Monthly Archive for Mart, 2012

Sekiz Yıllık Zorunlu Eğitimin Gelişim Süreci ve Kazandırdıkları

Yıllardır, “Sekiz Yıllık Zorunlu ve Kesintisiz İlköğretim”in 28 Şubat 1997 Millî Güvenlik Kurulu’nun Kararları ile dayatıldığı birçok kişi tarafından söylene ve yazıla geldi. Böylece, bu eğitimin ön hazırlığı olmayan aniden zorla dayatılmış ideolojik bir uygulama olduğu görüşü toplumda hâkim kılınmak istendi. Açıkçası bu yaklaşım geniş ölçüde başarılı da oldu. Toplumun hafızasında sekiz yıllık zorunlu eğitim gelişim sürecine ilişkin çok zayıf bir iz oluşabildi. Zira, çok az sayıda kişi sekiz yıllık zorunlu eğitimin tarihsel gelişim sürecine ilişkin olarak topluma bilgi sunabildi ise de, bu bilgiler karşı propaganda söylemleri arasında kaybolup gitti. 

Dönemin Millî Eğitim Bakanı olarak, “Sekiz Yıllık Zorunlu ve Kesintisiz Eğitim Kanunu”nun TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 4-12 Ağustos 1997 tarihleri arasında yer alan görüşmeleri ile Genel Kurul’daki görüşmeler sırasında yaptığım sunuş konuşmalarında, bu eğitime geçiş sürecinin ne zaman başladığını açıklamış ve o başlangıç tarihinden 1997 yılına kadar yer alan kazanımları ve bunların yasal dayanaklarını ana hatları ile ortaya koymaya çalışmıştım. İzleyen dönemde yaptığım çeşitli basın toplantıları ve televizyon programlarında da yeri geldikçe bu bilgilerin bir bölümünü yinelemiştim. Daha sonra bu sitede 10 Eylül 2007 tarihinde yayınladığım “Sekiz Yıllık Zorunlu Eğitim Onuncu Yılına Başladı” başlıklı yazımda da bu bilgileri yeniden özetle vermiştim.

Şimdi zorunlu eğitimin on iki yıla çıkarılması ve 4+4+4 olarak özellikle ilköğretim bölümü için kesintili olarak uygulanmasına yönelik AKP Grup Başkanvekillerinin yasa önerisinin, TBMM sunulup görüşülmesine başlandığı süreçte, yine sekiz yıllık zorunlu ve kesintisiz ilköğretimin 28 Şubat 1997 Millî Güvenlik Kurulu Kararları ile zorla dayatıldığı ve ideolojik olduğu söylemleri yeniden sıkça gündemde tutulmaya çalışıldığı için, toplumu bu zorunlu eğitimin geçtiği aşamalar konusunda belgelere dayanarak ayrıntılı olarak bilgilendirmek üzere bu yazı kaleme alınmıştır.

Getirilmek istenen 4 + 4 + 4 modeline ilişkin değerlendirmeler ayrı bir yazıda ele alınacaktır.

