. Bu bağlamda alınacak diğer önlemlerin yanında, yerleşke bahçe duvarlarının, estetik bir mimari kullanılmak suretiyle, yüksek demir çitle çevrilmesine de karar verildiği basında yer almıştır[i].

Terörün arttığı bir ortamda, vatandaşların korunmasına yönelik önlemler alınırken, TBMM yerleşkesinin güvenliğini yükseltecek düzenlemelere gidilmesini doğal karşılamak gerekir. Ancak, bu önlemler çerçevesinde, TBMM yerleşkesinin çevresinin “estetik” bir düzenleme ile de olsa duvar ve demir parmaklıklarla çevrilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu benim kişisel düşüncem olduğu kadar, Cumhuriyet kurulurken, Devlet binalarının Bakanlıklar bölgesinde yerleştirilme planına baktığımda gözlemlediğim bir mimari mantığı ve felsefeyi de yansıtmaktadır. Bu mimari mantık ve felsefeyi iki görüntü serisi eşliğinde açıklamak istiyorum.

Birinci Görüntü

TBMM Yerleşkesine İçişleri Bakanlığının bulunduğu noktadan baktığınızda Görsel 1 deki görünümle karşılaşırsınız.

Görsel 1

fft22_mf2266290[1]

Görsel 1 caddeye kadar olan alanı kapsamasa bile İçişleri Bakanlığının önünden geçenler çok yakından bilirler ki, caddenin hemen yanındaki kaldırımdan sonra TBMM’nin ön bahçesi başlar. Bu ön bahçe, Yerleşke inşa edilip hizmete açıldığı günden beri, yaya kaldırımından ne bir demir parmaklıkla, ne bir bitkisel engelle, ne de bir çitle ayrılmamıştır ve ayrılması akla bile getirilmemiştir. TBMM’ne Çankaya ve Dikmen giriş kapıları arasındaki tüm bahçe doğal yapısı ve botanik güzelliği ile yaya kaldırımı ile bütünleşir. Bu kaldırımda iki kişinin yan yana yürümesi çok zor olmasına ve kaldırımla bahçe arasına hiçbir engel konulmamasına rağmen, benim bilebildiğim kadarı ile, bugüne kadar bu bahçeyi geçerek TBMM’ye girmek isteyen hiç kimse olmamıştır. Oldu ise de kimsenin aklına bir engel koymak düşüncesi gelmemiştir. Çankaya ve Dikmen kapıları arasındaki bu bahçenin engelsiz olarak yapılıp korunması, bana göre, çok anlamlı ve çok demokratik bir mesajı içermektedir. Ülke huzur ve barış içinde olduğu için bu bahçe bir engelle çevrilmemiştir. Seçtiğin ve yetki verdiğin vekillerin bu binada sana hizmet üretmektedirler, onlarla aranda hiçbir engel yoktur, onlara her an ulaşabilirsin! Bu durum, aynı zamanda TBMM Genel Kurul Salonu’nda yazılı “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” ilkesinin uygulamaya yansıtılmasıdır.

Başlangıçta basında yer aldığını yazdığım bilgiye göre, işte bu alanın “estetik” bir demir parmaklıkla kapatılması düşünülüyormuş. Bu alana estetiği ne denli zarif olursa olsun konulacak duvar ve/veya demir parmaklık, istenmese de vatandaşa; seçtiğin vekillerin kendilerini güvende hissedebilmek için bu engeli koydular ve artık senin seçtiklerine ulaşman da engellenmiştir mesajı verilmiş olacaktır.

Bu yerleşke, TBMM’nin kullandığı üçüncü ve son yerleşkedir. TBMM’nin daha önce kullandığı diğer iki yerleşkenin görüntüleri de Görsel 2, 3, 4 ve 5 de yer almaktadır.

Görsel 2

Atatürk, TBMM Binası, 1920

Kaynak: EBA.Gov.tr

1920 yılına ait görselden de açıkça görüldüğü üzere, ilk TBMM Binasının da çevresinde duvar, çit veya parmaklık benzeri koruma düzenlemesi yoktur ve Meclis, halk tarafından sevgiyle sarmalanmıştır. Bu bina 23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 arasında TBMM olarak kullanılmıştır. Görsel 3 de bu binanın 1954 tarihindeki görünümü yer almaktadır. Müze olan binanın kenarında küçük bir duvar vardır. Sanırım bu duvar, bina müze haline geldikten sonra inşa edilmiştir.

