Monthly Archive for Aralık, 2009

2009 Yılında Türk Ekonomisi Ne Kadar Küçülecek III

Bu başlığı taşıyan I ve II numaralı yazılarımda birbirini tamamlayan birçok veri eşliğinde 2009 yılında Türk ekonomisinin hangi boyutta bir küçülme yaşayacağına ilişkin değerlendirmeler yapmış ve “2009 Yılında Türkiye Ne Kadar Küçülecek II” başlıklı yazımda da küçülme beklentimin en az yüzde 7 düzeyinde olduğunu açıklamıştım. TÜİK 2009 yılı 3 üncü dönem GSYİH küçülmesini 10 Aralık 2009 tarih ve 212 sayılı Haber Bülteni ile eksi 3.3 olarak açıkladı. Bunun yanında ikinci çeyrek küçülme oranını da yüzde 7.0 dan yüzde 7.9 a çıkardı. Bu açıklama ışığında, benim (en az yüzde 7) veya Hükümetin (yüzde 6) 2009 yılı küçülme beklentilerimizden hangisinin gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu bu yazıda irdelemeye çalışacağım.
Ancak bu aşamada hemen belirtmeliyim ki, bu başlık altındaki yazılar, birbirinin tekrarı olmayıp bir öncekinde açıklanan bilgilere yenilerini eklemekte ve ayrıca daha önceki yazıda kullanılmış bilgilerin güncellenmesine de olanak sağlamaktadır.
TÜİK her üç aylık GSYİH büyüme/küçülme rakamlarını açıkladığında, yukarıda da değinildiği üzere, bir veya iki önceki döneme ilişkin büyüme/küçülme oranlarını da revize etmektedir. Bu revizyonlar, biraz sonra 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak sunacağım tablodan da görüleceği üzere, yaklaşık bir yıl süre ile devam edebilmektedir.
Bu bilgiyi de akılda tutarak, şimdi TÜİK’in 2008 ve 2009 yılına ait çeyrekler itibariyle açıkladığı GSYİH büyüme/küçülme oranlarının nasıl bir gelişme gösterdiğini inceleyebiliriz. Bu amaçla Tablo 1 düzenlenmiştir.
Tablo 1 in incelenmesinden de görüleceği üzere, 2008 yılı ilk çeyrek büyüme oranı dört defa (6.6, 6.7, 7.3 ve 7.2) değişmiştir. İkinci çeyrek verisi üç, üçüncü çeyrek oranı üç ve dördüncü çeyrek yüzdesi ise iki defa değişmişlerdir. Diğer çeyreklerin verilerinin büyüme/küçülme oranları da yayınlanacak yeni Haber Bültenleri ile dörde çıkabilecektir.
Tablo 1, 2009 yılı çeyreklerindeki küçülmenin de eğilimini göstermektedir. İlk çeyrek küçülmesi iki defa değişmiş ve 13.8 den 0.9 puan artarak 14.7 ye yükselmiştir. Aynı şekilde ikinci çeyrek verisi de 0.9 puan yükselmiştir. Bu oranlar ve üçüncü çeyrek verisi izleyen haber bültenlerinde yeniden değişebilirler.
Çeyrekler itibariyle büyüme/küçülme oranlarındaki değişimin diğer yıllarda nasıl bir eğilim gösterdiğini merak edenler 2007 yılına ait değişimleri, bu sitede daha önce yayımlanmış olan “Büyüme Verilerindeki Oynamalar II” başlıklı yazıda görebilirler. 
                                    Tablo 1
2008 ve 2009 yılları üçer aylık dönemler itibariyle GSYİH küçülme oranları
                                  (% olarak)
Açıklama Tarih                         Çeyrekler
Ve Numarası               1       2        3         4         Yıllık
2008 Yılı
30.06.2008-108        6.6      …       …         …            …
10.09.2008-147        6.7     1.9      …         …            …
15.12.2008-194        6.7     2.3     0.5       …            …
31.03.2009-052        7.3     2.8     1.2     -6.2         1.1
30.06.2009-114        7.3     2.8     1.2     -6.2         1.1
10.09.2009-158        7.2     2.8     1.0     -6.5         0.9
10.12.2009-212        7.2     2.8     1.0     -6.5         0.9
2009 Yılı
30.06.2009-114     -13.8      …       …         …           …
10.09.2009-158     -14.3   -7.0      …         …           …
10.12.2009-212     -14.7   -7.9    -3.3       …           …
Kaynak: TÜİK’in Tabloda belirtilen tarih ve sayılı Haber Bültenleri 
  
Bu veriler ışığında 2009 yılındaki ekonomik küçülmenin hangi düzeyde olacağını tahmin etmeden önce, daha önceki hesapları yaparken göz önüne aldığım bazı verilerin en son ulaştığı boyutlara da kısaca göz atmak uygun olacaktır.
Öncelikle büyüme ve küçülme oranlarını çok yakından etkileyen imalat sanayindeki kapasite kullanım oranlarının ulaştığı en son duruma kısaca göz atalım. Bu amaçla Tablo 2 düzenlenmiştir. Continue reading ‘2009 Yılında Türk Ekonomisi Ne Kadar Küçülecek III’

Yüksek Öğretim Kurulu’nun Katsayı Kararı Ne Getiriyor Ne Götürüyor?

