Petrol Üretiminin Tavan Yapması(Peak Oil)

Türk Petrol Yasası’na yönelik değerlendirmelerim çerçevesinde sıkça, “petrol üretiminin tavan yapması” (bundan böyle kısaca PÜT olarak anılacaktır) kavramına  değinmiştim. Gerek o yazıların daha iyi yorumlanabilmesi ve gerek Büyük Orta Doğu Projesi’nin daha iyi anlaşılabilmesi için PÜT konusunun net bir biçimde bilinmesi gerekmektedir. Yabancı basında PÜT konusunda yeniden yazılar yayınlamaya ve yeni kitaplar piyasaya sunulmaya başlandı. Bu gelişmeler ışığında PÜT’e yönelik düşünce ve bilgilerimi okurlarla paylaşmanın uygun olacağını düşündüm.
“Petrol üretiminin tavan yapması(PÜT)” veya İngilizce karşılığı ile “peak oil” kavramı ile ifade edilmek istenen şey, petrol üretiminin belli bir noktaya kadar artacağı ve bir zirveye ulaştıktan sonra kısa bir süre üretimin o düzeyde sabit kalacağı ve daha sonra üretimin düşmeye başlayacağıdır. Petrol üretimindeki bu gelişme istatistik konusunda ders almış olanların kolayca hatırlayacağı üzere “çan eğrisi”nden başka bir şey değildir. Bu kuram her bir petrol kuyusu için olduğu kadar, petrol üreten ülkeler için ve toplam dünya üretimi için de geçerlidir. Bu kavramı bir başka şekilde de açıklamak olasıdır. Petrol üretimi, her yıl tüketilen miktardan daha fazla petrol ihtiva eden yeni petrol yatakları bulunduğu sürece artacaktır, yeni bulunan petrol yataklarının sahip olduğu petrol miktarı her yıl tüketilene eşit kaldığı sürece “petrol üretimi tavan yapmış” olacaktır. Daha sonra da petrol üretimi geçmiş yıllara göre azalmaya başlayacaktır.
Independent gazetesinde çıkan bir habere göre, dünya petrol üretimi dört yıl içinde tavan yapmış olacaktır(1). Aynı yazıda, dünyanın keşfedilmiş petrol rezervlerinin bugünkü üretim seviyesinin (85 milyon varil/gün) aynen korunması kaydıyla ancak 40 yıllık dünya tüketimini karşılamaya yetebileceği de araştırmalara atfen belirtilmektedir. Konunun uzmanlarından Colin Campbell’e göre, ucuz ve kolay çıkarılabilen petrol yataklarında üretim esasen 2005 yılında tavan yapmıştı. Ağır petrol diye tanımlanan petrol yatakları ile derin denizlerdeki ve kutup bölgelerindeki yatakların üretim verimlilikleri de göz önüne alındığında, dünya petrol üretiminin 2011 yılında tavan yapacağını Campbell  ileri sürmektedir.
Petrol üretiminin tavan yapacağına ilişkin teorilere karşı çıkanlar da vardır. Bunların da sayısı az değildir. Her iki yöndeki görüşler konusunda daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler internet arama motorlarına “peak oil” veya “oil depletion” ibarelerini yazdıklarında sırasıyla 8,140,000 ve 1,270,000 dosya olduğunu göreceklerdir.
Petrol üretiminin tavan yapacağına ilişkin olarak yayınlanan en son kitaplardan birisi de İngiliz araştırmacı yazar Jeremy Legget’in yazdığı “Half Gone” (Yarısı Bitti)dir.  Legget savunduğu savı küresel ısınma ile karşılaştırarak ileri sürmektedir. Ona göre küresel ısınmaya da kimse inanmıyordu. Ama olay tüm çıplaklığı ile insanlığın yaşamını etkilemeye başlamıştır.
PÜT’e petrol şirketleri yöneticileri ve siyasetçiler karşı çıkıyorlar veya sessiz kalmayı tercih ediyorlar. Ancak onların bu tutumu konuya ilişkin tartışmaların her gün artmasına ve yeni delillerin ortaya konulmasına engel teşkil etmemektedir.
PÜT kavramı ilk olarak 1956 yılında jeolog M. King Hubbert tarafından ABD petrol üretimine yönelik olarak ileri sürülmüştür. Hubbert 1956 yılında, ABD de üretimin 1969 yılında PÜT e ulaşacağını ileri sürmüştür. O tarihlerde, bu sava şiddetle karşı çıkılmasına ve ciddiye alınmamasına rağmen, anılan ülke 1970 yılında PÜT e ulaşmış ve o tarihten bu yana ABD de petrol üretimi devamlı düşmektedir. Bu da beraberinde ABD’ne yabancı ülkelerin petrol yataklarına artan bağımlılık sorununu yaşatagelmektedir.  ABD nin başına gelen sırasıyla diğer petrol üreticisi ülkelerin başına da gelmektedir. Bu bağlamda bazı örnekler vermek uygun olacaktır.
