Monthly Archive for Eylül, 2012

YÖK, Bir Yazı İle Yabancı Öğrencilere Ayrıcalık Tanıyabilir mi?

YÖK, 3 Eylül 2012 tarih ve 38502 bar kodu taşıyan ve Çukurova, Gaziantep, Harran, Kilis 7 Aralık, Mustafa Kemal, Mersin ve Osmaniye Korkut Ata Üniversitelerine gönderdiği bir yazıda şu bilgiler ve emir yer almaktadır; “Dışişleri Bakanlığı’nın ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın Suriye’de son dönemde tırmanışa geçen şiddet olayları ve derinleşmekte olan insani krize paralel olarak ülkemize sığınan Suriye vatandaşları ile Suriye’de eğitim görmekte iken ön lisans, lisans ve yüksek lisans eğitimlerine ara vermek zorunda kalan Türk vatandaşları öğrencilere uygun görülecek bir statüde üniversitelerimizde ders alma imkanı yaratılmasının yararlı olacağına ilişkin yazıları 29.8.2012 tarihli YÖK Genel Kurul toplantısında incelenmiş ve Suriye’deki durum ve gelişmeler dikkate alınarak, 2012-2013 eğitim öğretim yılına mahsus olmak üzere; … b) öğrencilerin durumlarını belirten belgeleri olmaları halinde bu belgelerin incelenerek, belgelerinin olmaması halinde ise beyanları dikkate alınarak özel öğrenci olarak ders almalarının sağlanmasını … arz ve rica ederim.[1]

YÖK’ün yedi üniversiteye gönderdiği yazıyı; Suriye vatandaşlarının ve Suriye’de eğitim görmekte iken eğitimleri yarım kalan Türk öğrencilerin durumu olarak iki ayrı bölümde incelemek doğru olacaktır.

Bu incelemeye başlamadan önce, Anayasa’da ve YÖK yasasında yer alan bazı hükümleri anımsamakta yarar görüyorum.

Anayasa’nın “X. Kanun önünde eşitlik” başlığını taşıyan 10 uncu maddesi şu hükmü içermektedir; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetmeksizin kanun önünde eşittir.

“Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

YÖK yasasının, “Yükseköğretim Kurulunun görevleri” başlığını taşıyan 7 inci maddesi içinde diğer hükümler yanında şu hususlar da yer almaktadır; “Yükseköğretim kurumlarında eğitim-öğretim programlarının asgari ders saatlerini ve sürelerini, öğrencilerin yatay ve dikey geçişleriyle ve yüksekokul mezunlarının bir üst düzeyde öğrenim yapmalarına ilişkin esasları Üniversitelerarası Kurulun da görüşlerini alarak tespit etmek,

“…

“ı) Yükseköğretim kurumlarında ve bu kurumlara girişte imkân ve fırsat eşitliği sağlayacak önlemleri almak,[2]

Bu maddeden de görüldüğü üzere, YÖK, öğrencilerin yatay ve dikey geçişleri için rast gele düzenleme yapamaz. Yaptığı düzenlemelerin “imkân ve fırsat eşitliğini” zedelememesi göz önünde bulundurmak durumundadır.

Aynı yasanın, Yükseköğrenime giriş” başlığını taşıyan 45 inci maddesinin birinci fıkrası da şu hükmü içermektedir; “a) Öğrenciler, Devlet Yükseköğretim kurumlarına, esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilen sınavla girerler. Sonuçların değerlendirilmesinde adayların ortaöğrenimdeki başarıları dikkate alınır. Ortaöğretim kurumlarını birincilikle bitiren adaylar kendileri için yükseköğretim kurumlarında ayrılacak kontenjanlara, tercih ve puanları göz önünde tutularak yerleştirilir.” 

