İşgücü Verilerinde Oynamalar II

Türkiye’nin işgücü verilerine yönelik ilk yazıyı bu sitede 15 Şubat 2007 ta rihinde yayınlamıştım. Şimdi 2007 yılı işgücü verileri açıklandığı için o yazımda yer alan bazı hususları yeniden değerlendirme yanında yeni bazı hususları da bu yazıda incelemek istiyorum.
Türkiye İstatistik Kurumu, 6 Mart 2008 tarih ve 36 sayılı Haber Bülteni ile “Hanehalkı İşgücü Araştırması 2007 Yıllık Sonuçları”nı açıklamıştır. Bu Haber Bülteninde yer alan bilgilere göre 2007 yılında işsiz sayısı 2006 yılına göre 38 bin kişi artarak 2 milyon 333 bin kişiye yükselmiştir. İşsiz sayısındaki artışa rağmen işsiz oranı yüzde 9.9 düzeyinde kalmıştır. Aynı bültene göre, tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 12.6 düzeyindedir.
Bültende yer alan diğer ilginç bilgiler de şöyledir; 1) lise altı eğitimlilerde işgücüne katılım oranı yüzde 46.4 iken yüksek öğrenim mezunlarında bu oran yüzde 78.6 dır. 2) Lise altı eğitimlilerde erkeklerin işgücüne katılma oranı yüzde 70.7 iken, bu oran kadınlarda yüzde 21.3 düşmektedir. 3) Lise ve dengi okul mezunlarında erkeklerin işgücüne katılma oranı yüzde 73.3. iken kadınlarda bu oran yüzde 31.7 düzeyinde kalmaktadır. 4) Yüksek öğrenim mezunlarında erkeklerin işgücüne katılma oranı yüzde 83.9 iken, bu oran kadınlarda yüzde 70.4 tür.
Kadınların işgücüne katılım yüzdeleri ile eğitim düzeyleri arasındaki ilişki çok dikkat çekicidir. Lise ve dengi eğitim almamış kadınlarda işgücüne katılım yüzde 23.1 dir. Bu kadın çalışanların hemen tamamı da tarım sektöründe çalışmaktadır. Tarım dışı sektörde bu eğitim düzeyi hem iş bulamamakta hem de aile çalışmalarına muhtemelen izin vermemektedir. Lise ve dengi eğitim almış kadınların işgücü katılımları yüzde 31.7 iken üniversite eğitimi almış kadınların işgücüne katılım oranı  yüzde 70.4 tür. Bu çarpıcı farklılığın temelinde lise ve dengi eğitim alanların iş bulma güçlükleri yanında lise ve dengi eğitimli kadınları çalıştırmama konusunda eş ve aile baskısının da bir ölçüde katkısı olduğu söylenebilir.
Hürriyet Gazetesi’nin 6 Mart 2008 tarihli sayısında, CHP Milletvekili Fevzi Topuz’un Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’ya yönelttiği soru önergesine yer verilmiştir. Soru önergesinde, kadınların işgücüne katılma oranının devamlı düştüğüne işaret edilmekte ve bunun nedenleri konusunda bilgi talep edilmektedir. Yanıt basında yer alırsa bizler de öğrenebileceğiz. Ancak hemen şu kadarını belirteyim ki, bu yazıda yer alan verilerden de görüleceği üzere, kadının işgücüne katılımında Türkiye’nin durumu dünya ölçeğinde pek parlak değildir.
TÜİK’in bilgileri ışığında 2007 yılı sonu itibariyle Türkiye’nin işgücü verilerinde yer alan gelişmeleri incelemeye başlayabiliriz. Türkiye’nin nüfus ve istihdam verilerinin 2002-2007 döneminde gösterdiği gelişmeler Tablo 1 de yer almaktadır.
Tablo 1 in incelendiğinde ilk bakışta garip bir görüntü ortaya çıkmaktadır. Türkiye’nin kurumsal olmayan nüfusu ve diğer veriler düzenli bir artış eğiliminde iken, 2006 yılında kurumsal olmayan nüfus dahil tüm sayısal veriler düşüş göstermektedir. Bu durumun nedeni 2006 yılında çıkarılan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında oluşturulan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) 2007 Nüfus Sayımı sonuçları 31 Aralık 2007 tarihinde açıklanmasına rağmen, TÜİK 2006 verilerini de o sonuçlara göre yeniden düzenlemiştir. O nedenle de Tablo 1, bir anlamda, elma ve armutların bir arada olduğu bir yapı görünümü almıştır.  TÜİK’in yaptığı ADNKS çalışması sonucunda, azaltılan nüfusun hangi ilde, hangi yaş grubunda, hangi cinsiyette, hangi eğitim düzeyinde ne kadar azaltıldığı henüz açıklanmadığı için araştırma yapanların geçmiş nüfus serileri ile bağları ciddi şekilde zedelenmiştir. TÜİK’in yukarıda değinilen alanlardaki sorulara yanıtını süratle açıklaması ve seri düzeltmesini en az 2000 yılına kadar geri götürmesi akademik çalışmalar bakımından büyük önem taşımaktadır. Ancak TÜİK, ADNKS verilerine dayanarak geçmiş serilerde gerekli düzeltmeleri yapıncaya değin incelemelerimizi bu karışık verilere dayandırmaya mecburuz.

