Çevre Kirliliği II

“Çevre Kirliliği I” başlığını taşıyan yazımın sonunda, izleyen yazımı, ulaştırma sektörü ve bu bağlamda taşıtların çevreyi kirletmesine ayıracağımı belirtmiştim. Bu yazıda, deniz, hava ve kara taşımacılığının çevre kirleten ve dolayısı ile küresel ısınmayı hızlandıran ve doğayı tahrip eden boyutunu ele alacağım. Ancak bu konulara geçmeden önce ulaştırma da dahil çeşitli sektörlerin ürettiği ve gelecekte üreteceği tahmin edilen karbondioksit (CO2) miktarlarını bir tablo eşliğinde görelim.  Bu amaçla Tablo 1 düzenlenmiştir.
                                       Tablo 1
              Sektörler itibariyle enerji ile ilgili CO2 üretimleri
                              (milyon ton olarak)
Sektörler          1990      2004     2010      2015      2030
Güç üretimi      6,955    10,587   12,818   14,209   17,680
Sanayi             4,474     4,742     5,679     6,213     7,255
Ulaştırma         3,885     5,289     5,900     6,543     8,246
Konut-Hizm.    3,353     3,297     3,573     3,815     4,298
Diğer               1,796    2,165     2,396      2,552     2,942
Toplam          20,463   26,079   30,367    33,333   40,420
Kaynak: Uluslar arası Enerji Ajansı,  World Energy Outlook 2006, Tablo 2.4.

Tablo 1 in incelenmesinden de görüldüğü üzere, insanlık güç gereksiniminden konutundaki etkinliklerine ulaşan bir yelpazede yaptığı enerji tüketimi nedeniyle 2004 yılında 26,079 milyon ton CO2 üretimine neden olmuşken, bu miktarın 2030 yılında 40,420 milyon tona çıkması beklenmektedir. Bu, yirmi altı yılda, yıllık CO2 üretiminin, yüzde 55 artması anlamını taşımaktadır. Ayrıca, üretilen CO2 içinde güç üretiminin payı 2004 yılında yüzde 40.6 iken, bu oranın 2030 yılında yüzde 43.7 ye çıkacağı da tahmin edilmektedir. Üstelik bu tahminler, dünyada çevre bilincinin gelişmeye başlamasından ve Kyoto Protokolu’nun imzalanmasından yıllarca sonra yapılan tahminlerdir. Tablo 1 e kaynak belgede doğayı daha az kirletecek alternatif bir senaryo üzerinde de durulmuştur. O senaryoya göre 2030 yılı toplam CO2 üretiminin 34,080 milyon tona inmesi öngörülmüştür. Bu azalmanın yeterli düzeyde olduğunu savunmak zordur. Azalmış halde dahi yıllık CO2 üretiminde 2004 yılına göre yüzde 30.7 oranında bir artış hedeflenmektedir. İnsanlık, çocuklarının ve torunlarının yaşayacağı dünya için çok daha duyarlı olmak ve çevre kirliliğini daha ciddiye almak yükümlülüğündedir. Unutmayalım ki, bugün çevreye verdiğimiz her zararlı davranışla aslında kendi çocuklarımızın ve torunlarımızın yaşamına doğrudan kastetmekteyiz. Zira, çevre kirletmeyi önleme konusunda insanlık şimdiden radikal önlemler almaz ise, çocuklarımızı ve torunlarımızı büyük sorunlar ve felaketler beklemektedir. Bu felaketlerin neler olacağını ileride, bu seri içinde, ayrı bir yazıda ele alacağım.  
