Monthly Archive for Eylül, 2011

Cumhuriyet Kazanımlarına Sahip Çıkmamanın Sonuçları III

(KHK İle Devlet Yönetmek)

Hükümet, 2011 genel seçimlerinden kısa süre önce, TBMM’den 6 Nisan 2011 tarihinde çıkardığı 6223 sayılı yasa ile kamu
hizmetlerinde yeniden düzenlemeler yapmak üzere Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisi almıştır. Hükümet’in, bu yetki kanununa dayanarak çıkardığı her bir KHK, siyaset sahnesinde, yazılı ve görsel basın ile toplumda değişen dozda tepkiler alagelmektedir. Ancak bu tepki ve tartışmalar, yeni düzenlemelerin getirip-götürdüklerine odaklanmakla sınırlı kalmaktadır. Elbette bu düzenlemelerin içeriği, mutlaka yoğun olarak tartışılmalı, endişeler ve eleştiriler yüksek sesle dile getirilmeli, gerekiyorsa Anayasa Mahkemesinde dava
bile açılmalıdır. Ancak bunun yanında sorunun temeline de mutlaka inilmelidir. Zira sorunun temeline inilmez ise, sonuç getirmeyen tartışmalar her çıkarılan yetki kanunları ve onlara dayanılarak çıkarılacak KHKlar ile yeniden yaşanacaktır. Anayasa Mahkemesince iptal edilen yetki kanunları veya KHK’ların yeniden aynen veya küçük değişikliklerle çıkarılması ile sürüp gidecektir. Bugüne değin bu durum birçok kez yaşandı. Şu güne değin, sorunun temeline ilişkin yeterli tartışma yapılmadığını gözlemlediğim için bu yazıda o görevi ben bir ölçüde yerine getirmeye çalışacağım.

Ülke yönetimleri, bazı sıra dışı dönemler yaşandığında, zaman kaybetmeksizin, ülke ve yurttaşların çıkarlarını korumak için bazı acil kararlar almak durumunda kalabilirler. Bu kararların bir kanun tasarısı olarak meclislerde görüşülüp yasaya dönüştürülmesi için yeterli zaman bile olmayabilir, işte bu gibi durumlarda, meclisler sonunda kendi onayına sunulmak koşuluyla hükümetlere yasa gücünde kararlar alma yetkisini
geçici olarak verebilirler. Bu sıra dışı durumlara savaş hali dışında örnek vermek gerekirse, 1929 ekonomik bunalımı ve Japonya’nın yaşadığı 9.9 ölçeğindeki deprem ile birlikte yaşanan nükleer felaket ve benzerleri sayılabilir. Bu durumlarda da mutlaka yasa gücünde karar almak zorunluluğu da şart olmayabilir. Zira geçmişte yaşanan benzeri olaylar nedeni ile hukuk sistemi öyle araç ve yetkilerle donatılmıştır ki benzeri sıra dışı durum yaşandığında mevcut kurallar sorunları aşmaya yeterli olurlar.

İşte böyle durumlara yanıt verme gereksinimini ülke tarihimizin ilk anayasası olan 1876 Kanun-i Esasi’ye ile karşılanmıştır. Anılan yasanın 36 ıncı maddesi şu hükmü içermektedir.

“Madde 36 – Meclisi Umumî mün’akit olmadığı zamanlarda Devleti bir muhataradan veya emniyeti umumiyeyi haleden vikaye için bir zarureti mübreme zuhur ettiği ve bu bapta vaz’ına lüzûm görülecek kanunun müzakeresi için Meclisin celp ve cem’ine vakit müsait olmadığı halde Kanunu Esasî ahkâmına mugayir olmamak üzere Heyeti Vükelâ tarafından verilen kararlar, Heyeti Mebusanın içtimaile verilecek karara kadar
ba iradei seniye, muvakkaten kanun hüküm ve kuvvetindedir.”

Bu maddenin koyduğu ilkeler güncel dilimizde şöyle özetlenebilir; Meclislerin toplantı halinde bulunmadığı zamanlarda Devlet öyle tehlikeli durum veya güvenlik bakımından öyle acil durumlarla karşılaşabilir ki, bu durumların gerektirdiği yasaları görüşmek ve çıkarabilmek için Meclisleri toplamaya zaman bile olmayabilir, bu durumlarda Bakanlar Kurulu Anayasa’ya aykırı olmamak üzere kararlar alabilir ve bu kararlar geçici kanun hükmündedir. Dikkat edilirse, 1876 anayasası, Bakanlar Kuruluna bu yetkiyi sadece, Meclisin tatil olduğu ve toplanmasının beklenemeyeceği çok acil durumlar için tanımıştır.

1876 Anayasası ile hukuk sistemimize giren KHK benzeri kurum, İttihat ve Terakki Hükümetlerince çok yoğun bir şekilde ve anayasanın öngörmediği şekilde kullanılmıştır. Bir anlamda bu kullanımlar, yetkinin kötüye kullanılması sonucunu doğurmuştur. Enver Paşa’ya ait olduğu söylenen, “yok kanun, yap kanun” söylemi de geçici kanun yapma uygulamasının anlamlı bir özetini oluşturmuştur.

Osmanlı döneminde çıkarılan bu geçici kanunlardan birkaçı Cumhuriyet döneminde bile uzun süre yürürlükte kalmıştır. Bu konuda bir örnek vermek gerekirse, 8 Ekim 1914 tarihinde askerler ile ordunun kullandığı hayvanların beslenmesine ilişkin kuralları düzenlemek üzere çıkarılan “Tayinat ve Yem Geçici Kanunu”, ancak, 24 Mayıs 2007 tarihinde çıkarılan “Türk Silahlı Kuvvetler Beslenme Kanunu” ile yürürlükten
kaldırılabilmiştir. Birinci Dünya Savaşı ortamında “Geçici olmak üzere” Bakanlar Kurulunca çıkarılan bir yasa 93 yıl süre ile yürürlükte kalmıştır. Continue reading ‘Cumhuriyet Kazanımlarına Sahip Çıkmamanın Sonuçları III’