Monthly Archive for Mayıs, 2010

İşsizliğe Çözüm Üretmek Kimin Görevi?

Başbakan Yardımcısı ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan’ın, (TUSKON) Türkiye İşadamları ve Sanayicileri Konfederasyonu Genişletilmiş Yönetim Kurulu toplantısında yaptığı konuşmadan basına yansıyan bir bölümü alıntılamak istiyorum; “Ancak, devlet yoluyla Türkiye’nin işsizlik sorununu çözemeyeceğimizi biliyoruz. Bir yılda 1 milyon 285 binlik artış, tamamen özel sektör tarafından gerçekleştirilen bir artış. Biz kamuya 20 bin, 30 bin, 40 bin kişi alarak Türkiye’nin işsizlik sorununu çözemeyiz. Asıl çözüm özel sektör(1).” Diğer bir gazetede Başbakan Yardımcısı’ndan yapılan alıntılar içinde şu cümleler de vardır; “Genel ekonomik büyüme, istihdam için temeldir. Sonuçta büyüme hızı istihdamı belirleyecektir.(2)”
Aynı toplantıda TUSKON Başkanının, 22 maddelik bir istihdam paketi hazırladıklarını ve bu paketi Başbakan Yardımcısı’na sunduklarını söyledikten sonra basına yansıyan bir ifadesini de alıntılamakta fayda görüyorum; “(Bu pakette) … istihdamın büyük bölümünü sağlayan ve işletmelerin yüzde 90 dan fazlasını oluşturan KOBİ’lere ayrı bir bakanlık ve banka kurulması önerisi de var(3).” 
Başbakan Yardımcısı’nın ifade ettiği, kamuya birkaç bin kişi alarak işsizliğin çözülemeyeceğine ben de katılıyorum. İstihdamın çok büyük ölçüde özel kesim tarafından yaratılması gerektiğine de inanıyorum. Ancak Başbakan Yardımcısı ile görüş birliğimiz burada sona eriyor. Zira özel sektörün istihdam yaratması geniş ölçüde Hükümetlerin izlediği ekonomik politikalara bağlı bulunmaktadır. Hükümet ekonomik büyümeyi istikrar içinde sürdürecek politikaları oluşturamıyor ise bunun sonucu elbette işsizlik olacaktır. Eğer özel kesim istihdam yaratamamış ve hatta işçi çıkarma kararı almaya başlamış ise dönüp bakılacak ilk yer Hükümetin ekonomik politikalarıdır. İşçi çıkarma (sermaye yoğun teknolojiye geçiş halleri hariç) özel kesimin küçülme baskısını yoğun hissettiği dönemlerde başvurduğu bir yöntemdir. Bu noktada bir hususun altını çizmekte de fayda görüyorum. Gelişmesini sürdüren ülkelerde Devlet de, özel kesim kadar olmasa bile istihdam yaratmak zorundadır. Zira gelişmesini sürdüren ülkelerde öğretmen, sağlık personeli, adli hizmetler gibi birçok alanda ciddi personel açıkları ve hizmet noksanı bulunur.
Bu saptamalardan sonra şimdi Başbakan Yardımcısı’nın TUSKON’da yaptığı konuşmadaki bazı saptamalarını veriler eşliğinde inceleyebiliriz.
“Büyüme hızı istihdamı belirleyecektir”
İlke olarak ekonomik büyümenin istihdamı artıracağı doğrudur. 2000 yılından 2009 sonuna kadar Türkiye’deki büyüme hızları istihdamı nasıl etkilemiştir? Bu sorunun yanıtını, Tablo 1 de yer alan veriler eşliğinde arayalım.
Tablo 1 den de görüldüğü üzere, 2000-2009 döneminde ekonomi 2001 krizi bir tarafa bırakılırsa, yüzde 6 nın üzerinde büyümüştür. AKP iktidarının ilk yılında büyüme oranı bir puan kadar düşerek  yüzde 5.3 e gerilemiş ise de 2004 yılında yüzde 9.4 e sıçramıştır. 2004 ü izleyen yıllarda ise büyüme oranı giderek düşmüş ve nihayet 2009 da geçici verilere göre yüzde 4.7 oranında küçülmeye dönmüştür.  Tablo 1 den görüldüğü üzere, büyümenin yüzde 9.4 olduğu 2004 yılından 2009 yılı sonuna kadar geçen beş yılda istihdam (21,277-19,632=) 1,645 bin kişi artmıştır. Bu yıl başına ortalama 329 bin kişilik artış demektir. Tablo 1 e dikkatle bakıldığında ekonominin yüzde 4.7 oranında küçüldüğü 2009 yılında, nasıl olduysa (21,277-21,198=) 79 bin kişilik istihdam artışı olmuştur. 2009 yılındaki bu sürpriz istihdam artışı konusunda daha ayrıntılı değerlendirmelerimi görmek isteyen okurlar, bu sitede yer alan bir önceki yazım “2009 Yılında Türkiye Ekonomisi Ne Kadar Küçüldü?” başlıklı yazıma göz atabilirler. Aynı sürede işsiz sayısındaki artış da (3,471-2,385=) 1,086 bin düzeyindedir.  
                                   Tablo 1
            2000-2009 döneminde G.S.Y.İ.H.  ve
                      istihdam değişmeleri
Yıllar           GSMH %       İstihdam (000)    İşsiz (000)
2000             6.8                  …                      …
2001            -5.7               21,524              1,967
2002             6.2               21,354              2,464
2003             5.3               21,147              2,493
2004             9.4               19,632              2,385
2005             8.4               20,067              2,388
2006             6.9               20,423              2,328
2007             4.7               20,738              2,376
2008             0.7               21,194              2,631
2009            -4.7               21,277              3,471
Kaynak: Hazine Müsteşarlığı online veri tabanı.