Ulaştırma sektörünü incelemeye başlamadan önce sizlerle paylaşmak istediğim diğer bir bilgi de 1990-2030 döneminde üretilen ve üretilmesi beklenen CO2 miktarlarının yakıt tiplerine göre göstereceği gelişmedir. Bu tablo da çok önemlidir. Zira “Çevre Kirliliği I” başlıklı yazıdan da anımsanacağı üzere, her bir yakıt türünün aynı enerjiyi verebilmek için ürettiği CO2 miktarı büyük farklılık göstermektedir.  Bu amaçla Tablo 2 hazırlanmıştır.
                                       Tablo 2
Yakıt tiplerine göre1990-2030 döneminde CO2 üretiminin göstereceği seyir
                                   (milyon ton)
Yakıt tipleri                1990      2004       2015         2030
Kömür                      8,081    10,625    14,217      17,293
Petrol                       8,561    10,199    12,239      14,334
    -deniz ulaşımında     363         521        569           622
Doğal gaz                 3,820      5,254      6,877       8,793
Kaynak: Uluslar arası Enerji Ajansı, World Energy Outlook 2006 Reference Scenario: World sayfa 493.
Tablo 2 den de görüldüğü üzere, petrol kullanımından kaynaklanan CO2 üretimi 1990 yılında birinci sırada iken izleyen yıllarda kömür kullanımındaki artan kullanımdan kaynaklanan CO2 üretimi öne geçmiş ve petrol ile arasındaki farkın giderek açılmaya devam etmesi öngörülmüştür. Doğal gaz kullanımındaki artışa paralel olarak bu kaynağın ürettiği CO2 de artmaktadır. Ancak, doğal gaza oranla çevre kirletici etkileri daha yüksek olan kömür ve petrolün CO2 üretiminde hakim konumlarını gelecekte de koruyacağı anlaşılmaktadır.
Kömür kullanımının 2030 a giden güzergahta giderek artacak olması küresel ısınmanın daha da hızlanması anlamını taşımaktadır. Çevre Kirliliği I başlıklı yazıdan anımsanacağı üzere, 1 kW/saat elektrik üretiminde linyit yakılması halinde 1,153 gram CO2 çıkarken, taş kömüründe bu miktar 949 grama inmekte ve doğal gazda ise 370 grama düşmektedir.
Bu bilgiler ışığında şimdi ulaştırma sektörünün çevre kirletici etkisini incelemeye başlayabiliriz.   Tablo 1 den de hatırlanacağı üzere, ulaştırma sektörü 1990 yılında üretilen CO2 içinde yüzde 19.0 paya sahip iken, bu oran 2004 de yüzde 20.3 e yükselmiş ve 2030 yılında da yüzde 20.4 e ulaşarak durumunu koruması beklenmektedir.  Ulaştırma sektöründe kullanılan enerji kaynaklarının 2003 yılı verilerine göre payları Tablo 3 de görülmektedir. Görüldüğü üzere, petrol sektörün kullandığı enerjinin yüzde 95 ini karşılamaktadır.     
                                               Tablo 3
                     2003 yılında ulaştırma sektörünün kullandığı 
                         toplam enerjinin türlerine göre dağılımı
                                         (yüzde olarak)
                                Enerji tipi            Yüzde
                                Petrol                  94.9
                                Doğal Gaz              3.2
                                Elektrik                  1.1
                                Kömür                   0.3
                                Diğer                     0.5
Kaynak: IEA, The Future of Energy in Transportation Dr. Robert K. Dixon