Yasal Gelişim süreci

Sekiz yıllık zorunlu ve kesintisiz eğitimin ilk adımının, Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel döneminde (28 Aralık 1938 – 5 Ağustos 1946) 19 Haziran 1942 tarihinde çıkarılan 4247 sayılı Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilatı Yasasına göre öğrenim süresi 8-9 yıla ulaşabilen 258 Köy Bölge Okulu açılması ile atıldığı söylenebilir. Anılan Yasa’nın 13 üncü maddesi şu hükmü içermekteydi; “Köylerde her yıl eylül ayının sonuna kadar altı yaşını bitirmiş olanlar, ilkokula ve ilkokulu bitirdikten sonra, daha yüksekokullara devam etmeyenlerden on altı yaşını tamamlamamış bulunanlar varsa bunlar da birinci maddede yazılı meslek kurslarına devama mecburdurlar.” Köy okullarına yönelik olarak bu adım atılırken, kent okulları için o tarihte paralel bir adım atılmamıştır. Bazı kaynaklarda, 2-10 Aralık 1946 tarihleri arasında Millî Eğitim Bakanı Şemsettin Sirer (5 Ağustos 1946 – 9 Haziran 1948) döneminde toplanan III üncü Millî Eğitim Şurası’nda kentlerdeki ilkokul ile ortaokulun birleştirilmesi konusunun ortaya atıldığı belirtilmektedir[1]. Diğer bir kaynakta da, “2-10 Aralık 1946 da toplanan III. Millî Eğitim Şurasında, ortaokul öğretmen ihtiyacının karşılanması için Bakanlıkça düşünülen yeni önlemler Şura gündeminin ana fikrini oluşturmuştur. Bu Şurada, ilkokul ve ortaokul amaç ve görev bakımından bir bütünlük içinde düşünülmesi gerektiği ve aynı pedagojik ilkelerin, uygun program ve yöntemlerin benimsenmesi zorunluluğu savunulmuş, adeta ‘Sekiz Yıllık Okul’ düşüncesi çoğunlukla kabul edilmiştir” ifadeleri yer almıştır[2]. Bu bilgilerden de görüldüğü üzere 1946 yılında ilkokul ve ortaokulun bir bütünlük içinde düşünülmesi fikri gündeme gelmiş ve tartışılmıştır. Ancak anılan Şura’nın gündemi mesleki ve teknik öğretim kurumlarının teşkilatlanması, programları ve yönetmeliklerine ilişkin olduğu için böyle bir öneri toplantı sırasında ortaya atılmış olsa bile görüşülüp karara bağlanamadığı anlaşılmaktadır. Daha 1942 de Köy Okullarında 8-9 yıl süreli eğitim uygulayan ve 1947 yılında da sekiz yıllık eğitim uygulamasını kent okulları için düşünebilen eğitimcilerin olduğu anlaşılmaktadır. Millî Eğitim Bakanı Tevfik İleri (11 Ağustos 1950-5 Nisan 1953) döneminde 4-14 Şubat 1953 tarihinde toplanan V inci Millî Eğitim Şurası gündeminin 4 üncü maddesinin “İlköğretim Kanun tasarısının incelenmesi ve mecburi ilköğretimin planlanması” başlığını taşıması yukarıdaki bilgiler ışığında dikkat çekicidir[3]. İlkokuldan ilköğretime geçiş için yasa tasarısı bile hazırlandığı anlaşılıyor.

1)      5 Ocak 1961 tarihinde çıkarılan 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun getirdikleri 

1961 tarihli bu yasanın 3 üncü maddesi şöyle idi; “Mecburi ilköğretim çağı, çocuğun altı yaşını bitirdiği yılın Eylül ayında başlar, 14 yaşını bitirip 15 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biter.” Görüldüğü üzere, ilköğretimin 7-14 yaş arasındaki sekiz yılı kapsayacağı yasa ile daha 1961 yılında, diğer bir deyişle 50 yıl önce öngörülmüştü. 

Aynı yasanın 6 ıncı maddesi de “İlkokulun öğretim süresi en az beş yıldır.” hükmünü içermekte idi. Buna göre ilköğretim süresi 5 yılın üzerine de çıkarılabilecekti.

2)      14 Haziran 1973 yılında çıkarılan 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun getirdikleri

1739 sayılı bu yasanın “Yöneltme” başlıklı 6 ıncı maddesi şu hükmü içermekte idi, “Fertler, eğitimleri süresince, ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirilirler. Millî Eğitim sistemi, her bakımdan, bu yöneltmeyi gerçekleştirecek biçimde düzenlenir. Yöneltmede ve başarının ölçülmesinde rehberlik hizmetlerinden ve objektif ölçme ve değerlendirme metotlarından yararlanılır.”

Bu yasa, 22 inci maddesi ile,  “Temel eğitim genel olarak 7-14 yaşlarındaki çocukların eğitimini kapsar.” hükmünü getirdikten sonra 24 üncü maddesi ile de “Temel eğitim okulları beş yıllık birinci kademe ile üç yıllık ikinci kademe eğitim kurumlarından meydana gelir. Birinci kademe sonunda ilkokul, ikinci kademe sonunda temel eğitim diploması (ortaokul diploması) verilir.” Yasanın bu hükmü, “temel eğitimin” ancak sekiz yılda tamamlanacağını kabul etmiş ve o nedenle sekiz yıllık eğitim sonrasında “temel eğitim” diploması verileceğini belirlemiştir. Meslek ve teknik ortaokulu diploması gibi bir diplomadan bahsedilmemektedir.

Aynı yasanın 25 inci maddesi “Temel eğitim kurumlarının birinci ve ikinci kademeleri, bağımsız okullar halinde kurulabileceği gibi, imkân ve şartlara göre birlikte de kurulabilir. Nüfusu az ve dağınık olan yerlerde, köyler gruplaştırılarak merkezi durumda olan köylerde temel eğitim bölge okulları ve bunlara bağlı pansiyonlar, gruplaştırmanın mümkün olmadığı yerlerde temel eğitim yatılı bölge okulları kurulur.” ilkelerini koymuştur. Bu maddeden de temel eğitim kurumlarının fiziki alt yapısı için katı bir kural konulmamış, ayrı okul binaları şeklinde olabileceği gibi, imkân ve şartlara (burada kastedilen bütçe olanakları ve okulun kurulacağı yerdeki öğrenci mevcudu ile potansiyelidir) göre tek bir bina içinde de kurulabilmesi de kabul edilmiştir. Önemsiz gibi görünen bu ayrıntı önemlidir. Çünkü bu konuda yetki siyasi kadrolara değil Millî Eğitim Bakanlığındaki eğitimcilere ve onların inceleme sonucu oluşacak takdirine bırakılmıştır. İzleyen yıllarda Bakanlığın bu yetkiyi nasıl kullandığı somut veriler eşliğinde aşağıda açıklanacaktır.