Görsel 3

34424a127ef87b0df42e08bd8d2761e9682c25ce5a218_570[1]

Kaynak: EBA.Gov.tr.

Görsel 4 de yer alan ikinci TBMM Binası 18 Ekim 1924 ile 27 Mayıs 1960 tarihleri arasında kullanılmıştır.

Görsel 4

II._TBMM_Binası[1]

Kaynak: Wikipedia.org Vedat Tek maddesi.

Görsel 4 den de görüldüğü üzere, TBMM’nin İkinci Hizmet Binası’nın ön cephesinde de demir parmaklık ve yüksek duvarla çevrilme gibi bir durum söz konusu değildir. Sadece ön bahçenin iki kenarında birer nöbetçi kulübesi vardır.

Görsel 5

CC Net Bili?im Dan??manl?k Hizmetleri

Kaynak: Wikipedia Cumhuriyet Müzesi Maddesi

Atatürk’ün TBMM Binası’ndan çıkışı gösteren bu görselde de Atatürk’ün çevresinde bir koruma çemberi görülmemektedir. Bu görsellerin de açıkça ortaya koyduğu gibi TBMM binalarının ön cephelerinde ne demir parmaklık ve ne de duvarla koruma gibi bir uygulama yer almamıştır.

İkinci Görüntü

Mevcut TBMM Yerleşkesine Güven Park’tan bakıldığında da ortaya çok anlamlı mesajlar çıkmaktadır. Bu mesajları doğru yansıtabilmek için sizlere önce TBMM’den Kızılay Meydanına kadar olan alanın bir görüntüsünü Görsel 6 da sunmak isterim.

Görsel 6

001

Kaynak: TBMM yayınları, “TBMM Binaları” sayfa 12.

Görsel 6 da bugünkü TBMM Yerleşkesinin inşa edileceği alanın 1936 yılındaki görünümü yer almaktadır. Görselde sağ en altta 1 numarada yer alan Kızılay Binası’nın hemen üzerindeki beyaz görüntülü havuz ve onun önünde 1935 yılında yapımı tamamlanan Güven Anıtı 2 numaranın hemen sağında yer almaktadır. Güven Anıtı ile TBMM Yerleşkesi arasındaki alana ise 1935 yılından başlanarak Bakanlık Binaları ve Yargıtay binası yapılmıştır. Güven Anıtı’nın arkasından TBMM’ne bakıldığında, Bakanlık ve Yargıtay Binalarının arasından Meclis Binasını net olarak görmeniz mümkündür. Güven Park-TBMM yönüne baktığınızda da hiçbir duvar ve demir parmaklık göremezdiniz. Güven Park’tan TBMM’ye bakan bir yurttaş sırasıyla şunları görür ve herhalde şunları düşünürdü. Park bitiminin hemen sağında Adalet Bakanlığı’nı görür ve toplumun ve Cumhuriyet ile kurulan Devlet’in “Adalet” temeline dayandığını duyumsardı. Sol tarafta ise Millî Eğitim Bakanlığını görüp, çocuklarının lâik ve çağdaş eğitimle yetişip, Atatürk tarafından kendilerine emanet edilen Cumhuriyet’in bilgili ve bilinçli koruyucuları olacaklarına güven duyardı. Adalet Bakanlığı’nın yanındaki Başbakanlık Binasının, Dışişleri Bakanlığı’na ayrılan kanadını görür ve ülkesinin ve ulusunun dünyadaki çıkarlarının kendi çocuklarınca korunmasının kıvanç ve gururunu duyumsardı. Dışişleri Bakanlığı ile Başbakanlığın tam karşısında ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın yanında Yargıtay binasını görür ve hak ve hukukunun, lâik ve çağdaş hukuk normları ile güven altında olmasının huzurunu duyardı. Başbakanlık Binası ise, ona bir Padişah tarafından değil, kendisinin özgür iradesi ile seçmiş olduğu, kendisi gibi sıradan bir yurttaş tarafından yönetilmekte olma mutluluk ve huzurunu yaşatırdı. Başbakanlık binasından hemen sonra İktisat ve Ziraat Bakanlığı Binasını görüp, ülke sanayi, ticaret ve tarım dahil tüm ekonomik varlıkların ve faaliyetlerinin kendi elinde olmasının sevinç ve huzurunu duyardı. Yargıtay’dan hemen sonra Bayındırlık Bakanlığı Binası görünce, ülkesindeki barajlar, köprüler, demiryolları, karayollarının kilometre veya kâr garantisi verilmiş imtiyazlı yabancı şirketlerce değil kendi devletince yapılmasının gururunu yaşardı. Başbakanlık ile İktisat ve Ziraat Bakanlığı arasındaki yoldan sağ tarafına baktığında, ülkeyi Kurtuluş Savaşı’ndan zaferle çıkaran ve her türlü dış tehdidi caydıracak gücü barındıran Genel Kurmay Başkanlığı ile Millî Savunma Bakanlığını görür ve göğsü kıvanç ve gururla dolar, buğulanan gözleri ve sessizce kımıldayan dudakları ile Atatürk’e ve şehitlerine içtenlikle minnettarlık duyguları ile dolu dualarını okur ve gazilerini de teşekkürle anardı. TBMM ile arasındaki son kamu binası olarak İçişleri Bakanlığını görünce de evinde, sokakta, parklarda, kentte ve kırsalda huzur ve mutluluk içinde yaşamasını kendi çocuklarının sağlamasının gurur ve coşkusunu yaşardı. Sonra da, canı çekerse, bu kamu binalarının arasındaki Güven Yolu’ndan hiçbir engelle karşılaşmadan yürüyerek TBMM’nin botanik güzelliklerle dolu bahçesini seyretmeye gidebilirdi. Bu Güven Yolu üzerindeki Bakanlıklar ve karşısındaki TBMM Yerleşkesinde hiçbir duvar ve demir parmaklıkla karşılaşmaması, o kişiye, demokratik ve hukuk devletinin özgür bir yurttaş olma duygusunu verir, güçlendirir ve özgüvenini yükseltirdi. Üzülerek belirtmek gerekir ki, çok sonraki yıllarda Güven Parkı’ndan başlayıp TBMM’ne uzanan Güven Yolu üzerine sınırlı da olsa bazı engeller konuldu. Bu engellerin yukarıda dile getirdiğim yurttaş duygularında bazı aşınmalara yol açmış olmasından endişe ediyorum.

