Monthly Archive for Ocak, 2012

Ayaklar Yorganı Ne Zaman Aştı?

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 23 Aralık 2011 günü Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu’nda (TUSKON) yaptığı konuşmada, çeşitli konulara değindikten sonra Türkiye’de tasarrufların GSYİH’nın yüzde 12 sine düştüğünü ve bu oranın ülke tarihindeki en düşük düzey olduğunu belirtmiştir. Hazine Müsteşarlığı web sayfasında yer alan konuşmanın ilgili bölümünü aynen alıntılıyorum; “Şu anda değerli arkadaşlar, tasarruf oranımız yüzde 12’ye düşmüş durumda. Bu tarihi en düşük seviye, milli gelirimizin yüzde 12’si kadar tasarrufumuz var ama milli gelirimizin yüzde 22’si kadar yatırım harcamamız var. Aradaki fark zaten eşittir cari açık. Zaten cari açığın iktisattaki denklemi, yatırımlarla, tasarruflar arasındaki fark. Gelişmekte olan diğer ülkelere baktığımız zaman yüzde 30’lar mertebesinde tasarruf oranı görüyoruz ve yüzde 30’lar mertebesinde de yatırım görüyoruz. Aslında Türkiye’nin yaptığı yatırım harcaması özel sektör, artı kamu diğer gelişmekte olan ülkelerin altında ama tasarruf oranımız onunda altında.  Dolayısıyla bir tüketim ekonomisi, bir israf ekonomisi olmamamız gerekiyor. Baktığımız da şu an maalesef hane halkımızın yüzde 45’i aylık gelirinden daha fazla harcıyor. Geçen sene tüketici kredisi 43 milyar TL arttı sadece tüketici kredisi yani Türk halkı sadece tüketim amacıyla eskisine göre 43 milyar daha borçlanmış oldu bu yıl 50 milyarı da geçecek gibi görünüyor. Yani 43 eski rakam 43 milyonun üzerine 50 milyar. Dolayısıyla bizim işte bankacılıkla ilgili aman kredilere dikkat, aman işte tüketici kredilerinde şu tedbiri alalım, vergileri yükseltelim diye üzerinde durmamız biraz da bu sebeple mutlaka toplum olarak ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız gerekiyor.” Kalın harfli vurgulama, yayınlanan metinde olmayıp, benim tarafımdan yapılmıştır.

Başbakan Yardımcısı’nın bu açıklamaları, internet ortamındaki Haber Türk Gazetesi’nin 23 Aralık 2011 tarihli nüshasında “Ayaklar Yorganı Aştı!” başlığı altında yer almıştır. Bu haberden esinlenerek ben bu yazımda “Ayakların ne zaman yorganı aştığını” belirlemeye çalışacağım ve nedenlerine kısaca değineceğim. 

Başbakan Yardımcısı’nın yaptığı konuşmanın yukarıya alınan metni, niyet belki o olmasa da, cümlenin kuruluşundan ülke tasarruflarının aniden 2011 yılında yüzde 12 ye düştüğü gibi bir izlenim vermektedir. Oysa, ülke tasarrufları, bazı yıllar hariç tutulursa, 2002 yılından bu yana sürekli ve dikkat çekecek oranlarda düşegelmektedir. Diğer bir deyişle, gerekli önlemler alınmadığı takdirde bu düşüşün süreceğine ilişkin ekonomik uyarılar ülkenin ekonomik veri tabanında kırmızı bir bayrak sallayarak yıllardan beri haykırıp durmaktadır. Ama aldıran olmamaktadır. Ülkenin ekonomik veri tabanında yer alan bu uyarılar diğer bazı bilgiler eşliğinde Tablo 1 de yer almaktadır.