Ulaştırma sektöründe kullanılan ve kullanılacak enerji kaynaklarının farklı ulaşım tipleri arasındaki dağılımı da bu yazıdaki incelememiz bakımından önemlidir. Bu konudaki bilgiler Tablo 4 de yer almaktadır.
                                                Tablo 4
                  Ulaştırma alt sektörlerinin kullandıkları enerji miktarı
                                (milyon ton petrol eşdeğeri)
Alt sektör                2004              2015             2030
Karayolu                 1,567             1,841            2,159
Havayolu                   238                316               419
Diğer                        165                197               226
Toplam CO2 üretimi 
        milyon ton      5,289             6,265            7,336
Kaynak: Uluslar arası Enerji Ajansı, World Energy Outlook 2006, Tablo 9.3.

Deniz taşımacılığı
Tablo 2 den de anımsanacağı üzere, suyolu taşımacılığının ürettiği CO2 miktarı, petrol kaynaklı CO2 üretiminin yüzde 5 inden azdır. Tablo 4 den de görüldüğü üzere kara ve hava taşımacılığı dışında kalan tüm ulaştırma alt sektörleri deniz ulaşımı dahil karayolunda kullanılan enerjinin diğer bir deyişle petrolün yüzde 10 u dolayında bir boyutunu kullanmaktadır. Bu boyutu göz önüne alındığında deniz ulaştırmacılığının CO2 üreterek çevre kirletici etkisinin çok düşük düzeyde kaldığı anlaşılmaktadır. Ancak suyolu ulaşımının çevre kirliliği bir yandan gemi atıklarının denize boşaltılması, diğer yandan da özellikle tankerlerin yüksüz olarak yaptıkları yolculuklarda gemi dengesini sağlamak için aldığı deniz suyunu, petrolle kirlenmiş olarak geri boşaltmasından kaynaklanmaktadır. Bu iki tür kirliliğe ek olarak tanker kazaları nedeni ile denize boşalan petrol uzun süreli çok ciddi çevre kirliliğine yol açmaktadır. Unutmamak gerekir ki bugün petrol taşımacılığında kullanılan süper tankerler bir taşımada yüz binlerce ton petrol taşımaktadır. Boru hatları ile petrol taşımacığı önemli boyutlara ulaşmış ise de, bugün dünya ticaretine konu petrolün azımsanmayacak boyutu hâlâ tanker taşımacılığı ile pazarlara ulaşmaktadır.  Kaldı ki, boru taşımacılığındaki sızıntılar ve akıntılar da ciddi ölçekli çevre kirletici etkiye sahiptir. Bu kirlenme sonucunda denizde ve karada bazı canlı türleri ciddi bedel ödemektedirler. Ayrıca, bu sızıntılar ateş aldığında bir de CO2 maliyeti eklenmektedir.
İnternet arama motorlarında petrol sızıntıları (oil spills) konusunda arama yapıldığında bu yolla deniz kirlenmesinin hiç de azımsanmayacak düzeyde olduğu görülür. Bu tür kirlenme/kirletme konusunda bir fikir vermesi amacıyla Tablo 5 düzenlenmiştir.
                                        Tablo 5
200,000 tondan fazla ham petrolün denize/karaya  döküldüğü olaylar
Olay yeri                         Tarih                   Miktar ton
Basra Körfezi              23.1.1991          780,000-1,500,000
Meksika Körfezi   3.6. 1979-23.3.1980   454,000-   480,000
Trinidad&Tobago         17.7.1979                 287,000
Özbekistan                   2.3.1992                 285,000
Basra Körfezi                4.2.1983                 260,000
Angola açık deniz         28.5.1991                 260,000
G.Afrika, Saldana Körf.   6.8.1983                 252,000
Fransa, Brittany           16.3.1978                 223,000
Kaynak: Wikipedia. 