                               Tablo 1
2002-2007 işgücü durumu (000 ilave edilecektir)
          K. olmayan   15 yaş +                                      İşgücüne
Yıllar    sivil nüfus    nüfus       İşgücü  İstihdam   İşsiz   katılım %
2002     68,393      48,041  23,818      21,354    2,464     49.6
2003     69,479      48,912  23,640      21,147    2,493     48.3
2004     70,556      49,906  24,289      21,791    2,498     48.7
2005     71,611      50,826  24,565      22,046    2,520     48.3
2006     68,133      48,485  23,250      20,954    2,295     48.0
2007     68,897      49,215  23,523      21,189    2,333     47.8
Kaynak: 2005 ve öncesi için TÜİK web sayfaları Tablo III.1.1 İşgücü Durumu başlıklı tablo ve 2006 ve sonrası için 6 Mart 2008 tarihli TUİK Haber Bülteni.

Tablo 1 in ortaya koyduğu ilginç görüntülerden birisi işgücüne katılım oranının 2002 yılındaki yüzde 49.6 düzeyinden 2007 yılında yüzde 47.8 e inmesidir. Diğer bir deyişle AKP iktidarı döneminde işgücüne katılım oranı 1.8 puan düşmüştür. Eğer işgücüne katılım 2002 düzeyinde kalmış olsa idi 2007 işgücü 24,411 bin kişi olacak ve dolayısı ile de işsiz rakamı 2,333 bin değil 3,221 bin kişi olacaktı. İşgücüne katılım oranının düşmesi beraberinde bir çok soruyu da getirmektedir. Bu sorular üzerinde durmadan önce bir hususu daha saptamakta fayda vardır. İşgücüne katılımın düştüğü dönemde ekonomide büyüme mi yoksa küçülme mi vardır? AKP iktidarı döneminde gerçekleşen ekonomik büyüme oranları Tablo 2 de yer almaktadır. Ancak tablodan da görüldüğü üzere büyüme rakamları da iki seri halindedir. Zira, TÜİK ekonomik büyüme rakamlarını da geriye doğru değiştirmiştir. Bunun sonucunda da kişi başına milli gelir bir gecede 2,020 dolar dolayında artıvermiştir. Siz böyle bir artışı kendi bütçenizde hissetiniz mi bilemem. Ancak hissetmeyen epeyce bir vatandaş kesimi olacak. Tablo 2 nin incelenmesinden de görüldüğü üzere, AKP iktidarı döneminde önce yükselen sonra da devamlı gerileyen bir ekonomik büyüme görülmektedir.  Dolayısı ile ekonominin küçülen oranda da olsa büyüme eğilimini sürdürdüğü bir ortamda işgücüne katılım oranının devamlı düşmesi kolayca kabul edilebilecek makul bir gelişme olamaz. Bunun nedenlerinin irdelenmesi gerekecektir. 
                                    Tablo 2
2002-2007 döneminde ekonomik büyüme oranları
                          (yüzde olarak)
                                   Gözden geçirilmiş
Yıllar  Büyüme oranı %    Büyüme oranı %
2002    7.9                             6.2
2003    5.9                             5.3
2004    9.9                             9.4
2005    7.6                             8.4
2006    6.0                             6.9
2007 t  4.0 +                         5.0
Kaynak: Hazine Müsteşarlığı web sayfaları, 2007 için yazarın beklentisi ve yeni seri Hürriyet Gazetesi 9 Mart 2008 sayfa 9.