Bu yasanın 26 ıncı maddesinde ise ortaöğretim düzenlenmiştir; “Ortaöğretim, temel eğitime dayalı, en az üç yıllık öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar.” Bu maddeden de görüldüğü üzere, mesleki ve teknik eğitim, ortaöğretimde diğer bir deyişle lise düzeyinde verilmesi gereken bir eğitim türüdür. Temel eğitim veya ilköğretimde öğrencilerin meslek eğitimi alması yerine ilgi ve yetenekleri aile, öğretmen ve rehber öğretmenlerin gözlemlenmesi esası kabul edilmiştir. Bu bağlamda ilköğretimin son yıllarına seçmeli bazı dersler konularak öğrencinin ilgi ve yeteneklerini daha somut olarak gözlemek için zemin de hazırlanabileceği düşünmüş olmalı.

Bu yasanın “Ortaöğretimde yöneltme” başlıklı 30 uncu maddesinde, “Yöneltme temel eğitimde başlar, yanılmaları önlemek ve muhtemel gelişmelere göre yeniden yöneltmeyi sağlamak için ortaöğretimde de devam eder. Yöneltme esasları ve çeşitli programlar veya ortaöğretim okulları arasında yapılacak yatay ve dikey geçiş şartları Millî Eğitim Bakanlığınca düzenlenir.” hükmü de vardır.

3)      16 Haziran 1983 tarihinde çıkarılan 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun Bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkında kanunun getirdikleri

Bu yasa ile birçok düzenleme getirildikten başka Millî Eğitim Temel Kanununun 22 inci maddesi de şu şekilde değiştirilmiştir, “İlköğretim, 6-14 yaşlarındaki çocukların eğitim ve öğretimini kapsar. İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.”  Yapılan değişiklikle ilköğretime başlama yaşı 7 yaştan 6 yaşa inmiştir.

Bu yasa ile, 1739 sayılı yasaya geçici bir de madde eklemiştir. Bu geçici maddeye göre, “Ortaokullar, planlı bir şekilde ve yeterli düzeyde yurt sathına yaygınlaştırıldıktan sonra, kanunla ayrıca belirleninceye kadar, ilköğretimin sadece ilkokul bölümü zorunludur.” Görüldüğü üzere, bu geçici madde zorunlu eğitimin sekiz yıl olarak düzenlenmesini ortaokul düzeyinde okullaşmanın yaygınlaşmasına bağlamıştır. Bu konudaki gelişmeler de aşağıda verilecektir.

Millî Eğitim Bakanı Hasan Celal Güzel (21 Aralık 1987-30 Mart 1989) döneminde, 18-22 Haziran 1988 tarihleri arasında toplanan XII inci Millî Eğitim Şurasında ilköğretimle ilgili olarak alınan kararlar sekiz yıllık eğitim açısından çok önemli olduğu kadar ve bu eğitimin kesintisiz olacağı da vurgulanmıştır.  Şimdi bu kararları aynen okuyalım; “Karar 4– Sekiz yıllık mecburi öğretime geçişin, bir program ve sistem bütünlüğü içinde uygulanması, VI. Plan döneminin sonuna kadar tedricen yaygınlaştırılması.” “Karar-5 Mevcut ortaokulların, ilköğretimle bütünleştirilmesi.” “Karar 11– Sekiz yıllık ilköğretimin ortak ve aynı bir öğretim programına kavuşturulması; mevcut ilkokul, ortaokul farklılığının ortadan kaldırılması.[4]” Karar 11 i kesintisiz sekiz yıllık zorunlu eğitim olarak anlamanın dışında başka türlü anlamak mümkün müdür?

1997 yılında zorunlu ve kesintisiz ilköğretim yasasının çıkmasına kadar okullaşmalar ve okul alt yapılarındaki gelişmeleri incelemek 1997 yılında çıkarılan yasanın daha iyi anlaşılıp değerlendirmesine imkân vereceğinden şimdi de bu konuda bilgi sunmak istiyorum. Continue reading ‘Sekiz Yıllık Zorunlu Eğitimin Gelişim Süreci ve Kazandırdıkları’