Tablo 5 deki listeye bakarak bu tür kirlenmelerin sayıca çok az olduğu izlenimi edinilmesin. Tablo 5 e her bir olayda en az 200,000 ton petrol sızmıştır. Bu boyutta bir sızıntı ciddi bir çevre felaketidir. 200,000 tondan daha düşük miktarda petrolün çevreye aktığı olayların uzun listesine Wikipedia adresinde ulaşmak mümkündür.
Boru hattı petrol ve doğal gaz taşımacılığı da sızıntılar konusunda ciddi riskler içermektedir. Boru hatları terör saldırılarına da hedef olabilmektedir. Bu saldırılar sonucunda da ciddi sızıntılar ile hem enerji kaynağı kaybedilmekte hem de ciddi çevre kirliliği yaşanmaktadır.
Tanker ve boru hatları ile petrol ve doğal gaz taşımasının çevre kirliliği maliyetinin diğer bir boyutu da gemilerin ve boruların imalatında kullanılan malzemelerin topraktan çıkarılmasından nihai ürüne dönüşme aşamasına kadar salınan CO2 ve diğer gazlardır.
Hava yolu taşımacılığı
Tablo 4 den de görüldüğü üzere, hava yolu taşımacılığı, denizyolu ulaşımına göre daha fazla petrol tüketmekte ve gelecekte de daha fazla tüketmesi beklenmektedir. Dolayısı ile de deniz ulaşımından daha fazla çevre kirletme etkisi yaratmaktadır. Kyoto Protoklu, havayollarının ürettiği CO2 azaltmak için doğrudan kurallar koymamıştır. Havayolu ulaşımı, halen dünyada üretilen CO2 in yüzde 2 sini salmakla birlikte, saldığı CO2 in diğer kaynaklardan çıkanlara göre çok önemli bir farkı vardır. Uçakların ürettiği CO2 in önemli bölümü yerden binlerce metre yüksekte stratosferde salındığı için bu yükseklikteki soğuktan yoğunlaşarak küresel ısınmayı yükseltici etki yaratmaktadır ve ayrıca ozon tabakasına da zarar vermektedir(1). Havayolu ulaşımı dünyada en süratli büyüyen iş alanlarından birisidir. Avrupalı uçak üreticilerinin tahminlerine göre, 2007 yılında dünya havayollarında trafiğe çıkan 13,284 uçak mevcuttur ve bu sayının 2026 yılında yüzde 100 den fazla artarak 28,534 e çıkması beklenmektedir(2). Önümüzdeki yirmi yıl zarfında A.B.D. ve Çin yeni uçak siparişinde ön sıraları alacaklardır. A.B.D. esasen şimdiye kadar daima en ön sırayı ala gelmiştir. 2026 ya kadar A.B.D. nin 5,800 ve Çin’in de 3,000 den fazla ek uçak siparişi vermesi beklenmektedir.
Uluslar arası Enerji Ajansı’nın 2006 yılında yayınladığı “World Energy Outlook” isimli belge enerji kullanımına bağlı olarak üretilen CO2 miktarları hakkında çok zengin veri bulunmaktadır. Bu çerçevede enerji kullanımında verimlilik artışı ve tasarruf yöntemlerinin kullanılması halinde dahi CO2 üretim yükselirken bu yükselişin artış hızları düşmektedir. Buna göre havayolu taşımacılığının 2004-2030 döneminde üreteceği CO2 miktarları Tablo 6 da yer almaktadır.
                                            Tablo 6
2004-2030 döneminde havayollarının yakıt tüketimi ve CO2 üretimi
Yıllar                      Petrol mv/g       CO2 milyon ton
2004                           3.8                    685
2015                           4.9                    909
2030                           8.6                 1,206
Kaynak: IEA, World Energy Outlook 2006 sayfa 233.
Tablodan da görüldüğü üzere, 2004-2030 döneminde havayollarının kullandığı petrol günde 3.8 milyon varilden yüzde 126 artışla 8.6 milyon varile çıkacaktır. Bu da beraberinde üretilen CO2 miktarını yüzde 76 arttıracak ve 685 milyon tondan 1,206 milyon tona yükseltecektir. 
Londra ile Hong-Kong arasında boş denecek kadar çok az yolcu ile tek yönlü uçuş yapan bir Boing 747-400 ün ürettiği CO2 miktarı yaklaşık 100 otomobilin bir yıl boyunca üreteceği CO2 miktarına eşittir(3). Uçakların ürettiği CO2 miktarı uçtukları mesafe ile de yakından ilgilidir. Kısa mesafeli uçuşların CO2 maliyeti uzun menzile göre çok daha yüksektir. Zira uçaklar kalkış ve iniş sırasında normal uçuşlarına göre çok daha fazla yakıt harcarlar ve dolayısı ile daha fazla  CO2 üretirler.   