TÜİK’in veri tabanına yakından bakıldığında genel işgücüne katılımdan daha hızlı bir düşüşün kadınların işgücüne katılımında yer aldığı gözlemlenir. Bu bilgiler Tablo 3 de yer almaktadır. Tablo 3 ün incelenmesinden de görüldüğü üzere, Türkiye’de kadın nüfusun işgücüne katılan bölümü 2002 deki yüzde 27.9 puan düzeyinden 3.1 puan gerileyerek 2007 yılı sonunda 24.8 e inmiştir. Bu önemli bir azalmadır.
                                     Tablo 3
Kadınların işgücüne katılımının izlediği seyir
                          (000 ilave edilecektir)
            15 yaş üzeri     Kadın       Tarımdaki         İşgücüne
Yıllar      kadın nüfus     işgücü       Kadın işgücü    katılım %
2002      24,214           6,760        3,674               27.9
2003      24,652           6,555        3,447               26.6
2004      25,150           6,388        3,299               25.4
2005      25,617           6,352        2,943               24.8
2006      26,067           6,480        2,816               24.9
2007      24,861           6,159        2,616               24.8
Kaynak: TÜİK web sayfaları istihdam istatistikleri.   

Tablo 3 ayrıca, kadınların tarım sektöründe çalışan boyutunun da 3,674 binden, bir milyon elli sekiz bin azalarak, 2,616 bine indiğini göstermektedir. Diğer bir deyişle 2002-2007 döneminde tarımda çalışan kadın sayısı yüzde 28.8 azalmıştır. Ne olmuştur? Bu soruya anlamlı bir cevap arayabilmek için erkeklerin tarım sektöründeki çalışma boyutuna da bakmak gerekir. TÜİK’in ilgili veri tabanına bakıldığında 2002 yılı sonunda 3,384 bin erkek tarım sektöründe çalışırken bu sayı 2007 sonunda 2,985 bine inmiştir. Diğer bir deyişle, tarım sektöründeki erkek işgücü de yüzde 21.1 oranında azalmış veya  799 bin erkek de tarım sektöründe çalışmamaya başlamıştır.
Kadın işgücü verileri ile birlikte değerlendirildiğinde 1,058 bini kadın ve 799 bini erkek olmak üzere toplamda 1,857 bin kişi tarım sektöründe işgücünden çekilmiş ve kentlere göçmüş görünmektedir. Aslında tarım sektöründe miras yolu ile arazilerin küçülmesi sonucunda topraklarını boş bırakma, yarıcıya verme veya büyük şirketlere satma veya kiralama yöntemi ile 2 milyona yakın tarım işgücü, işgücünden beş yılda çekilmiş görünmektedir. Tarım arazisi sahibi ana-baba kira geliri ile yaşayabileceği düşünülse dahi çocuklar ne olmuştur? Muhtemelen kentlerdeki işsizler ordusuna katılmışlardır. Ancak TÜİK bunları işsiz sayısına eklemek yerine işgücüne katılma oranlarını düşük göstermeyi tercih etmiş görünmektedir.
Hatırlanacağı üzere, AKP Hükümetİ’nin Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, 10 Ekim 2007 tarihli Hürriyet gazetesinde Türkiye’nin 2025 veya 2050 yılında dünyanın 11 inci ekonomisi olacağını ileri sürmüştü. Bu açıklamayı, bu sitede “Dünya’nın 11 inci Ekonomisi Olabilmek” başlıklı yazımda ayrıntısı ile irdelemiştim. O yazıda yer alan hususları yinelemeden, bu yazıda işgücüne katılım oranının genelde düştüğü ve kadınlarda ise esasen düşük olan işgücüne katılım oranın daha da indiği bir ortamda bunun mümkün olup olamayacağını bazı örneklerle göstermek istiyorum.     Bu bağlamda Türkiye ile çeşitli ülkeleri farklı gruplar halinde karşılaştırarak kadının işgücüne katılım oranı ile işgücüne katılan kadının eğitim durumuna göre gelişmişlik konusunu ele alacağım. Bu konuda ilk karşılaştırma Tablo 4 de yer almaktadır.
                                              Tablo 4
                 Kadınların ekonomik faaliyetlere katılımı
                 2005 yılı   2005 yılı   1995-2005    1995-2005   2005  2006
                Eko. Faa.  K. Kadın/  Kadın ist.       Kadın ist.    Liseye       K.B.
Ülkeler  1990=100      Erkek %  Tarımda         Hizmetler    brüt kayıt  M.G.
ABD              105          82           1                  90             95       44,970
