Monthly Archive for Temmuz, 2017

En Önemli Doğal Kaynak İnsan Beynidir

Başlıktaki tümceyi kurarken, eğitilmiş insan beyninin “en değerli kaynak” veya “en kıt kaynak” olduğunu vurgulayan sözcükleri bilinçli olarak kullanmadım, bunların yerine, “en önemli” tanımlamasını seçtim. Çünkü, insan beyninin değerini doğumdan ölüme kadar geçen sürede aldığı öğrenimin bilimsel, lâik, sosyal ve kültürel niteliği belirlediğini düşünüyorum. O beyin, aldığı öğrenimin bilimsel ve lâik niteliğin en üst düzeyine yakınlığına ve kültürel zenginliğine göre Sokrates, Einstein, Mozart, Montaigne düzeyinde birçok insan ortaya çıkarabildiği gibi, o nitelikler yerine çok farklı ve şiddeti özendiren bilgiler yüklendiğinde de zorba, zalim, katil, sapık, terörist, Hitler zihinsel tapısına sahip insanlar üretebilir veya bu tür yaratıklara dönüştürülebilir. Yine öğrenimin niteliğine ve içeriğine bağlı olarak yoğun insan kitleleri yelpazesinin bu iki uç grubun arasında dağılan kümelere dönüştürür. Kümelerin nitelik yapılarına göre de toplumun uygarlık içindeki konumu belirlenir gözlemini yaşamım süresince edinmiş bulunuyorum.

İnsan beynini “doğal kaynak” olarak niteleme gereğini de şu nedenle duydum, enerji, maden, mineral ve verimli tarım toprakları, su kaynakları gibi doğal kaynakların coğrafyalar, ülkeler ve bölgeler arasındaki dağılımı son derece dengesizdir. Ancak insan beyninin ham halinin coğrafyalar, ülkeler ve toplumlar arasındaki dağılımının çok daha dengeli ve adaletli olduğunu söyleyebilirim. İnsan beyninin o ham haline başta aileler, eğitim-öğrenim kurumları, sonra aydınlar ve ülkeyi yönetenler bilimsel ve lâik eğitimin en nitelikli boyutlarını sürekli sunar ve sunulanın içeriğinin ve niteliğinin sürekli gelişmesine, yükselmesine de özen gösterirlerse, o beyinler ülkelerinin ekonomik ve sosyal gelişmesi için gereken diğer tüm doğal kaynakları kolayca bulur, işler ve toplumlarını ülkelerini dünyadaki en zengin ve en uygar ülkesi düzeyine taşırlar ve o konumu sürekli korumasını güven altına alırlar. Bu nitelikli beyinler kendi ülkelerine olduğu kadar insanlığa da büyük hizmetler sunabilirler. Bireylerinin bu niteliklere sahip oluş boyutu da, ülkelerin insan hakları, demokrasi, hukuk, sosyal ve ekonomik boyutlarda dünyanın örnek gösterilen ülkeleri arasında ilk sıralarında yer almasını ve o konumlarını korumasını sağlaya geldiğini gözlemleye geldim.

Dünyanın insan hakları, demokrasi, sosyal hukuk devleti, lâik toplum olma bakımından önde gelen birçok ülkesinin enerji, maden, mineral ve benzeri doğal kaynak fakiri olmalarına karşın en güçlü ekonomiler arasında yer aldığı ve teknoloji ile bilimsel gelişmelere önderlik ettiği görülmektedir.

Bu konuda bazı veriler sunarak değerlendirmelerime devam etmek istiyorum. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın yayınladığı İnsani Gelişme Raporu 2015 yer alan verilerinden seçtiğim bazıları ile yine aynı kaynaktan seçtiğim ülkelere ait bilgiler Tablo 1 A ve B yer almaktadır. Tablo 1 de yer alan verileri tek tabloda sunmak daha doğru olacaktı. Ancak, bu şekilde sunduğumda web sitesindeki görümü zor izlenebilecekti, o nedenle kolay izlenebilmesi için ikiye bölerek veriyorum.

Tablo 1 A dan da görüldüğü üzere, doğal kaynak yoksunu ülkeler, Tablo 1 B yi incelerken göreceğimiz üzere nüfuslarının çok büyük kesimine bilimsel ve lâik eğitim verme yanında yüksek düzeyde kültürel olanaklar sundukları için “İnsani Gelişme Endeksi’nin önde gelen sıralarında yer almaktadırlar.