O nedenle, artan terör olayları nedeniyle, ne TBMM’nin bahçesine ne de diğer kamu binalarına demir parmaklık konulmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü demir parmaklıklar veya duvarlar, Güven Yolu’nun yurttaşa verdiği duyguları zedeleyip yalnız kalma duygusu vermesinden ve terör örgütlerine de korkuttuk ve başarılı oluyoruz duygusu vermesinden endişe ediyorum.

Unutmayalım ki, Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nı “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz.” ilkesi ile yönettiği için başarılı olmuştur. O nedenle, kamu binalarına örülen her duvar, çekilen her demir parmaklık bir hat görünümü verebilir ve mücadelenin orada verileceği duygusu uyandırabilir. Güvenlik önlemleri konusunda elektronik dahil tüm teknolojilerin son derece gelişmiş olduğu bir çağda, duvar ve demir parmaklık kullanmak psikolojik olarak çok yanlış olur diye düşünüyorum.

Yazımı, Aka Gündüz’ün Ankara Marşı’nın ilk dörtlüğünün çağrıştırdığı düşüncelerimle bitirmek isterim.

“Ankara, Ankara güzel Ankara,

Seni görmek ister her bahtı kara.

Senden yardım umar her düşen dara

Yetersin onlara güzel Ankara.”

Şairin vurguladığı gibi, her dara düşen Ankara’dan yardım umar. Ankara’nın verdiği görüntü, anlayış ve kararlılık yurttaşın psikolojisi bakımından çok büyük önem taşımaktadır. O nedenle, TBMM, 2002 yılında ortadan kalkmış olan terörün bugünkü duruma ulaşmasına yol açan politikaları tartışmaya açmalı, hataları saptamalı ve yurttaşların huzur, mutluluk ve gönenç içinde bir arada yaşamalarını sağlayacak yeni politikaları oluşturup yaşama geçirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Hikmet Uluğbay

 

[i] Sarıoğlu Bülent, “Meclis’e yeni güvenlik önlemleri geliyor”, Hürriyet Gazetesi online 25 Şubat 2016. “Meclis’te ‘saray’ önlemleri” Sözcü Gazetesi 26 Şubat 2016 sayfa 4.

0 Responses to “Neden TBMM Yerleşkesi Demir Parmaklıkla Çevrilmemeli!”


  • No Comments

Leave a Reply

You must login to post a comment.