Monthly Archive for Mart, 2014

Sabır

Son günlerde ülkemizde yer alan tartışmalarda “sabır” sözcüğü sıkça söylenmekte. Ben de deneme çalışmalarım içinde bu konuda bazı satırlar yazmaya çalışmıştım. Sanırım, yayınlanma zamanı geldi.

Günlük konuşmalarımızda zaman zaman kendimize ve başkalarına sabırlı olmayı öneririz ve karşılaştığımız sorunlar karşısında, biz sabrımızı veya sabrımız bizi tartar ve sınar. Ancak, yaşamımızda çok önemli bir yeri olan sabır sözcüğünün içeriğini yeterince doldurabildik mi, niçin ve nasıl sabretmemiz gerektiğinin sağlıklı analizini yapabildik mi, sabırsızlıkların bedellerini yansız bir gözle değerlendirebildik mi? Bu sualler, her bireyin ayrı ayrı ve toplum olarak hep birlikte yanıtlamamız gereken sorular! İnsanlığın, hemen her konuda olduğu gibi, sabırla ilgili bu sorulara da daima yanıt araya geldiğini biliyoruz. Yanıt arayışı, diğer konularda olduğu gibi sabır konusunda da devam edecek. Ben de kendi arayışımda şu ana kadar elde ettiğim bazı yanıtları sizlerle paylaşmak istedim.

Bir sözlüğümüz, sabrı şöyle tanımlamaktadır; “Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi”[1], bir diğeri ise; “dayanan, acelesiz bekleyen, dişini sıkan”[2] olarak açıklamaktadır. Bu sözcüğün İngilizce karşılığı olan “patience” ise şu şekilde tanımlanmıştır; “sancı, tahrik ve benzeri durumlarda sakin ve yakınmadan dayanma.”[3] Dilimizdeki ve yabancı dildeki tanımlar bir birine çok yakın. Tüm bu tanımlar, sabır sözcüğüne hareketsiz, eylemsiz ve tevekkül içinde başına gelene rıza gösteren bir bekleme anlayışı yüklemiştir. Buna karşılık kutsal kitaplar ise, “ruhunuzu sabırla kazanacaksınız.” diyor.  Sözlükler, sabra eylemsiz bir bekleyiş yüklerken, kutsal kitaplar, onu çaba boyutuna çekiyor, aksi halde ruh sadece beklenerek nasıl kazanılır.

Sabır, bence, hareketsiz bir sonuca katlanma bekleyişi olmadığı gibi, karşılaştığımız olaylar karşısında sergileyeceğimiz olgun bir tavırdan da ibaret değildir, o, yaşam boyu yürüyeceğimiz bir yolun adıdır. Bu erdeme ve bilgeliğe giden arayış yolunun adıdır. Bu yol, inişleri, çıkışları, sorgulamaları ve zaman zaman da yol ayırımları olan bir güzergâhtır. Bir başka açıdan bakarsak, sabır belki de, erdem ve bilgelik yolunu adım adım aydınlatan öğretmenin adı! Bu ikinci tanımlamaya da birincisi kadar kendimi yakın hissediyorum. Zira, yaşam yolumuzda her attığımız adım teker teker aydınlanmıyor mu? Acele etsek bile bir kaç adım sonrasını gözlerimizle ve usumuzla görebiliyor muyuz? Tahminde bulunsak bile, bu, o noktayı net olarak görebilmek değildir çoğu kez.

İnsanlık sabrı yaşayarak, onu öğrenerek, ona sözlüklerin belirttiğinin çok ötesinde ancak gerçek tanımına yaklaşan anlamlar yükleyen özdeyişleri üretmiştir. Şimdi deneyim imbiğinin bu ürünlerinden bazılarına kısaca göz atalım. İngiliz filozofu Bertrand Russel(1872-1970) şöyle diyor; “Dersten sıkılan bir çocuğu cezalandırmak, dersi ilgi çekici yapmaktan daha kolaydır.” Bu ifadede sabır sözcüğü geçmese de tümüyle sabrın aktif boyutu ile ilgili bir gözlemdir. Öğretmenler, dersi çocuklar için ilginç kılacak yöntemleri bulmak üzere devamlı bir çalışma ve arayış içinde olmak erdemini sergilemelidirler mesajını vermektedir. Bu tür bir hazırlık ve uğraş da sabırlı olmayı gerektirmiyor mu?

İngiliz devlet adamı ve yazar Edmund Burke(1729-1797) ise deneyimlerinden çıkardığı anlayışı şu sözlerle ifade ediyor; “Sabrımız, bize fiziki gücümüzden daha fazlasını kazandıracaktır.” Bu gözlem de sabrın pasif bir bekleyiş olmadığını çok net bir biçimde vurguluyor. Fiziki güç kullanma zorunda kaldığımızda bile akılcı olup, güç yerine akıl birikiminin verdiği olanakların hizmetinden yararlanmayı öneriyor. Burke’ın bu akılcı saptamasını, kendi özdeyişimiz de çok güzel ifade etmiştir; “Öfke ile kalkan, zararla oturur.” Kutsal kitaplarda da bunu yansıtan güzel bir anlatış var; “Öfkenizin üzerine güneş batmasın.” bu ifade sadece sabrı değil onun ötesinde bağışlayabilme olgunluğunu da öneriyor. İnsanlık, öfkeye yönelik bu anlayışa ulaşabilmek için tarih boyunca, birçok ağır bedel ödemedi mi? Continue reading ‘Sabır’