Diğer taraftan, havayolları arasındaki yoğun rekabet, zaman zaman uçakların boş denecek kadar az yolcuyla uçmasına da yol açmaktadır. Şirketler uçakları boş da olsa uçurmaktadırlar. Zira yolcu yokluğu veya azlığından bir havayolunun sefer iptal etmesi ticari anlamda intihar etmesi demektir. Dolayısı ile havayollarının ürettiği CO2 bir bölümü yolcu hizmetine dönüşemeden üretilmektedir. Bunun da çevreye maliyeti çok yüksek olmaktadır.
Bu bölümde incelenen havayollarının CO2 hesaplarına askeri amaçlı uçuşlar dahil değildir. Onlar da dahil edildiğinde hava ulaşımının CO2 üretim miktarı daha da artacaktır.
Karayolu taşımacılığı
Tablo 1 den de anımsanacağı üzere, ulaştırma sektörü 2004 yılındaki 5,289 milyon ton CO2 üretimi ile tüm enerji kaynakları tarafından üretilen CO2 in yüzde 20 sinden fazlasına neden olmaktadır. Üretilen bu CO2 in yaklaşık yüzde 80-85 aralığında bir bölümü de karayolu taşımacılığından kaynaklanmaktadır. Diğer bir deyişle karayolu taşımacılığı, toplamda üretilen CO2 in yüzde 16-17 sinden sorumludur.
1950 yılında dünyada trafiğe kayıtlı motorlu taşıt sayısı 53.1 milyon adet otomobil ve 17.3 milyonu da kamyonet, minibüs, kamyon ve otobüs ve benzeri ticari araçlar olmak üzere toplam 70.4 milyon iken, bu sayılar 2005 yılında sırasıyla 617.2 milyonu otomobil, 245.2 milyonu (SUV, kamyonet, minibüs, kamyon ve otobüs) ticari taşıtlar olmak üzere toplamda 862.4 milyona ulaşmıştır(4).
Motorlu taşıt sayılarındaki artışlarda, gelişmekte olan ülkeler ve bu bağlamda Çin ve Hindistan gibi çok nüfuslu ülkelerdeki taşıt sayılarındaki artışların önemli bir yeri vardır. Bu konuda bir fikir vermesi amacıyla Tablo 7 düzenlenmiştir.
                                               Tablo 7
                    1980-2005 döneminde çeşitli ülkelerdeki 
               motorlu taşıt sayılarındaki gelişmeler (000 ilavesiyle)
                            Otomobil                     Ticari Taşıtlar
Ülkeler           1980            2005          1980              2005
ABD           121,601       132,909       34,195         104,788
Japonya       23,600          57,091      14,197           16,734 
Almanya       23,236         46,090        1,617             3,133
İngiltere       15,438          30,652       1,920             3,943
Fransa         18,440          30,100       2,550             6,198
Çin                   351           8,900       1,480            21,750
Hindistan       1,607 *         7,654        1,045 *          4,415
Türkiye             742           5,773           428             2,654
Dünya       320,390        617,172       90,592         245,248
• Hindistan’ın 1980 yılında gösterilen verileri 1985 yılına aittir.
Kaynak: Transportation Energy Data Book Edition 26-2007 Tablo 3.1 ve 3.2, DİE İstatistik Göstergeler 1923-1998 sayfa 351, Otomobil Sanayi Derneği 2007 Raporu Türkiye Araç Parkı.
Tablo 7 den de görüldüğü üzere, Çin, Hindistan, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde motorlu taşıt parkı süratle artmaktadır. 2030 a giden güzergahta gelişmekte olan ülkelerdeki motorlu taşıt sayıları çok daha artacaktır. Zira, 2004 yılında Asya kıtasında 1,000 kişiye düşen motorlu taşıt sayısı 47 ve Afrika’da 23 tür. Oysa aynı sayılar AB ve ABD de sırasıyla 547 ve 782 dir. Dünya ortalaması ise 132 dir. Bu veriler göz önüne alındığında Çin ve Hindistan gibi ülkelerin motorlu taşıt sayılarındaki artış potansiyeli de açıkça görülmektedir. Çin İstatistik Kurumu’nun çalışmalarına göre, Çin ekonomisinin büyüme hızı ortalama yüzde 6 dolayında olur ise 2020 yılında motorlu taşıt sayısı 54.5 milyona, ekonomik büyüme yüzde 10 düzeyini korur ise 2020 yılındaki motorlu taşıt sayısı ise 110.2 milyona çıkacaktır. Bu arada başta ABD olmak üzere, ticari araç sayılarında 1980-2005 döneminde önemli artışlar yer almıştır. Bu gelişmenin gerisinde SUV ve pick-up türü hafif ticari araçların kent içinde otomobil yerine kullanılmaya başlamasının da önemli rolü olmuştur. Bu tür araçların akaryakıt tüketimleri dolayısı ile de CO2 üretmeleri normal otolara oranla çok daha yüksektir ve bu nedenle de çevre kirletmeye büyük katkıları olmaktadır. 
