Monthly Archive for Ocak, 2016

Dünyada ve Türkiye’de Enerji Sorunu

Aşağıda okuyacağınız “Dünyada ve Türkiye’de Enerji Sorunu” konulu söyleşi Yeni Adana Gazetesi’nden Ahmet Erdoğdu ile yapılmış ve anılan gazetede 4 Ocak 2016 günü yayınlanmıştır.

Soru 1-Ortadoğu coğrafyasının bu günkü durumunda paylaşılamayan enerji kaynakları nedeniyle adeta bir 3. Dünya Savaşı görünümü vermektedir. Sayın Uluğbay Dünya nereye gidiyor?

Yanıt 1– Sayın Erdoğdu, Ortadoğu’da yaşanmakta olan son enerji kaynak paylaşım kavgası ile bu enerji kaynaklarının dünya pazarlarına sunum yollarının denetlenmesi çatışmasındaki yoğunlaşmayı anlamak ve dünyanın nereye gittiği sorusunu yanıtlamak için önce bazı temel bilgileri özetle anımsamak gerekir. Birçok petrol uzmanı, petrolün kuyu delme yöntemi ile 1859 yeryüzüne çıkarılmasından bu güne kadar tüketilen petrol miktarının, yeryüzüne çıkarılabilir petrol rezervlerinin yarısına ulaştığını hatta yarısını aşmış olabileceğini ve petrol üretiminin 2010 yılı dolayında “Tavan” yaptığını ve dünya yıllık petrol üretiminin bir süre mevcut düzeyini koruduktan sonra düşmeye başlayacağı tezini savunagelmektedirler.

Bu uzmanlar savlarını, çeşitli petrol sahalarında üretim düzeylerindeki değişimleri gözlemleyerek saptamışlar ve “petrol üretiminin tavan yapma” kuramını oluşturmuşlardır. Bu kuramın kurucusu, ABD’li petrol uzmanı M. King Hubbert olup, 1956 yılında ABD’nin petrol üretiminin 1970 yılında tavan yapacağını ve izleyen yıllarda da düşmeye başlayacağını ileri sürmüştür. Hubbert’in öngörüsü gerçekleşmiş ve ABD’nin petrol üretimi 1971 yılından başlayarak gerilemeye başlamıştır. Petrol üretiminin tavan yapması konusunda daha fazla bilgi edinmek isteyenler internetten şu adresteki yazıma göz atabilirler, www.hikmetulugbay.com/?p=43

Petrol üretiminin tavan yaptığı görüşünün politikaları etkilediği bir ortamda, mevcut petrol rezervlerinin ülkeler arasındaki dağılımına göz atmak, Ortadoğu’nun petrol kaynakları bakımından stratejik önemini göstermeye yeterlidir. Bu amaçla Tablo 1’i düzenledim. Tablo 1 in incelenmesinden de görüldüğü üzere, dünya toplam petrol rezervlerinin 1,481.5 milyar varil olduğu ileri sürülmektedir. Tabloda yer alan ülke petrol rezerv tahminleri aslında bir rakam aralığı içinde verilmektedir. Tabloya alınan rakamlar üst düzey tahminler olarak verilenlerdir. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki Suudi Arabistan, İran, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Libya ve Katar’ın rezervleri toplamı 841.1 milyar varil olduğu ileri sürülmektedir. Diğer bir deyişle dünya rezervlerinin yüzde 56.8 i bu yedi ülkede bulunmaktadır. Bu yedi ülke petrol rezervlerinin diğer önemli bir özelliği de üretim maliyetlerinin çok düşük olmasıdır. Bu bilgiler ışığında, dünyadaki süper güçlerin izlediği strateji bakımından, bu düşük çıkarma maliyetli rezervlerin bulunduğu ülkeleri kendi kampına çekmek veya denetimleri altında tutmak büyük ve yaşamsal bir önem taşımaktadır. Irak, 2003 yılında demokrasi getirme reklamı altında işgal edilmiştir. Bu işgalinin nedeninin petrol olduğunu ABD Merkez Bankası eski başkanlarından Alan Greenspan “The Age of Turbulance” isimli kitabında açıkça belirtmiştir. Bu kitap dilimize de çevrilmiştir. Irak, 2003 yılından bu yana ciddi bir kaos içinde ayakta kalma, ulusal bütünlüğünü koruyabilme mücadelesi vermeye çalışmaktadır. Ama petrol varlıklarının denetimi geniş ölçüde Batı ülkelerinin kontrolüne  geçmiştir. Libya’ya da demokrasi getirilmek istenmiş ve bu ülke de ciddi bir kaos içine itilmiştir. Ülkenin ulusal bütünlüğünü koruma olasılığı çok zayıf görünmektedir. İran’ın nükleer enerji üretimine Şah döneminde teknolojik ve malzeme desteği veren ülkeler, Şah’ın devrilmesi sonrasında bu ülkenin nükleer enerji santralı kurmasına ve uranyum zenginleştirme programlarına yaptırım uygulamaya girişmişlerdir.

Tablo 1

Petrol Rezervlerinin dağılımı

(milyar varil)

Ülkeler Petrol rezervi
Venezuela 297.7
Suudi Arabistan 268.3
Kanada 175.2
İran 157.3
Irak 140.3
Kuveyt 104.0
Birl. Arap Emirl. 97.8
Rusya 80.0
Libya 48.0
Nijerya 37.2
ABD 36.4
Kazakistan 30.0
Çin 25.6
Katar 25.4
Yedi ülke 841.1
Dünya Toplam 1,481.5

Kaynak: Wikipedia World Petroleum Reserves maddesi.