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) 20 Temmuz 2009 günü aldığı kararlarla bir yandan üniversiteye giriş sınav sayısını yeniden ikiye çıkarırken, diğer yandan da üniversiteye giriş sınavlarında, meslekî-teknik liseler ile genel liseler mezunlarının ortaöğrenim başarı puanlarına uygulanmakta olan katsayı farkını yok denecek düzeye indiren bir düzenleme yapmıştır. 1998 yılında alınan karara göre kendi alanlarında yükseköğrenime devam edeceklerin ağırlıklı ortaöğrenim başarı puanının hesaplanmasında 0.8 katsayısı ve mesleki teknik eğitim alanların kendi alanlarında yükseköğretime devam etmeleri halinde de ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarına göre hesaplanan puan ayrıca 0.3 katsayısı ile çarpılarak puanlara eklenmekte idi. Son alınan kararları ile YÖK, 0.8 katsayısını 0.15 e ve 0.3 katsayısını da 0.06 ya indirmiştir. YÖK’ün katsayılara ilişki kararı ile ilgili olarak, İstanbul Barosu tarafından bu kararın yürütülmesinin durdurulması ve iptal edilmesi istemi ile Danıştay’da dava açılmıştır. Dava konusunda Danıştay, 25 Kasım 2009 günü yürütmeyi durdurma ara kararı vermiş olup, esasına yönelik incelemesine devam edecektir.
YÖK’ün aldığı her iki kararla değiştirdiği düzenlemeler, Millî Eğitim Bakanı olarak görev yaptığım (1 Temmuz 1997-10 Ocak 1999) dönemde alınan ve Bakanlık ve tarafımdan da desteklenen kararlar olduğu için konu ve gelişmeler üzerindeki düşüncelerimi toplumun bilgisine sunmak üzere bu yazıyı hazırlamaya YÖK’ün kararı ile başlamıştım. Ancak dava açıldığı için yazıya ara vermiştim. YÖK kararından bu yana konu yazılı ve görsel basında tartışıla geldi ve Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı ile tartışmalar yeniden alevlendi. Bu arada Başbakan, Danıştay’ın kararının “ideolojik” olduğunu açıkladı. Tartışmaların yaşandığı süre ve ulaştığı boyut göz önüne alındığında artık ben de yazımı tamamlayıp düşüncelerimi ve görüşlerimi toplumla paylaşabilirim.
Konuyu incelemeye başlamadan önce, Başbakan’ın basında yer alan bir açıklamasını anımsatmak isterim; “Bu karar, Danıştay’ın kendi içinde ne denli çelişkili olduğunu gösteriyor. Anlamakta zorlanıyoruz; bunun kabul edilir hiçbir yanı yok.(1)” Basında yer aldığına göre, Başbakan açıklamalarına ayrıca şunları da eklemiştir; “Bu konuda yetkili merciin YÖK olduğunu söyleyen bir Danıştay’ın aynı yıl içerisinde tamamen o aldığı kararı nesh eden (kaldıran, hükümsüz bırakan), yeni bir karar alması hiçbir şeyle izah edilemez. Bu karar tamamıyla ideolojik karardır. Böyle ideolojik bir kararı anlamakta ben şahsen zorlanıyorum. Yargı organıdır, kararını almıştır, ama inanıyorum ki, muhatabı olan YÖK de itirazını yapacaktır, tavrını belirleyecektir. Ama biz de bu ülkede mağdurların hakkını arama noktasında bir siyasi iktidar olarak yargı karşısında yapılması gerekenleri bayramdan sonra biz de değerlendireceğiz tabiî ki.(2)”
YÖK’ün, Danıştay’ın kararına itiraz etmesine hiç kimse olumsuz bakamaz ve bakmamalıdır. Bu yasaların tanıdığı bir hakkın kullanılmasıdır. Esasen bu tür itirazlar da hukukun, sağlam ve kesin hukukî kararların (kaziyye-i muhkeme) oluşması sürecine katkıda bulunur. O nedenle bu hakkın kullanılmak istemesini saygıyla karşılamalıyız. Bu saptamayı yaptıktan sonra şimdi de, Başbakan’ın Danıştay’ın aldığı kararla daha önceki kararını hükümsüz bıraktığı savı üzerinde kısaca durmak isterim. Danıştay’ın “Katsayı belirleme ve sınav sistemini değiştirme kararı YÖK’tedir” yönünde aldığı karar, saptayabildiğime göre, Mart 2008 de açılan bir dava ile ilgilidir. Açılan davanın konusu da “meslek liselerine yönelik olarak uygulanan katsayının kaldırılması” dır. Dikkat edin, talep “meslek liselerine uygulanan katsayının kaldırılmasına” yöneliktir. Bu