Tablo 1 A yı inceleyen okurlar şu savı ileri sürebilirler; bu ülkeleri çoğu geçmişte sömürgecilik yapmış ve böylece biriktirdikleri haksız kazançlarla bu konuma ulaşmışlardır. Okurlar bu savlarında tümüyle haklıdırlar. Ancak bu sömürgeci ülkeler, sömürerek elde ettikleri kaynakları, “lâle devri” yaşayarak tüketmemişler, onun yerine önce sömürü düzenini sürdürebilmek için askeri güçlerine, sonra demiryolu, kara yolu, suyolu, havayolu, liman ve sanayi gibi ülkelerinin alt yapı yatırımları ile birlikte bilimsel araştırmaya ve eğitime ve kültürel zenginlikleri toplumlarına sunmaya harcamışlardır. Bu harcamaları sıra ile yapmak yerine çoğu kez eş zamanlı olarak yapmışlardır. Bu süreç içerisinde ülkelerindeki çalışma koşullarını iyileştirmeye, sosyal hakları geliştirmeye, hukuksal yapılarını iyileştirmeye ve geliştirmeye, demokratik yapıları güçlendirmeye, hukuktan eğitime oradan kültüre uzanan yelpazede lâik kurumları kurup güçlendirmeyi de sürdürmüşlerdir. Tablo 1 A ve B de yer alan ülkelerin birçoğu, petrol ve doğal gazı, maden ve mineralleri yer yüzüne çıkaracak ve işleyecek teknolojileri geliştirdikleri gibi, öğrenim yaşamımızda severek ve ilgilenerek değil de çoğunlukla geçecek not alacak düzeyde öğrenip, belki daha doğru deyimle ezberleyip geçtiğimiz “Element Tablosu”nda yer alan maddeleri kendi ülkelerinde olduğu kadar sömürdükleri ülkelerde de arayıp, bulup, nerelerde kullanabileceklerini keşfeden ülkeler olmuşlar ve insanlığın ortak bilgisine sunmuşlardır.

Tablo 1 A

Doğal Kaynak Yoksunu Gelişmiş Ülkeler ve

İnsani Gelişim Endeksleri (İ.G.E.) 2014 yılı

 

 

 

Ülkeler

 

 

 

Sıra

İçinde

Olduğu

İ.G.E.

Grubu

İnsani

Gelişme

Endeksi

(İ.G.E.)

Eşitsizlik

Düzeltmesi

Yapılmış

İ.G.E.

Norveç 1 Çok Yüksek 0.944 0.893
İsviçre 3 Çok Yüksek 0.930 0.858
Danimarka 4 Çok Yüksek 0.923 0.856
Hollanda 5 Çok Yüksek 0.922 0.861
Almanya 6 Çok Yüksek 0.916 0.853
İsveç 14 Çok Yüksek 0.907 0.846
İngiltere 14 Çok Yüksek 0.907 0.829
G. Kore 17 Çok Yüksek 0.898 0.751
İsrail 18 Çok Yüksek 0.894 0.775
Japonya 20 Çok Yüksek 0.891 0.780
Belçika 21 Çok Yüksek 0.890 0.820
Fransa 22 Çok Yüksek 0.888 0.811
İspanya 26 Çok Yüksek 0.876 0.775
İtalya 27 Çok Yüksek 0.873 0.773
Türkiye 72 Yüksek 0.761 0.641

Kaynak: Human Development Report 2015, Table 3 Inequality-adjusted Human Development Index sayfa 216-217.

Tablo 1 A da yer alan “Eşitsizlik Düzeltmesi Yapılmış İnsani Gelişme Endeksi” tanımlamasının anlamı, İGE verisinin hesaplanmasında kullanılan gelir, öğrenim ve ömür beklentisi gibi temel öğelerin her birinin dağılımındaki eşitsizlik etkisini gidermek üzere dağılım duyarlılığı yüksek bir endeksle çarpılarak düzeltilmesi sonucu bulunan değeri göstermesidir. Bu teknik açıklamanın UNDP’nin yayınında yer alan tanımı parantez içinde yer almaktadır (The Inequality-adjusted Human Development Index (IHDI) adjusts the Human Development Index (HDI) for inequality in the distribution of each dimension across the population. It is based on a distribution-sensitive class of composite indices proposed by Foster, Lopez-Calva and Szekely (2005), which draws on the Atkinson (1970) family of inequality measures. It is computed as a geometric mean of inequality-adjusted dimension indices).

Tablo 1 A da yer alan İGE ile eşitsizlik düzeltmesi yapılmış İGE arasındaki fark 0.100 den ne kadar düşük ise o ülkelerde eşitsizliğin toplumsal sıkıntı yaratması da o denli düşük olması beklenmektedir.