Yukaridaki sayılara, traktör, iki tekerlekli motorlu taşıt araçları, inşaat makinaları ve askeri kullanımdakiler dahil değildir. Bunlar da dahil edildiğinde dünyada CO2 üreten her türlü taşıt aracının sayısı 1 milyar sayısının üzerinde çıkar.
Bu arada, motorlu taşıtlar yaşlandıkça çevre kirletici etkileri de artar. ABD de dahi 15 yaş ve üzeri otomobillerin binek arabası parkının yüzde 16.1 ini, ticari araçlarda ise yüzde 17.3 ünü oluşturduğu göz önüne alınırsa diğer ülkelerde yaşlı motorlu taşıt rasyolarının daha yüksek olduğu kolayca anlaşılır. TÜİK’in verilerine göre, ülkemizde 2007 deki 12,277.4 bin motorlu taşıttan 1,534 bini veya yüzde 12.5 i  1980 yılı ve öncesine aittir. Diğer bir deyişle motorlu taşıt parkımızın yüzde 12.5 i 27 yaş ve üzeri taşıtlardır. ABD de olduğu gibi 15 yaş üzerinden hesap yapılır ise yaşlı motorlu taşıtların rasyosu yüzde 30 lar düzeyini aşabilir.   
Motorlu taşıtların kilometre başına ürettikleri CO2 miktarları da modelden modele çok önemli değişiklikler göstermektedir. Örneğin normal bir binek arabası ile bir arazi cipinin her bir kilometrede ürettikleri CO2 miktarları farklıdır. Yine binek otomobilleri ve cipler ve hafif ticari araçlar da motor güçlerine ve ağırlıklarına göre farklı düzeyde yakıt tüketirler ve dolayısı ile farklı miktarda kirlenmeye yol açarlar. Bunların dışında kullanıcı hatalarına göre de CO2 üretimi artar. Bu son konuya ileride ayrı bir yazıda değinilecektir.
Halen piyasada bulunan 2007 ve 2008 yılı model binek arabalının kilometre başına ürettikleri en düşük düzey CO2 104 gramdır. Ağır ve güçlü motora sahip binek arabalarında bu rakam 300 gramın üzerine çıkabilmektedir. Cip ve benzeri sınıf araçlarda ise kilometre başına CO2 üretimi 500 grama kadar ulaşabilmektedir. Bu rakamlara kötü araç kullanımından kaynaklanan ek CO2 miktarları dahil değildir. Bu konu araç tipleri itibariyle kilometre başına üretilen CO2 miktarını öğrenmek isteyen okurlar “simi.ie/2008 CO2 emission guide”  ve “vcacarfueldata.org.uk” sitelerine bakabilirler. 
Motorlu taşıtlar çevre kirliliğine şu açılardan da katkıda bulunurlar; motorlu taşıt üretiminde kullanılan maden ve kimyevi maddelerin imalatının çevre kirletici etkisi çok yüksek boyuttadır. Dünyada 2006 yılında 49,886,549 u otomobil ve 19,240,607 si ticari araç olmak üzere toplam 69,127,156 motorlu taşıt üretilmiştir(5). İkinci boyut ise askeri amaçlı kullanım dışı kalan dünyadaki yaklaşık 900 milyonu aşkın motorlu taşıtların bakımları sırasında ortaya çıkan motor yağları ile kullanılmış parçalarından kaynaklanan kirliliktir. Bu çerçevede, taşıtların eski lastiklerinin ısınma ve diğer amaçlı yakılmaları da ek bir çevre kirlenmesi yaratmaktadır.
Kötü araç kullanımının yol açtığı ek kirlenmelere CO2 katkısını nasıl azaltabiliriz konusunu işleyeceğim ayrı bir yazıda değineceğim. Şimdiden bu konuda bilgi edinmek isteyen okurlar bu sitede yer alan “Havamız Neden Kirleniyor?” başlıklı yazıya bakabilirler.
Çevre kirliliği konusunda hazırlayacağım izleyen yazımda, güç üretimi ve bu bağlamda kömür kullanımının yol açtığı kirlilik üzerinde duracağım. Ülkemiz dahil bir çok ülke elektrik enerjisi gereksinimlerini karşılamak üzere yoğun bir biçimde yatırım yapma hazırlığı içindedir. O nedenle bu konularda bilgi sahibi olmamız Hükümetlerin elektrik enerjisi konusunda yapmaya niyetlendikleri yeni yatırımlar konusunda bilinçli tavır sergileyebilmemiz bakımından da önem taşımaktadır.

Hikmet Uluğbay

(1) Roosevelt Margot, “Aircraft emission cuts urged” Los Angeles Times December 5, 2007.
(2) Milmo Dan, “Aircraft numbers may double by 2026”, The Guardian February 8, 2008.
(3) Brown Jonathan “Outrage over airlines’ empty ghost flights”, The Independent March 18, 2008.
(4) Transportation Energy Data Book: Edition 26-2007, Tablo 3.1 ve 3.2.
(5) “worlddometers.info/cars” isimli web sitesi.

 

0 Responses to “Çevre Kirliliği II”


  • No Comments

Leave a Reply

You must login to post a comment.