Monthly Archive for Haziran, 2009

IMF İle Katolik Nikahı Mı Kıyıyoruz?

Türkiye’nin Uluslar arası Para Fonu (IMF) ile imzalamış olduğu 20 inci stand-by anlaşması Mayıs 2008 tarihinde sona ermiştir. O tarihten itibaren, IMF ile yeni bir stand-by anlaşması imzalamak üzere Hükümet ile bu kuruluş arasındaki görüşmeler kesintili olarak ve değişik temsil düzeyinde sürdürülegelmektedir. Müzakerelerin bir yılı aşkın süredir kesintili sürmesinde, 29 Mart 2009 tarihinde yapılacak yerel seçimlerde populist politikalar uygulayabilmek ve içine girilen kriz nedeni ile alınacak ek önlemlerin seçmenleri seçim öncesinde olumsuz yönde etkilememesi arzusunun da bulunduğu bir tahmin olarak belirtilebilir. Bu uzun müzakere sürecinde Hükümet ve IMF yetkilileri zaman zaman kamuoyuna açıklama yapmışlar veya basın mensuplarının sorularını yanıtlamışlardır. Bu söylemlerden bazılarını kısaca anımsamak hem sürecin neden uzadığını anlamamıza yardım edecek hem de yeni anlaşmanın veya bir anlaşma yapılmamasının yaşamımıza neler getirebileceği konusunda bazı bilgiler edinebileceğiz.
Benim izleyebildiğim kadarı ile bu süreçte IMF’nin basında yer alan çok nadir açıklamaları genelde, “görüşmelere devam ediyoruz”un ötesine geçmemiştir. Ancak, IMF eski Birinci Başkan Yardımcısı Anne Krueger’in 30 Mayıs 2009 tarihli gazetelerde yer alan açıklaması dikkat çekecek ve üzerinde düşünülecek niteliktedir; “Belli ki Türkiye ile IMF arasındaki pazarlıklar sürüyor. Tek endişelendiğim konu bu pazarlıklar ne kadar uzun sürerse bunun Türkiye için bir riske, riskten ötede bir felakete dönüşme riski çok fazla. Ben Türk tarafı olsam endişe edeceğim nokta bu olurdu. Bu süreç ne kadar uzarsa o kadar uzun süre korumasız kalacaksınız demektir(1).” Aynı Krueger, IMF Birinci Başkan Yardımcısı görevinde iken şu üslubu kullanmıştı; “Ancak, hükümetin yakın gelecekte uygulayacağı politikaları açıklıkla ortaya koyması nedeniyle, 2003 bütçesini görüşmek üzere IMF heyetini göndermeye hazırız(2).” Bu açıklamalar o zaman basında “anlaştık” olarak algılanmıştı. Bu söylem, IMF üslubu konusunda güzel bir örnektir. Buna karşılık Hükümet’in çeşitli yetkililerinin açıklamaları veya soru yanıtlamaları çok sıkça basında yer almıştır. Basında yer alan bilgilere göre, Başbakan, 26 Ekim 2008 günü, ”Ama böyle bir kriz döneminde biz kalkıp da IMF’nin isteklerine boyun eğerek yarınımızı karanlığa sokmayız. Eğer bizimle bir esneklik çerçevesi içerisinde bu işte anlaşmaya varsanız, eyvallah oturur imzalarız. Ama ‘yok böyle bir fırsatı bulduk, gel hemen dayatalım, ümüğünü sıkalım’ derlerse, kusura bakmayın buna da biz fırsat vermeyiz. Bedeli ne olursa olsun vermeyiz.(3)” açıklamasını yapmıştı. Bu ifadedeki “bedeli ne olursa olsun” üzerinde dikkatle düşünmek gerekir.  Aynı günlerde yine basında yer alan haberlere göre Başbakan’ın tepkisini çeken IMF talepleri de şunlardı; “Kamu harcama kısılsın, 2009 için öngörülen yüzde 4 lük büyüme tahmini yüksek, yüzde 2.5-3 aralığına insin, vergi indirimleri ve fiskal aflardan kaçınılsın ve benzerleri (4).” Yine basında 16-17 Kasım 2008 günleri yer alan bilgilere göre, Başbakan G-20 Zirvesi toplantılarına katıldığında IMF görüşmeleri ile ilgili olarak şu açıklamada bulunuyor; “Burada bütün hedef karşılıklı olarak dayanışma içinde bir çözüm yolu bulmaktı, yani çözüme en çok yaklaştığımız noktadayız diyebilirim (5).” Basında Şubat 2009 ayında yer alan bilgilere göre, 2009 yılı için hedeflenen ekonomik büyüme oranı üzerindeki tartışmaların da IMF ile görüşmelerde çok önemli bir yer tutuğu anlaşılıyor. 2009 Konsolide Bütçesi’nin TBMM den yüzde 4 büyüme hedefi ile çıkması üzerine, basında yer alan haberlere göre, “Hükümet’in yüzde 4 lük büyümede ısrar etmesi, buna karşın IMF’nin yüzde 1.5 luk küçülme olacağını açıklaması stand-by anlaşmasında bu konunun da önemli bir sorun olduğu yolunda tahminler yapılmasına neden oluyor(6).”  Basında yer alan bilgilere göre, Başbakan 8 Mayıs 2009 günü katıldığı bir televizyon programında IMF görüşmeleri ile ilgili bir soruya şöyle yanıt vermiş; “Tabii bu noktada bizim imzalama konusunda bir kararımız yok, ama diyoruz ki, kalkıp da sistemimizle, akşam başka, sabah başka derseniz, öyle bir şeyde yokuz. Türkiye olarak biz eski Türkiye değiliz. Bizim önümüze getirip, şöyle masanın üzerine bir şablon koyup (Bu şablonu imzala) derseniz, bizim iktidarımız böyle şablon imzalayacak iktidar değiliz. … Türkiye ekonomide ayakları üzerinde duran bir ülke, öyle yıkılan bir ülke değil. …(7)” İzleyen gün basında yer alan haberlere göre, görüşmelerde IMF’nin özerk bir “Gelir İdaresi Başkanlığı” kurulmasını ve “Nereden Buldun” benzeri bir yasal düzenlemenin yapılmasını da talep ettiği anlaşılmaktadır(8). Continue reading ‘IMF İle Katolik Nikahı Mı Kıyıyoruz?’