Richard Heinberg’in tesbitlerine göre, dünya petrol üretiminin yarısına yakının sağlandığı ve 1940, 1950, 1960 ve 1970 lerde keşfedilmiş olan  100 süper büyüklükteki petrol yataklarına benzer yeni petrol yatakları artık keşfedilememektedir(2). Bu durumun sonucu olarak günümüz dünyasında tüketilen her dört varil petrole karşılık bir varillik yeni keşif yapılabilmektedir. Matthew R. Simmons’ın gözlemlerine göre, günlük üretimlerinin toplamı 33 milyon varile ulaşan dünyanın dev boyutlu 120 petrol havzasından 14 adedinin ortalama çalışma süresi 43.5 yıldır. Bu 14 havza dünya petrol üretiminin yüzde 20 sini gerçekleştirmektedir(3). Dünya üretiminin yüzde yirmisini karşılayan yatakların ortalama ömrünün 40 yılı geçmiş olması bu yatakların PÜT’e ulaşmış olduğunun veya ulaşmakta olduğunun somut göstergeleridir. Esasen petrol üreten ülkeler veya şirketler işlettikleri sahaların PÜT’e ulaştıklarını kolayca kabul etmezler. Ancak bu yöndeki gelişmelere yönelik bilgiler basına sızar. Internet’te yer alan bir siteye göre, 48 petrol üreten ülkeden, içine Kuveyt, Rusya ve Meksika’nın da dahil olduğu 33 ülkenin PÜT noktasına ulaşmış olduğu ileri sürülmektedir(4). Aynı sitede yer alan bilgilere göre, önde gelen petrol jeologlarının görüşü, dünyada keşfedilebilecek petrol yataklarının yüzde 95 i esasen bulunmuş ve üretim plato yapmış durumdadır.
PÜT’e gelinmekte olduğunu ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney 1999 yılında Halliburton’un CEO’su olduğu sırada şu şekilde ifade etmiştir; “Gelecek yıllarda dünya petrol talebinin yıllık ortalama yüzde 2 oranında büyüyeceği tahmin edilmektedir. Aynı dönemde muhafazakar tahminlere göre mevcut petrol rezervlerinin üretimi yıllık ortalama yüzde 3 azalacaktır.  Bu durumda 2010 yılında günlük 50 milyon varil dolayında ek petrole gereksinim olacaktır”(5).
Bu bilgilerden sonra bazı ülkelerin ve bazı sahaların PÜT yapmalarına ilişkin bilgiler üzerinde durabiliriz. İngiltere’nin Kuzey Denizi petrol sahasının PÜT’e ulaştığı 1999 yılında ileri sürüldüğünde  bu gerçek pek de kabul edilmemişti(6). Oysa o tarihte anılan bölge PÜT yapalı iki yıl olmuştu.
Suudi Arabistan Dünya petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 25 ine sahiptir. Bu ülkenin üretiminin yüzde 90 ı beş dev boyutlu havzadan elde edilmektedir. Dünyada şimdiye kadar keşfedilmiş en büyük petrol havzası olan ve 300 kuyu ile işletilmekte olan Gavar bölgesinde üretimin düşmesinden endişe edilmektedir. Hatta bazı kaynaklarda buradaki üretim düzeyinin korunabilmesi için ikincil üretim tekniklerinin kullanıldığı ileri sürülmektedir. Bu bağlamda bu havzaya günde 7 milyon varil deniz suyu pompalandığı iddia edilmektedir(7).
Suudi Arabistan’ın Gavar havzasından sonra dünyanın ikinci büyük havzası olarak kabul edilen Meksika’daki Cantarell’de de 2006 yılında PÜT’e ulaşıldığı ileri sürülmektedir(8). Bu havza 1976 yılından buyana  yüksek kalitede petrol üretmekte idi. Aynı web sayfasında 2006 yılı başında Kuveyt Petrol Şirketi’nin bu ülkenin en büyük üretim havzası olan Burgan yataklarında da üretimin tavan yaptığını kabul ettiği yazılmıştır.
İlgilenen okuyucu internetteki kaynaklardan PÜT yapmış veya yapmakta olan havzalar konusunda daha da ayrıntılı bilgi edinebilir, o nedenle bu konuda ek bilgiler vermeye devam etmiyorum.
Yukarıdaki bilgiler ışığında dünya petrol üretiminin genelinde PÜT noktasına 2010-2012 arasında ulaşılacağını varsayarsak bunun doğuracağı sonuçlar üzerinde de kısaca fikir üretmekte yarar vardır.