Tablo 1 B incelendiğinde de şu gözlemleri yapabiliriz. Aynı ülkelerin öğrenim görünümüne göz attığımızda, seçilen ülkelerin çok büyük çoğunluğunda hem kadınların hem de erkeklerin çok büyük bölümünün en az lise ve dengi düzeyde eğitim aldıklarını gözlemliyoruz. Diğer bir deyişle her iki cinsin beyinsel yeteneklerine bilimsel ve lâik ortamlarda önemli yatırım yapılmış olduğunu görüyoruz. Bu ülkelerin eğitimlerinin nitelikleri sürekli yükseltmek için sürekli arayış içinde oldukları da zaman serilerinde yer alan verilerindeki gelişimden gözlenebilmektedir.

Tablo 1 B

Doğal Kaynak Yoksunu Gelişmiş Ülkeler ve

Bazı İnsani Gelişim Endeksleri 2014 yılı

 

 

 

 

Ülkeler

 

 

Okulda Geçirilen

Ortalama yıl

Satın alma gücü paritesine göre tahmini 2011 yılı kişi başına milli gelir ABD doları Kadınların

İşgücüne

Katılımının

Erkek İşgücüne   oranı %

Parlamento

Üyesi

Kadınların

Oran (2014)

%

Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın/Erkek Kadın/Toplam
Norveç 12.7 12.5 57,140 72,825 89.1 39.6
İsviçre 11.5 13.1 44,192 50,914 82.5 28.5
Danimarka 12.8 12.7 36,439 51,727 88.4 38.0
Hollanda 11.6 12.2 29,500 61,641 82.9 36.9
Almanya 12.9 13.8 34,886 53,290 80.7 36.9
İsveç 12.2 12.0 40,222 51,084 88.8 43.6
İngiltere 12.9 13.2 27,259 51,628 81.1 23.5
G. Kore 11.2 12.7 21,896 46,018 69.5 16.3
İsrail 12.5 12.6 22,451 39,064 83.8 22.5
Japonya 11.5 11.7 24,075 49,571 69.3 11.6
Belçika 10.6 11.1 31,879 50,845 80.1 42.4
Fransa 11.0 11.3 31,073 45,497 82.3 25.7
İspanya 9.4 9.8 24,059 40,221 79.8 38.0
İtalya 9.5 10.2 22,526 44,148 66.6 30.1
Türkiye 6.7 8.5 10,024 27,645 41.5 14.4

Kaynak: Human Development Report 2015 Table 4 ve 5 Gender Development Index sayfa 220-224.

Tablo 1 B söz konusu ülkelerde kadınların ve erkeklerin satın alma gücü paritesine göre kişi başına düşen milli gelirlerinin İsviçre hariç açık ara kadınlar aleyhine olmasını şaşırtıcı ve üzücü bir sürpriz olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu gelir farkının bu ülkelerde temelde eğitim-öğrenim farlılığından kaynaklanmadığı da Tablodan anlaşılmaktadır. Geriye dört olasılık kalmaktadır. İlki yüksek ücretli işlerin ve görev kademelerinin yoğun olarak erkeklerin elinde olmasıdır. İkincisi, gelişmiş konumda olmalarına rağmen bu ülkelerde cinsel ayırımcılık etkisinin azaltılabilme sürecinin yavaş işlediği/işletildiği olasılığıdır. Üçüncüsü ise kadınların aktif politik yaşama ve işgücüne katılım oranlarının göreceli düşüklüğünün bu farkı yarattığı akla gelmektedir. Dördüncüsü ise bu ülkelerde çocuklu annelerin çalışma yaşamlarının bir bölümünde pay-zamanlı işleri seçiyor olmaları da bu sonucu yaratmada rol oynadığı akla gelmektedir. Bu dört unsurun bir arada ortak etkisi olma olasılığı da yüksektir. Daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler 2015 Human Development Report’a başvurabilirler.

Tablo 1 den kadınların parlamento üyesi olma oranlarının da kadınların işgücüne katılımına paralel bir görünüm gösterdiği de görülmektedir. Kadınların parlamento üyesi olma oranlarının düşük olduğu ülkelerin (İngiltere hariç) Japonya, Güney Kore ve İsrail gibi diğer ülkelerden kültürel farklılık gösterdikleri de gözlemlenebilmektedir.

İnsani Gelişme İndeksi sıralamasında 72 inci sırada yer alan Türkiye’nin konumu Tablo 1 B de yer alan verilerin doğal yansıması olduğu da çok açıktır. Ayrıca, Türkiye’deki eğitim içeriği ve kalitesinin de Tablo 1 de yer alan diğer ülkelerden geride olduğu da ileride göreceğimiz PISA ve TIMMS verilerinden açıkça gözlemlenecektir. Continue reading ‘En Önemli Doğal Kaynak İnsan Beynidir’