Suriye vatandaşlarının yedi üniversiteye özel statüde öğrenci olarak kabul edilmesi

Yukarıya alıntıladığım Anayasa’nın kanun önünde eşitlik hükmüne göre, nedeni ne olursa olsun, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz. Oysa YÖK, yedi üniversitenin rektörlerine gönderdiği yazı ile Suriye vatandaşlarına üniversitelerine kayıt yaptırmakta ayrıcalık yapılmasını istemiştir. Bu noktada bazı okurların aklına şu soru gelmiş olabilir, Suriye vatandaşları üniversitelerin birinci sınıfına alınmayacaklar, o nedenle sorun nedir? Öncelikle, başvuracakların arasında üniversite birinci sınıfa kaydolmak isteyenlerin olup olmadığını bilmiyoruz. Suriyeli sığınmacılardan bazılarının Üniversitelerin birinci sınıfına doğrudan yazılması yoluna gidilirse, anılan sığınmacılar lehine ve Türk öğrencileri aleyhine ayırımcılık yapılmış olacaktır. Zira Türk öğrenciler üniversiteye giriş sınavında başarılı olarak girmek zorundadırlar. Eğer Suriye vatandaşları anılan yedi üniversitenin birinci sınıflarına ÖSYM sınav belgesi göstermeksizin kaydedilirlerse, Türk öğrenciler de, Anayasa’nın kanun önünde eşitlik ilkesini ileri sürerek anılan üniversitelere başvurarak aynı hakkın kendilerine de tanınmasını isteyebilir.

Sığınmacı Suriye vatandaşları ikinci sınıf ve üzeri sınıflara yine transkript getirmeksizin veya getirdiği transkriptler YÖK’ün denklik verdiği üniversitelerden olmamasına rağmen kayıt yapılırsa, bana göre yine Anayasa’nın kanun önünde eşitlik ilkesi çiğnenmiş olacaktır. Zira üniversiteler yurt dışından gelerek yatay geçiş yapacak öğrencilerin durumunu bildiğim kadarı ile iki açıdan kontrol etmektedirler. Birincisi, gelinen Üniversite YÖK’ün denklik kurallarını ne denli karşılıyor ve öğrencinin hangi sınıfa devam edeceğini belirlemeye yardımcı olacak transkript belgesi var mıdır?  Continue reading ‘YÖK, Bir Yazı İle Yabancı Öğrencilere Ayrıcalık Tanıyabilir mi?’

On Senedir Siz Niye Açmadınız?

Başbakan, 17 Eylül 2012 günü Denizli’deki Cedide Abalıoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde, yeni öğrenim yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada, terör konulara değindikten sonra şunları söylediği görsel ve yazılı basında yer almıştır; ”Millî eğitimde gerçekleştirdiğimiz büyük reformların ilk adımını atıyoruz. Millet artık imam hatip okulları ile kucaklaşıyor. Bu okullarla hasret sona eriyor. İmam hatip okulları milletin okulları olarak eski parlak günlerine geri dönüyor. 28 Şubat sürecinde milletin bu okullarından korkanlar, bu okulları adeta bir öcü gibi görenler maalesef bu okulların kapılarına kilit vurmuşlardır. İmam hatiplerin önünü kesebilmek için tüm meslek okullarına yani yoksul Anadolu evlatlarının devam ettiği okullarına vebalı muamelesi yaptılar. Bu zulme, bu baskıya bu antidemokratik uygulamaya 30 Mart tarihinde TBMM’de son verdik.

“Ne zarar gördünüz imam hatip okullarından da bunları kapattınız? Ne yaptı imam hatipliler size de bunları kapattınız? Terörist yetişmediği için mi imam hatip okullarını kapattınız? Anarşistler yetişmediği için mi imam hatip okullarını kapattınız? Vatana hizmet aşkıyla yandıkları için mi imam hatip okullarını kapattınız? Ben, evlatlarım, birçok bakan arkadaşlarım imam hatip lisesi mezunları olarak bugün imam hatip okullarına itibarını iade etmenin bahtiyarlığını, bunun tarifsiz heyecanını yaşıyoruz.[1]

Başbakan’ın sorusuna ve yukarıdaki ifadelerine, Sekiz Yıllık Kesintisiz ve Zorunlu İlköğretim yasa tasarısını, Hükümet’e sunan, Hükümetin de TBMM’ne sunduğu yasayı savunan ve uygulayan dönemin Millî Eğitim Bakanı olarak yanıt verme zorunluluğum doğmuştur ve bu yazıda o yanıt verilecektir.