Tablo 1 in incelenmesinden de görüldüğü üzere, geçmişte de pek yüksek sayılmayacak ülke brüt tasarrufları 2002 yılından sonra hızla düşerek sürdürülemeyecek bir düzeye inmiştir. Bu gelişmeyi normal kabul etmek mümkün değildir. Başbakan Yardımcısı Babacan, ulusal gelirin yüzde 22 si düzeyinde yatırım olduğunu ve tasarrufların karşılamadığı bölümün de cari açığa yol açtığını ifade etmiştir. Tablo 1 e bakıldığında yatırımların öyle yüzde 22 düzeyinde istikrarlı bir görünümde olmadığı da görülmektedir. Yatırımlar 2002 den bu yana yüzde 14.9 ile 22.1 arasında dalgalandığı görülmektedir. Büyük ölçekte (yaş grubunun yüzde 20 sinden fazlası) genç ve eğitimli işsizin olduğu gelişme yolundaki bir ülkede yüzde 14.9-22.1 bandında dalgalanan bir yatırım hacmi ile genel olarak işsizliğe çare bulmak ve özel olarak da eğitimli işsizlere çalışma olanağı yaratmak olası değildir.

Kaldı ki, yüzde 14.9-22.1 arasında dalgalanan yatırımların yapısına bakıldığında, kamu kesiminde bölünmüş karayolları yapımının ve özel kesimde de verimlilik ve otomasyon sağlayacak ileri teknoloji yatırımlarının ağırlıklı olduğu görülür. Diğer bir deyişle yatırımların yapısı da işgücüne üretime dayalı yaygın iş olanağı yaratmaktan uzaktır.

Tablo 1

1995-2011 döneminde sabit fiyatlarla ekonomik büyümenin, ulusal tasarrufların, toplam yatırımların ve cari işlemler açıklarının izleye geldiği seyir

(GSYİH’nın yüzdesi olarak)

 Yıllar S.F.GSYİH BrütTasarruf ToplamYatırım  C.İ.A.
1995

7.19

21.1

23.5

-2.38

1996

7.01

20.9

21.9

-1.00

1997

7.53

21.3

22.3

-1.03

1998

3.09

22.9

22.1

0.80

1999

-3.36

18.7

19.1

-0.37

2000

6.77

17.0

20.8

-3.72

2001

-5.70

17.0

15.1

1.92

2002

6.16

17.3

17.6

-0.27

2003

5.26

15.1

17.6

-2.48

2004

9.36

15.7

19.4

-3.68

2005

8.40

15.4

20.0

-4.60

2006

6.89

16.0

22.1

-6.08

2007

4.67

15.2

21.1

-5.90

2008

0.66

16.1

21.8

-5.74

2009

-4.83

12.6

14.9

-2.33

2010

8.94

13.5

20.1

-6.58

2011 T.

6.59

12.9

23.1

-10.26

Kaynak: IMF World Economic Outlook Databases September 2011

Tablo 1 in ortaya koyduğu çarpıcı bir gerçek de, 2004 den başlayarak düşmeye başlayan ekonomik büyümenin sürekli azalarak 2009 yılında yüzde eksi 4.83 e inmesi de, yapılan yatırımların milli gelirde dengeli ve sürdürülebilir bir ekonomik büyüme dolayısı ile iş olanağı yaratmaya yetmediğidir.

Başbakan Yardımcısının üzerinde durmadığı husus, düşen tasarrufların temelinde tüketim harcamalarının artmasının olduğu ve artan tüketim harcamalarının da (değerli TL etkisi ile) dış alım mallarına yönelerek dış ticaret ve dolayısı ile cari işlemler açıklarını süratle büyüttüğüdür. Aynı zamanda, değerli TL Türkiye’deki ara malları sanayiini de olumsuz yönde etkilemiş ve sanayi üretimindeki dış alım ara malları payı önemli artış göstermiştir. Bana göre, cari işlemler açığını geniş ölçüde, yatırım-tasarruf açığı değil tüketim harcamaları ve sanayinin yerli üretime tercih ettiği dış alım ara malları büyütmüştür.  Continue reading ‘Ayaklar Yorganı Ne Zaman Aştı?’