Günümüzde dünyanın yıllık petrol tüketimi 85 milyon varil gündür. Uluslar arası Enerji Ajansı’nın en muhafazakar tahminlerine göre 2030 yılında dünya petrol tüketiminin günde 113 milyon varile çıkması beklenmektedir. 2030 yılına yönelik tüketim tahminleri dünyadaki ekonomik büyüme tahminlerine göre değişiklik göstermektedir. Buraya alınan 113 milyon varillik tahmin muhafazakar tahmin olmakla birlikte PÜT konusuna gereken önemi verdiği söylenemez. 
Bu durumda 2011 yılında dünya genelinde PÜT’e ulaşılacağını kabul edersek, anılan yıldan sonra üretim bir süre o günkü düzeyini korusa bile kısa süre sonra inişe geçmeye başlayacaktır. Diğer bir deyişle dünya petrol üretimi 2011 yılında ulaşacağı günlük 85-90 milyon varil aralığındaki üretimin üzerine çıkamayacak ve yukarıda belirtilen 2030 yılında 113 milyon varile ulaşması söz konusu olmayacaktır.  PÜT’e ulaşılması ile birlikte dünya ciddi sorunlar yaşamaya başlayacaktır. Aslında dünya bu sorunları bir süredir yaşamaya başlamıştır bile.
Bunun en önemli göstergelerinden birisi dünya petrol arzı ile petrol talebi arasındaki marjın ortadan kalkma noktasına gelmesidir. Geçmişte, dünya talebinde ani artışlar olduğunda bunu Suudi Arabistan’nın sahip olduğu üretimi artırabilme marjı karşılayabiliyordu. Ancak arta gelen dünya talebini karşılamak için bu ülkenin üretimindeki artışlar, bu ülkenin sahip olduğu üretimi artırabilme marjını geniş ölçüde ortadan kaldırmıştır. Diğer taraftan dünya rafinerilerinde üretim yedek kapasite payı ortadan kalkmış gibidir. Bu durum özellikle ABD’deki Katrina fırtınasının rafinerilere yaptığı hasarla daha da ciddi duruma gelmiştir. O nedenle o fırtınayı izleyen dönemde ham petrol fiyatlarında çok ciddi artışlar yer almış ve 2006 yılında 80 dolara kadar yaklaşmıştır. Petrol fiyatlarındaki tansiyonun yüksekliği konusunda en anlamlı açıklamayı yapanlardan birisi de dünyanın önde gelen petrol uzmanlarından biri olan Daniel Yergin’dir. Yergin, 4 Mayıs 2006 günü ABD Meclisi’nin Enerji ve Ticaret Komisyonu’nda yaptığı açıklamada, “sınırlı yedek (petrol) üretim potansiyeli ve olası arz kesintilerine yönelik olarak, halen yürürlükte olan petrol fiyatlarının 15 dolarlık ‘güvenlik risk primi’ içerdiğini” söylemiştir(9).
Gelecek yıllarda petrol piyasalarının tansiyonu yüksek düzeyde kalmaya devam edecektir. Zira Çin ve Hindistan’ın enerji ve bu bağlamda da petrole yönelik talepleri yüksek oranlı büyümelerine paralel olarak artacaktır. Zira bu iki ülkenin ekonomik büyümesi sadece dünya ekonomisindeki büyümeden değil kendi ekonomilerinin artan ve tatmin edilmemiş iç talebi ile de tetiklenmektedir.
Bu iki ülkeye ek olarak birçok gelişmekte olan ülkelerde de petrol tüketimi artacaktır. Diğer taraftan daha düşük oranda olsa bile gelişmiş ülkelerin petrol tüketimleri yükselmeye devam edecektir. Bu durum dünya petrol üretiminin tavan yapma noktasına yaklaşması ile birlikte fiyatlar üzerinde yoğun baskı yaratacaktır. Bu döneme girildiğinde petrol fiyatlarının 100 doları aşması ve o düzeyde artmaya devam etmesi de gündeme gelecektir. Bu eğilimin başladığını son yıllardaki ham petrol fiyatlarındaki gelişmelerden görmek mümkündür. 2001-2007 döneminde ham petrol spot fiyatlarının izlediği seyir Tablo 1 de yer almaktadır. Tablo 1 den de görüldüğü üzere spot piyasalarda ham petrol fiyatlarının yıllık en düşük ve en yüksek düzeylerinde son yıllarda hızlı bir artış yaşanmaktadır. 2007 yılına ait verileri okuyucu yanıltmamalıdır. Zira yılın beş aylık dönemine ilişkin verileri içermektedir. Tablodan gözlemlenen eğilimin şekillenmesinde artmaya devam eden ham petrol talebine üretim kapasitesindeki artışla aynı hızla yanıt verilememesinin de önemli katkısı vardır. 