Japonya           96         66            5                  77           102       38,410
Fransa           105         79            3                  84           116       36,550
Almanya         114         77            2                  82            99       36,620
İspanya          132         66            4                  84          127       27,570
G. Kore          107         68            9                  74            93       17,670
Yunanistan     121         67          14                   76          101       21,690
Türkiye            81         36           52                  33            68         5,400
Kaynak: UNDP Human Development Indexes Gender Inequality In Economic Activity ve Dünya Bankası Economic Indicators 2006.
Tablo 4 ün incelenmesinden de görüleceği üzere, kadınların ekonomik faaliyetlere katılımı 1990 daki düzeyine göre tabloda yer alan ülkelerin hemen tamamında artarken, sadece Japonya’da 96 ya ve Türkiye’de 81 e inmiştir. Türkiye’de kadınların ekonomik faaliyete katılımı bu kadar hızla düşerken, Türkiye diğer ülkelerle arasındaki gelişmişlik farkını nasıl kapatacaktır. Son yıllarda yükselen kişi başına milli gelir artışı, bana göre, kalıcı bir artış değil yapay döviz kurlarının yarattığı bir yanılsamadır.
Tablo 4 de yer alan diğer bir veri de 2005 yılında 15 yaş üzeri kadınların erkeklere göre işgücüne katılım oranıdır. Bu veri bazında Türkiye 2005 yılında yüzde 36 ile en geridedir. Tabloda kadın işgücünün iki ekonomik faaliyet türü arasındaki dağılımı da yer almaktadır. Dikkat edilirse, Türkiye’de kadın işgücünün yüzde 52 si tarımda çalışırken, sadece yüzde 33 ü hizmetler sektöründe çalışmaktadır. Milli gelirin oluşumu, katma değerler toplamıdır. Tarımda çalışan bir kişi ile hizmetler sektöründe (eğitim, bankacılık, sigorta, avukatlık, doktorluk v.b.) çalışan bir kişinin yarattığı katma değer arasında çok büyük farklılık vardır. Tablo 4 den de görüldüğü üzere bütün gelişmiş ülkelerde kadın işgücünün tarımdaki payı tek hanelerdedir, buna karşılık hizmetler sektöründeki payları yüzde 70 in üzerindedir. İşte gelişmişlik düzeyini belirleyen en önemli faktörlerden ikisi de kadının eğitim düzeyi ve buna bağlı olarak çalıştığı sektördür. Tablo 4 de lise ve dengi eğitim düzeyine kadınların brüt kayıt oranları yer almaktadır. Bu orana bakıldığında da Türkiye yine en geridedir. Kadınların eğitim düzeyi, çalışıp çalışmaması ve çalıştığı sektörün katma değeri o ülkenin gelişmişlik düzeyini belirlemektedir.
Bu noktada bazı okurlar, karşılaştırmanın gelişmiş ülkeler ile Türkiye arasında yapılmasının haksız olduğunu ileri sürebilirler. Bu görüşe katılmak mümkün değildir. Zira bu listede yer alan G. Kore’nin kişi başına milli geliri 1970 yılında Türkiye’nin çok gerisinde idi. Yine de bu okurlara tamamlayıcı bilgi sunmakta fayda görüyorum. Bu amaçla Tablo 5 düzenlenmiştir.
                                                 Tablo 5
                      Kadınların ekonomik faaliyetlere katılımı
             2005 yılı   2005 yılı  1995-2005  1995-2005  2005    2006
            Eko. Faa.  K. Kadın/  Kadın ist.     Kadın ist.   Liseye      K.B.
Ülkeler  1990=100  Erkek %  Tarımda      Hizmetler   brüt kayıt  M.G.
Arjantin         139     70            1              88            89         5,150
Brezilya          127    71          16               71          111         4,730
Meksika          116    50            5               76           83          7,870
Polonya            83    78          17               66           99          8,190
Türkiye             81    36          52               33           68          5,400
Kaynak: UNDP Human Development Indexes Gender Inequality In Economic Activity ve Dünya Bankası Economic Indicators 2006.

