Monthly Archive for Mart, 2010

YÖK’ün Geri Çektiği Karar Üzerinde Bazı Gözlemler

Yüksek Öğretim Kurulu, 18 Şubat 2010 günü Yurt Dışından Öğrenci Kabulüne İlişkin Esaslar’ı açıkladı. Ancak kamuoyundan gecikmeyle gelen yoğun tepkiler üzerine, 17 Mart 2010 günü yaptığı yeni bir açıklama ile 18 Şubat 2010 tarihli kararının bir bölümünü iptal etti. YÖK 18 Şubat 2010 düzenlemesi ile yabancı ülkelerde lise eğitimi yapan T.C. ve K.K.T.C. uyrukluların Türkiye’deki üniversitelere sınavsız girmesine olanak tanımıştı. İşte bu konuya kamuoyundan yoğun tepki gelmesi üzerine düzenlemenin bu bölümünü 17 Mart 2010 günü yaptığı açıklama ile iptal etmiştir.
YÖK’ün 18 Şubat 2010 tarihli açıklamasında yer alan “TC veya KKTC uyruklu olup lise öğreniminin tamamını KKTC hariç yabancı bir ülkede tamamlayanlara” Türkiye’deki üniversitelere sınavsız girme düzenlemesine hukukî dayanak olarak, “Türkiye’de Öğrenim Gören Yabancı Uyruklu Öğrencilere İlişkin 2922 Sayılı Kanunu göstermiştir. Zira 18 Şubat 2010 tarihli açıklama bu yasaya göre çıkarılmıştır. T.C. uyruklu öğrenciler için yurt içinde ve yurt dışında okumalarına göre iki ayrı standart getirmiş oldu ve bunu yabancı öğrencilere uygulanan hukuk çerçevesinde yapmaya kalktı. 
Türkiye’de Öğrenim Gören Yabancı Uyruklu Öğrencilere ilişkin bir yasayı, yabancı ülkelerdeki liselerde okuyan T.C. veya K.K.T.C. uyruklu öğrencilerin Türkiye’deki üniversitelere kayıt olabilmesi için dayanak göstermek, eğer hukuk bilgisi noksanından kaynaklanmıyor ise, hukukun kenarından dolanma teşebbüsü olmuştur. YÖK’ün yanlış yasa metnini T.C. uyruklu öğrencilere uygulaması, bu konuda bilgi noksanı olarak yorumlanamaz. Zira bu Kurum’un bünyesinde hukuk uzmanları olduğunu düşünüyorum. Eğer yok ise o zaman hiç değilse Hukuk Fakültelerinden teknik yardım alması gerekirdi. Esasen hukuk devletinde bir Kurumu’nun hukukun kenarından dolanma hakkı da yetkisi de yoktur ve olamaz. Dolayısı ile 17 Mart 2010 tarihinde kararın düzeltilmesi ile en azından bu ciddi hukukî hata ortadan kalkmıştır.   
YÖK’ün aldığı 18 Şubat 2010 tarihli kararı dikkatle okunursa, bu kararın alınmasında Millî Eğitim Bakanlığı ile birlikte hazırlandığı veya anılan Bakanlığın uygun görüş verdiğine ilişkin bir ifade yer almamaktadır. Ayrıca, Millî Eğitim Bakanlığı’nın veya Bakanı’nın 18 Şubat 2010 düzenlemesine ilişkin destek veya karşı çıkışına ilişkin bir bilgiye yazılı basında rastlayamadım. Oysa 14 Haziran 1973 tarihli Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 31 inci maddesi şu hükmü içermektedir; “Lise veya dengi okulları bitirenler, yükseköğretim kurumlarına girmek için aday olmaya hak kazanır. Hangi yükseköğretim kurumlarına, hangi programları bitirenlerin nasıl girecekleri, giriş şartları Millî Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapılarak Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilir.” Bu hüküm de açıkça göstermektedir ki YÖK lise mezunlarının üniversiteye girişine ilişkin düzenlemeleri Millî Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapmadan düzenleyemez. Düzenlerse hukuka aykırı davranmış olur.
Bu durumda eğer 18 Şubat 2010 düzenlemesine Millî Eğitim Bakanlığı uygun görüş verdi ise, bu karar ile Millî Eğitim Bakanlığı bana göre iki önemli hata yapmıştır. Bunlardan birincisi, anılan düzenlemenin 2922 sayılı “Türkiye’de Öğrenim Gören Yabancı Uyruklu Öğrencilere” ilişkin yasaya dayandırılmasına karşı çıkmamak olmuştur. İkinci hata ise, ülkenin Millî Eğitim’inden sorumlu Bakanlığın yabancı ülkelerde lise bitirenlere, kendi çatısı altında lise öğrenimi yapan öğrencilere göre avantaj sağlamasını kabul etmesi ve kendi öğrencilerini ikinci sınıf konumuna düşürmüş olmasıdır.
Eğer 18 Şubat 2010 tarihli düzenleme Millî Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapılmadan doğrudan YÖK tarafından yapıldı ise, bu durumda bu Kurum iki yasayı da ihlal eden bir düzenleme yapmış olmaktadır. Continue reading ‘YÖK’ün Geri Çektiği Karar Üzerinde Bazı Gözlemler’