                                Tablo 1
Ham petrol fiyatlarının spot piyasadaki aylık ortalamalara göre
    en düşük ve en yüksek düzeyleri Dolar/varil olarak
Yıllar                En düşük                 En yüksek
2001                 17.35                      26.55
2002                 17.77                      27.44
2003                 22.04                      31.71
2004                 27.56                      41.62
2005                 35.16                      60.75
2006                 53.32                      69.79
2007*               52.11                      64.93
*Haziran ayına kadar geçen dönemde.
 Kaynak: EIA web sayfaları.

Tablo 1 deki eğilim 100 dolarlık petrol fiyatlarının pek de uzakta olmadığını doğrulamaktadır.
PÜT e yaklaşılması sadece fiyatlar üzerinde etkisini göstermemektedir. Aynı zamanda dünyanın petrol yataklarının bulunduğu coğrafyanın denetlenmesine ve petrol akımının dünya pazarlarına kesintisiz sürmesini güven altına almaya yönelik rekabeti de hızlandırmıştır. Ortadoğu’da ve Afrika’nın çeşitli ülkelerinde yaşanan rejim değişikliğine yönelik çeşitli senaryolar ve şirketlerin yanında diplomasinin savaş dahil tüm araçlarının yoğun şekilde kullanılması bu çabaların en belirgin göstergeleridir.
Dünyada petrol ve doğal gaza yönelik gelişmeleri PÜT kavramından soyutlanmış olarak düşünmek ciddi hata yapmaya yol açar. 
Bu noktada okurların aklına basında okuduğu ABD de, Kanada’da ve diğer bazı ülkelerde bulunan ve “oil sands” olarak anılan ve petrollü kumlar diye tercüme edebileceğimiz kaynakların PÜT sorununu aşmadaki rolünün ne olabileceği sorusu gelebilir. Doğrudur, bu kaynaklardan petrol elde etmek mümkündür. Halen Kanada’daki bu kaynaklara başta Çin olmak üzere bir çok ülke yatırım yapmaya da başlamışlardır. Ancak bu noktada hatırlanması gereken diğer bir kavram vardır, o da, “enerji yatırımının enerji verimliliği”dir. Bildiğimiz petrolün dünya ortalaması olarak enerji yatırımının enerji verimliliği 1e 30 iken, petrol kumlarında bu oran 1 e 1.5 tur. Diğer bir deyişle petrol kumundan aynı miktar petrol elde etmek için 20 kat daha fazla enerji kullanmak gerekecektir. Kaldı ki bu kaynaktan elde edilecek petrol artan dünya talebini karşılamakta marjinal bir paya sahip olacaktır.
Enerji üretim maliyetindeki bu büyük farklılık, petrol fiyatlarının yukarıya tırmanmasını daha da fazla etkileyen bir unsur olacak ve ayrıca, normal petrol yataklarının öncelikle denetlenmesine yönelik mücadelenin daha da şiddetli geçmesine neden olacaktır.
Türkiye’nin petrol ve doğal gaza yönelik politikalarını tartışırken ve oluştururken PÜT e yönelik gelişmeleri de yakından izlemesinde sayısız fayda vardır.

Hikmet Uluğbay
     

(1) Howden Daniel, “Scientists challenge major review of global reserves and warn that supplies will start to run out in four years’ time” Independent June 14, 2007.
(2) Heinberg Richard, “How to avoid oil wars, terrorism, and economic collapse” August 2005 Internet.
(3) Simmons Matthew R., “The World’s Giant Oilfields” M. King Hubbert Center for Petroleum Supply Studies, Colorado School of Mines, January 2002.
(4) “Peak Oil Info & Strategies”, Oildeclie.com.
(5) Lifeaftertheoilcrash.net.
(6) Howden D., Y.a.g.haber.
(7) “Peak Oil Info& Strategies”, Oildecline.net.
(8) “Peak Oil is now official” Raisethehummer.org March 18, 2006.
(9) Bartlett Roscoe G.,”Peak Oil is coming, and we must prepare”, Legal Times June 12, 2006.

 

0 Responses to “Petrol Üretiminin Tavan Yapması(Peak Oil)”


  • No Comments

Leave a Reply

You must login to post a comment.