Kaya petrolü ve kaya gazı üretimine başlanmış olması, petrol ve doğal gazın tavan yapmasını bir süre erteleyeceği görüşü doğrudur, ancak bu kaynaktan petrol ve doğal gaz üretimi hem parasal boyutta hem de doğa bakımından çok yüksek maliyet getirmektedir. Bu kaynakların ortaya çıkması halen sürmekte olan petrol ve doğal gaz kaynakları ile bunların dünya pazarlarına sunum yollarını denetleme savaşından vaz geçilmesine neden olamamıştır ve olamayacaktır.

Suriye ise, İran, Irak ve Katar’ın petrol ve doğal gazını boru hatları ile Akdeniz üzerinden Avrupa pazarlarına sunmada çok önemli ve stratejik bir köprübaşıdır. Ayrıca, Suriye kaosu yaratıldıktan sonra, ilginçtir, İsrail’in işgali altındaki Golan Tepelerinde zengin petrol yatakları keşfedilmiştir. Diğer taraftan Suriye, Rusya’nın Akdeniz’deki tek deniz üssünü barındırmaktadır. Bu konularda daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyen okurlar, “Yeni Ortadoğu Projesinin Enerji Denkleminde Suriye Bilinmeyeninin Yeri ve Önemi” başlıklı yazıma www.hikmetulugbay.com/?p=471 bağlantısından ve “Petrol ve Doğal Gaz Kaynakları ile Enerji Ulaşım Yollarının Denetim Savaşının Ekonomik ve Stratejik Nedenleri” başlıklı yazıma ise www.hikmetulugbay.com/?p=615 adresinden erişebilirler.

Petrol ve doğal gaz kaynaklarına erişim ve denetleme, dünyadaki ekonomik gelişme ve liderlik yarışını da çok ciddi biçimde etkilemekte ve etkilemeye de devam edecektir. Yapılan araştırmalar, Çin’in 2024 yılında ABD doları cinsinden cari fiyatlarla ölçülen GSYİH (Gayrı Safi Yurt içi Hasıla) büyüklüğünde ABD’ni geçeceğini ortaya koymaktadır. Hindistan’ın da 2025-2030 döneminde cari fiyatlarla GSYİH büyüklüğünde Almanya’yı geçip Japonya’ya yaklaşacağı ileri sürülmektedir. Bu gelişmelerde tüketilen petrol ve doğal gaz boyutu yanında stratejik maden ve mineral kullanımındaki artışlar çok önemli rol oynayacaktır. Bu konudaki beklentiler Tablo 2 de yer almaktadır. Tablo 2 den de görüldüğü üzere, Çin 2010 yılında günlük petrol tüketiminde ABD’nin yaklaşık yarısı kadar petrol tüketirken, 2035 yılında günlük olarak ABD’den yüzde 20 daha fazla petrol tüketir konuma varacaktır. Doğal gazda ise Çin 2010 yılında günlük olarak ABD’nin yüzde 16.2 si boyutunda tüketim yaparken, 2035 yılında ABD tüketiminin yüzde 71 i düzeyine sıçraması beklenmektedir. Bu noktada ABD Dışişleri eski Bakanı Henry Kissinger’e atfedilen bir sözü anımsamak uygun olacaktır: “Petrolü kontrol ettiğinizde devletleri denetim altında tutarsınız, gıdayı denetlediğinizde de halkları kontrol edersiniz.” Dolayısı ile Çin ve Hindistan gibi ülkelerin, ABD ve Avrupa Birliği gibi ekonomileri geçme yarışının sonucunu etkilemede ve geciktirmede Kissinger’in kuramı çok önemli rol oynayacağı için kaynak paylaşım kavgası bütün hızı ile sürmektedir.

Tablo 2

Seçilmiş ülkelerin 2010 ve 2035 yılları arasında günlük petrol ve doğal gaz taleplerinde beklenen gelişmeler

Günlük petrol talebi

(milyon varil gün)

Günlük doğal gaz talebi

(milyar metre küp)

Ülkeler 2010 2035 2035 İthal 2010 2035 Değişim
ABD 17.6 12.6 3.7 680 766 86
AB 11.6 8.7 8.0 536 618 82
Japonya 4.3 3.1 3.1 104 123 19
Rusya 3.1 3.5 466 549 83
Çin 9.0 15.1 12.1 110 544 434
Hindistan 3.4 7.5 6.9 64 178 115
Dünya 87.4 99.7 3,307 4,955 1,648

Kaynak: IEA, WEO-2012 Table 3.2 ve Table 4.2 den yararlanılarak düzenlenmiştir.

Ülkemizin bulunduğu coğrafyadaki enerji kaynaklarının son paylaşım kavgası, ABD’nin Irak’tan askeri varlığını çekmesinden ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin uygulamaya başlamasından bu yana ABD ve koalisyon ortaklarının hava harekatları ile desteklediği uygulama, karada taşeron olarak kullanılan inanç ve etnik temele dayalı ayrılıkçı güçler ve terör örgütleri aracılığı yürütülegelmişti. Suriye’de de aynı yöntem 2011 yılından beri uygulanmaktaydı. Ancak taşeronlar eliyle yürütülen bu kaynak paylaşım kavgasının son yıllarda giderek Sünni inançlı ülkelerden gelen/getirilen taşeronlar eliyle, Şii/Alevi inançlı ülke ve toplumları yok etmeye dönüşmüştü. Anımsanacağı üzere nüfusu ağırlıkla Şii inancında olan Bahreyn’de de Arap Baharı başladığında Suudi Arabistan’ın askeri müdahalesi ile bu bahara derhal son verilmişti. Suudi Arabistan Yemen savaşı da hem enerji hem de inanç temelli bir kavgadır. Continue reading ‘Dünyada ve Türkiye’de Enerji Sorunu’