Tablo 5 e ekonomik gelişmişlik düzeyi Türkiye’ye yakın ülkeler dahil edilmiştir. Bu tabkonun incelenmesinden de görüleceği üzere, Türkiye bu grup içinde de kadının işgücüne katılımı ve katma değeri yüksek sektörlerde istihdamı ve en az lise dengi eğitime katılım konularında da en geridedir. Bu gruptaki ülkelerin ekonomik gelişme potansiyeli Türkiye’nin üstündedir. Unutmayalım ki, Türkiye Brezilya’nın karasularında petrol aramamakta, Brezilya Karadeniz’de petrol aramaktadır.
Kadının ekonomik faaliyetlere katılımı konusunda Türkiye’yi bağımsızlıklarını çok yeni kazanmış kardeş Türk Cumhuriyetlerle yapmakta da fayda vardır. Bu amaçla Tablo 6 düzenlenmiştir. 
                                                Tablo 6
                      Kadınların ekonomik faaliyetlere katılımı
              2005 yılı    2005 yılı  1995-2005  1995-2005  2005    2006
              Eko. Faa.  K. Kadın/  Kadın ist.     Kadın ist.   Liseye    K.B.
Ülkeler  1990=100   Erkek %   Tarımda       Hizmetler   brüt kayıt M.G.
Azerbaycan      95        82          37             54             81       1,850
Kazakistan     106        87          32             58             97       3,790
Kırgızistan        94       74           55             38            87          490
Özbekistan       95       78           …               …             93          610
Türkmenistan   94        83           …               …             …           650
Türkiye            81        36          52             33             68       5,400
Kaynak: UNDP Human Development Indexes Gender Inequality In Economic Activity ve Dünya Bankası Economic Indicators 2006.

Kişi başına milli gelir hariç kadınların ekonomik ve eğitim faaliyetlere katılımına yönelik tüm göstergelerde kardeş Türk Cumhuriyetleri de Türkiye’den öndedir. Bu devletlerin eğitimdeki durumları ve kadının ekonomik faaliyetlere katılımı onlara çok önemli bir ekonomik gelişme potansiyeli vermektedir.
Bu konuda son karşılaştırmayı Müslüman ülkeler arasında yaparak yazımı tamamlayacağım.  Bu konudaki bilgiler Tablo 7 de yer almaktadır.
                                                Tablo 7
                        Kadınların ekonomik faaliyetlere katılımı
             2005 yılı    2005 yılı   1995-2005   1995-2005 2005     2006
             Eko. Faa.   K. Kadın/  Kadın ist.      Kadın ist.  Liseye       K.B.
Ülkeler  1990=100   Erkek %  Tarımda        Hizmetler   brüt kayıt  M.G.
Endonezya     101      60          45               40            63         1,420
İran              180       52          34               37            78         3,000
Kuveyt          141       58          …                …              98       30,630
Malezya         105       57          11               62            81         7,870
Pakistan        117       39          65               20            23            770
S. Arabistan  118       22            1               98            86       12,510
Suriye           135       44         58                35            65        1,570
Türkiye            81      36          52                33           68        5,400
Kaynak: UNDP Human Development Indexes Gender Inequality In Economic Activity ve Dünya Bankası Economic Indicators 2006.

Tablo 7 de yer alan İslam ülkeleri içinde de Türkiye, kadının işgücüne katılım endekslerinde Suudi Arabistan ve Pakistan’dan iyi konumda olup, lise ve dengi eğitim kademesine brüt kayıt oluşta ise sadece Pakistan’ın önünde bulunmaktadır.
Görüldüğü üzere, Türkiye, kadın nüfusunun yeteneklerine eğitim yolu ile gerekli yatırımı yapmadığı, zorunlu eğitimi 11-12 yıla çıkarmadığı, mesleki-teknik eğitime gereken önemi vermediği ve kadınların çalışmasına yönelik önyargılarını düzeltemediği ve kadınların işlevini çocuk yapma ile sınırlı görmeye devam ettiği için ekonomik ve sosyal gelişmesini pranga altına almış durumdadır. Şunu da unutmamak gerekir ki, kadının eğitim kalitesinin yükselmesi, erkek nüfusun eğitim kalitesinin yükselmesini de garanti altına alan çok önemli bir husustur. Türkiye, kadınlarının sahip olduğu potansiyeli yaşama geçirmediği sürece çağdaş ve gelişmiş demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olma sürecinde çok düşük ivme ile yol almak durumunda kalacaktır.

Hikmet Uluğbay

0 Responses to “İşgücü Verilerinde Oynamalar II”


  • No Comments

Leave a Reply

You must login to post a comment.