Tablo 1 den de görüldüğü üzere, Türkiye’de izlenen ekonomik politikalar istikrarlı bir büyüme sağlamaktan çok (yüzde 9.4 büyümeden yüzde 4.7 küçülmeye) istikrarlı bir büyüme oranı düşüşüne yol açmıştır. Dolayısı ile de işsizliği azaltamamış, aksine sürekli arttırmıştır. Başbakan Yardımcısı’nın söylediği gibi, “büyüme hızı istihdamı belirlemiştir.” Ama işsizliği çözecek yönde değil.
Türkiye’deki işgücünün 2001-2009 döneminde izlediği seyir Tablo 1 den yeterince net görülememektedir. Bu fotoğrafı daha net olarak görebilmek için Tablo 2 düzenlenmiştir. Okurların dikkatini Tablo 1 den de çekmiştir, istihdam sayısı 2001-2003 döneminde 21 milyonun üzerinde iken 2004 yılında 19.6 milyona inmiştir. Üstelik de ekonominin yüzde 9.4 oranında büyüdüğü bir ortamda. Benzeri garip gelişmeler Tablo 2 de de yer aldığı görülecektir. Bu garip görüntünün nedeni 2007 yılında yapılan “Adrese Dayalı Nüfus Sayımı”dır. TÜİK, bu sayımın ortaya koyduğu sonuçları, nüfus sayısı bakımından 1986 yılına kadar geri götürmüşken, işgücünün durumuna ilişkin verileri sadece 2004 yılına kadar geriye doğru uyarlamıştır. Aslında TÜİK’in bu uyarlama işini aynen nüfus verilerini geri götürdüğü 1986 yılına geri götürmesi doğru olurdu. Bu yapılamadı ise hiç olmazsa bir önceki nüfus sayımı olan 2000 yıla kadar geri götürmesi beklenirdi. TÜİK’in bunu yapmamış olması 2000-2007 arasında seri değişimlerinde kesintiye yol açmış ve ekonomik mukayeseleri güçleştirmiştir. Üstelik geriye uyarlama işlemini, ekonomik büyüme oranının yüzde 9.4 olduğu yılda durdurulması ciddi garipliklerin ortaya çıkmasına da neden olmuştur. Bunun en tipik örneği ekonomik büyümenin yüzde 9.4 olduğu yılda istihdam (21,147-19,632=) 1,515 bin kişi düşmüş görünmektedir. Aynı şekilde 2004 yılında kayıt dışı istihdam da (10,943-9,843=)1,100 bin kişi düşmüş görünmektedir. Böylece ekonominin yüzde 9.4 büyüdüğü yılda kayıt içi ve kayıt dışı istihdam (1,515 + 1,100=) 2,615 bin kişi düşmüş görünmektedir. Sadece bu örnek dahi istatistik verilerinde seri değişikliğine gidilirken nasıl özenli olunması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu özen gösterilmediği taktirde bilimsel araştırma yapanlar müşkül durumda bırakılmaktadır. Bu tür araştırmaların yapılamaması da akılcı politika üretme arzusunda olan politik kadroların işini çok güçleştirmektedir. Bu değerlendirmelerden sonra Tablo 2 yi konumuz açısından değerlendirmeye başlayabiliriz. 
                                   Tablo 2
2001-2009 döneminde işgücünün durumu (000 ilavesiyle)
            15 Yaş     İşgücü                                          Kayıt dışı
Yıllar       üzeri       Arzı         İstihdam        İşsiz          istihdam
2001    47,158    23,491       21,524        1,967          11,382
2002    48,041    23,818       21,354        2,464          11,133
2003    48,912    23,640       21,147        2,493          10,943
2004    47,544    22,016       19,632        2,385            9,843
2005    48,359    22,455       20,067        2,388            9,666
2006    49,174    22,751       20,423        2,328            9,593
2007    49,994    23,114       20,738        2,376            9,423
2008    50,772    23,805       21,194        2,631            9,220
2009    51,686    24,748       21,277        3,471            9,328
Kaynak: Hazine Müsteşarlığı online veri tabanı.   