Ancak yanıtlarımı açıklamadan önce ben de Başbakan’a aynı ağır sözcükleri kullanmadan kısaca sormak istiyorum, “Peki, On senedir Siz Neden Açmadınız?”

İmam hatip ortaokullarının kapalı olduğu dönemi bir Tablo eşliğinde anımsayalım. Bu bilgiler Tablo 1 de yer almaktadır.

Tablo 1

İmam hatip ortaokulları hangi öğrenim yılları boyunca kapalı kaldı?

AKP öncesi AKP dönemi
1997-1998 2002-2003
1998-1999 2003-2004
1999-2000 2004-2005
2000-2001 2005-2006
2001-2002 2006-2007
*** 2007-2008
*** 2008-2009
*** 2009-2010
*** 2010-2011
*** 2011-2012
5 ders yılı 10 ders yılı

 

Tablo 1 in incelenmesinden de görüldüğü üzere, imam hatip ortaokulları, AKP’nin iktidara gelmesinden önce sadece beş ders yıl kapalı görünüyor. Görünüyor dememin nedeni, kazanılmış hak olarak, 1997 yılında Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu İlköğretim yasası çıktığında, imam hatip ve diğer mesleki teknik ortaokullarına devam edenlerin aynı okullarda okuldan mezun oluncaya kadar öğrenimlerini sürdürmeleri kararlaştırılmıştı. Dolayısı ile 1997-1998 ve 1998-1999 ders yıllarında, yeni öğrenci alınmaksızın imam hatip dahil tüm mesleki teknik ortaokulları öğrenimlerini sürdürmüştür. 2002 yılı sonunda iktidara gelen AKP’nin kurduğu Hükümet bir koalisyon değildi. Zira TBMM’deki sandalye sayısı Anayasa’yı nerede ise tek başına değiştirecek çoğunlukta, TBMM üyelerinin yaklaşık 2/3 üne sahipti. İstediği yasayı istediği anda değiştirme güç ve kudretine sahip AKP Hükümetleri neden imam hatip ortaokullarının yeniden açılmasını sağlayacak yasayı çıkarmak için on yıl beklemiştir? Ellerini tutan mı vardı? İmam hatiplerin ortaokullarını kapalı olması Başbakan’ın dediği gibi “zulüm” ve “baskı” ise, siz eleştirdiklerinizden iki kat daha uzun süre ile tam on ders yılı boyunca bu zulmü ve baskıyı neden sürdürdünüz? Yoksa siyaseten 2012 yılını beklemek gerekiyordu?

Başbakan’ın basında yer alan ifadesinden bir bölümü buraya tekrar almak istiyorum; “İmam hatip okullarının önünü kesebilmek için tüm meslek liselerine, tüm meslek okullarına yani yoksul Anadolu evlatlarının devam ettiği okullarına vebalı muamelesi yaptılar. Bu zulme, bu baskıya, bu anti demokratik uygulamaya 30 Mart tarihinde TBMM’de son verdik.[2]” 4+4+4 yasası çıktıktan sonra büyük bir çaba ile imam hatip ortaokulları açılırken, yoksul Anadolu evlatlarının gittiği söylenen diğer meslek ortaokullarından hiç açılan oldu mu? Ben basında bu konuda bir haber veya açıklama bulamadım, onun için soruyorum! Yoksa onlar söylemlerde dolgu malzemesi olmaktan öte bir anlam taşımıyorlar mıydı? Continue reading ‘On Senedir Siz Niye Açmadınız?’