Nevruz Kutlamaları ve Lastik Yakma

21 Mart günü ülkemizde Nevruz kutlamaları yapılacak. Şimdiden her yurttaşımın Nevruz’unu gönülden kutlarım. Sizlere Nevruz’un tarihçesini ve anlamını açıklamama elbette gerek yok; doğanın canlanmaya ve tüm güzelliklerini sergilemeye başladığı an. Böyle güzel bir an elbette coşkuyla, kıvançla kutlanmaya ve yaşanmaya değer. Ancak bütün bu güzel kutlamalar yaşanırken benim gönlümün bir yanında bir hüzün ve acı vardır. Çünkü, kutlamalarda belki de binlerce yıldır uygulanan bir gelenek gereği “ateş yakılmakta”, dolayısı ile küçük ölçekte de olsa küresel ısınmayı etkileme var. Özellikle bu ateş, lastik yakarak sağlanıyorsa, küresel ısınmaya etki katsayısının büyümesi yanında diğer zehirli gazların salınımı sonucunda insan sağlığı için tehlike de artmaktadır. Bu geleneğin kökeninde güneşin doğayı canlandıran sıcaklığının da olduğunu biliyorum.  Soğuk kış aylarından sonra doğanın uyanmasında ve canlanmasında elbette artan güneş sıcaklıklarının mutlak katkısı var. Ama yine de hüzünleniyorum. Çünkü güneşin doğayı ısıtırken çevreye zarar vermiyor aksine yarar sağlıyorken, insanın yaktığı ateş doğaya zarar vermektedir. Nevruz’u ateş yakarak kutlama geleneğinin başladığı dönemde insanlığın küresel ısınma gibi bir sorunu yoktu. Yakılan ateş de sanırım birkaç dal parçasından ibaretti. Oysa bugün içinde bulunduğumuz koşullar çok farklı. İnsanoğlu birçok alanda olduğu gibi enerji tüketim alanında da çılgınca hatalar yapmakta ve üzerinde yaşadığı “mavi gezegeni” yaşanmaz bir hale getirmiş durumda ve her birim enerji kullanımındaki hata ve bilinçsizlikle de geri dönülmez bir felakete doğru hızla koşulmakta.
Sanayi devrimi ile başlayan ve her on yılda ivmesi giderek artan enerji tüketiminin yol açtığı karbondioksit ve zehirli gazlar salınımının boyutu doğanın temizleyebilme gücünü çoktan aşmış durumda. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi almak isteyen okurlar bu sitede daha önce yayınladığım; “Havamız Neden Kirleniyor?”, “CO2 Cahilliğinden Kurtulmak”, “CO2 Cahilliği II”, “Çevre Kirliliği I” ve “Çevre Kirliliği II” başlıklı yazılarıma göz atabilirler.
Bu yılki Nevruz kutlamalarından önce, yaktığımız çeşitli yakıtların atmosfere saldığı karbondioksit ve diğer zehirli gazlar konusunda kısa bilgiler sunmak istiyorum. Bu amaçla Tablo 1 düzenlenmiştir. Tablo 1 in incelenmesinden de görüleceği üzere bir milyon Btu enerji üretme karşılığında çıkan karbondioksit miktarları kilogram cinsinden gösterilmektedir.
                                   Tablo 1
          Çeşitli yakıtların her 1 milyon Btu enerji
            karşılığında ürettikleri CO2 miktarları
Yakıt adı                                CO2 kg.
Metan                                    52.3
Doğal Gaz                              53.1
LPG                                       63.1
Propan                                   63.2
Lastik                                    86.0
Odun                                     88.5
Linyit                                     97.8
Antracit                               103.2
Kaynak: eia.doe.gov/oiaf/1605/coefficients sitesindeki
değerler üzerinden hesaplanmıştır. Continue reading ‘Nevruz Kutlamaları ve Lastik Yakma’