Tablo 2 den de hesaplanabileceği gibi 2004-2009 döneminde 15 yaş ve üzeri nüfus 4,142 bin kişi artmışken, bu sayının yüzde 66 sı olan 2,732 bin kişi işgücü arzına girebilmiştir. Bu düşük oranın nedeni, bu sitede daha önce yayınlanmış bulunan “İşsizlik oranını kadınlar mı yükseltiyor?” başlıklı yazımda da açıkladığım üzere, kadınların işgücüne katılım oranının son derece düşük olmasıdır. İşin diğer bir ilginç yanı ise, aynı dönemde istihdam 1,645 bin kişi artmasıdır. Diğer bir deyişle 2004-2009 döneminde 15 yaş ve üzeri nüfus 4,142 bin kişi artmasına rağmen bunun ancak yüzde 39.7 si istihdam edilebilmiştir. Bir başka açıdan bakıldığında 15 yaş üzeri nüfusun yüzde 60.3 ü üretecek konumda olmasına rağmen izlenen politikalar nedeni ile tüketici olarak kalmıştır.  
Tablo 2 de dikkatli gözlerden kaçmayacak bir husus da istihdam 2004-2009 döneminde 1,645 bin kişi artarken, kayıt dışı istihdam da (9,843 – 9,328=) 515 bin kişi azalmış olmasıdır. Bu durumda istihdamdaki net artış (1,645 – 515=) 1,130 bin kişi düzeyinde kalmıştır.  Tablo 2 nin ortaya koyduğu diğer bir gerçek ise, 2004-2009 döneminde resmen kabul edilen işsiz sayısının da 1,086 bin kişi artmış olmasıdır. Resmen kabul edilen işsiz sayısın nispeten düşük görünmesinin temel nedeni de işgücüne katılım oranının ülkemizde gelişmiş ülkelere göre çok düşük gösterilmesidir. Özellikle kadınların kentlerdeki işgücüne katılımının sosyal baskılar nedeni ile düşük kalması da bu oranın küçük düzeyde olmasını etkileyen en önemli faktördür.
Başbakan Yardımcısı’nın gözlemlediği gibi, 2004-2009 döneminde büyüme hızının hızla düşmesi ülkemizdeki işsizliği besleyen önemli bir unsur olmuştur. Büyüme hızının düşmesinden ve işsizliğin artmasından özel kesimi sorumlu tutmak yukarıda sunulan bilgilerin yanında aşağıda sunulacak verilerin ışığında pek de sorumlu ve tutarlı bir tavır olamaz.
İzlenen döviz kuru politikasının işsizlik üzerindeki etkisi
2002 yılı sonundan bu yana izlenen döviz kuru politikası ile Türkiye’den çok yabancı ülkelerde istihdam yaratılmıştır. Bu görüşümü netleştirmek için şu açıklamayı yapmak durumundayım; ihracat ülkemizde istihdamı artırırken, ithalat mal ve hizmet aldığımız ülkelerdeki istihdamı yükseltir. Bu konudaki değerlendirmelerimi de Tablo 3 de yer alan veriler eşliğinde yapmak isterim.
                                   Tablo 3
  2000-2009 döneminde dış ticaretteki gelişmeler
                         (milyon dolar olarak)
 Yıllar      İhracat      İthalat         Fark       İhr./ith. %
2000      27,775     54,502   –  26,727          51.0
2001      31,334     41,399   –  10,065          75.7
2002      36,059     51,554   –  15,495          69.9
2003      47,253     69,340   –  22,087          68.1
2004      63,167     97,540   –  34,373          64.8
2005      73,476   116,774   –  43,298          62.9
2006      85,535   139,576   –  54,041          61.3
2007    107,272   170,063   –  62,791          63.1
2008    132,027   201,964   –  69,937          65.4
2009    102,129   140,926   –  38,797          72.5
03-09                                -325,324
Kaynak: Hazine Müsteşarlığı online veri tabanı.

Tablo 3 den de görüldüğü üzere, AKP’nin iktidara geldiğinden bu yana izlenen kur politikalarının sonucunda dış ticaret açığı bir yıldan diğerine hızla yükselmiştir. 2003-2009 döneminde verilen dış ticaret açıklarının toplamı 325.3 milyar doları bulmuştur. Bunun anlamı 2003-2009 döneminde dış ticaret nedeni ile ülke dışında 325.3 milyar dolarlık üretim yapılacak şekilde istihdam yaratılmıştır. Ülkemizde işsizliği bir türlü azaltılamaması hatta artmasının nedeni izlenen politikalar nedeni ile ülke içinden çok ülke dışında istihdam yaratılmış olmasıdır. Continue reading ‘İşsizliğe Çözüm Üretmek Kimin Görevi?’