katsayı da YÖK’ün son katsayı düzenlemesi ile yok düzeyine indirmiş olduğu yeni katsayılar değil, yıllardır uygulana gelen eski katsayılardır. Danıştay da, o dava ile ilgili olarak, üniversiteye girecek adayların orta öğrenim başarı puanlarına farklı katsayı belirlemenin, kanunların belirlediği esaslar çerçevesinde YÖK’ün görev ve yetki alanında olduğunu belirtmiştir. Unutmamak gerekir ki, hukukun ve kanunların gereği olarak, mahkemeler, sadece kendilerine başvurulan konularda karar alırlar. Başvuruyu vesile bilip önüne getirilmemiş başka konularda karar almazlar. Alırlarsa veya almaya kalkarlarsa kaos doğar. Son olarak Danıştay’da İstanbul Barosu tarafından açılan davada ise, YÖK’ün aldığı son karar ile orta öğrenim başarı puanlarını hesaplamada kullanılacak katsayıyı yok düzeyine indiren kararının yürürlüğünün durdurulması ve iptali istenmiştir. Buradaki sav, YÖK’ün kendi kanununun 45 inci maddesi ile kendisine görev olarak verilen hususları kanunun amacına uygun olarak yerine getirmediğidir. Anılan maddeye ilişkin bilgi ve değerlendirmeleri aşağıda ayrıca inceleyeceğim. Dolayısı ile Başbakan’ın değindiği iki davanın konuları farklıdır ve doğal olarak kararlar da farklı iki konuda alınmıştır. Kaldı ki, mahkemeler aynı konuda iki farklı karar da alabilirler. Bu şimdiye değin birçok kez olmuştur. Bu durumda kararların farklı olmasından zarar gören taraf itirazda bulunur. Bu durumda, bir üst yetkili hukuk mercii konuyu inceler ve “içtihadı birleştirme” süreci başlar ve yeni bir karar alınarak aynı konuya uygulanacak kuralı belirlenir. Hukuk devletinde sağlıklı hukuk kuralları böylece yerli yerine oturur. Bu hukukî inceliklerin Başbakan’a birileri tarafından açıklamasında sayısız faydalar vardır. İki ayrı dava konusunda ayrı karar verilmiş olması nedeniyle bana göre, Danıştay tarafından alınan son karar Başbakan’ın dediği gibi çelişkili değildir ve daha önceki kararı, Başbakan’ın kullandığı Arapça deyimle, “nesh eden” bir karar değildir. YÖK’ün yapacağı itiraz incelendiğinde hukuk son sözünü söylemiş olacaktır. Hukuku ve hukuk kurumlarını aklımıza ilk geleni söylediğimiz açıklamalarla ve “ideolojik” gibi sıfatlarla örselemek yerine işlemekte olan sürecin sonunu saygı ile beklemek en uygun ve doğru tutumdur.
Bu aşamada, YÖK’ün açılan son davaya yönelik olarak yaptığı savunmadan bazı alıntılar yapmak konuyu incelemeye yardımcı olacaktır. Danıştay 8 inci Daire’nin yürütmeyi durdurduğu Esas No 2009/6890 sayılı kararında yer alan YÖK savunmasından yaptığım alıntılar aşağıdadır;
1999 yılında uygulamaya konulan tek sınav ve farklı katsayı uygulamasının meslek liselerini öğrenci sayısı ve nitelik olarak olumsuz etkilediği, ek puan uygulaması ve sınavsız meslek yüksek okullarına yerleştirmeye ilişkin düzenlemenin bu olumsuzluğu gidermediği, katsayı uygulamasından ara insan gücü beklentisi olan sanayicinin de olumsuz etkilendiği,
“(sınavın) bir yarışma ve yeterlilik sınavı olduğu, başarının esas alınması gerektiği, eğitim-öğrenim hakkı ile meslek seçme ve çalışma özgürlüğüne aykırılık teşkil eden uygulamanın sonlandırıldığı, meslek liselerinin müfredatının zaten bu sınavı başarmalarına engel teşkil ettiği, alınan kararın yapılan tespitlere uygun olduğu, uygulamanın meslek liselerini tercih edilebilir kılmayı amaçladığı, yıllara yayılmış istatistikî bilgilerin sistemin olumsuzluğunu ortaya koyduğu, işgücü yapısının ülke ihtiyacına göre şekillendirilmeye çalışıldığı, …” (vurgulamalar tarafımdan yapılmıştır.)
Şimdi bu bilgilerden sonra lise ve dengi okul mezunlarının üniversiteye girişlerinin kanunlarla nasıl düzenlenmiş olduğunu incelemeye başlayabiliriz. Continue reading ‘Yüksek Öğretim Kurulu’nun Katsayı Kararı Ne Getiriyor Ne Götürüyor?’