Monthly Archive for Nisan, 2009

2009 Yılında Türk Ekonomisi Ne Kadar Küçülecek I?

2009 Yılı Bütçe Kanunu’nun T.B.M.M. deki müzakerelerinin tamamlanıp yürürlüğe girmesinden bu yana henüz dört ay bile geçmemişken, bu kanunun temel varsayımları olan ve bu kanun ile birlikte kamuoyuna ilan edilen 2009 yılı ekonomik hedefleri Hükümet tarafından çok köklü biçimde revize edilmek zorunda kalınmıştır(1). Revize edilen hedefleri ve nedenlerini incelemeye başlamadan önce bir hususun altını çizmekte yarar görüyorum. 2009 yılı Bütçesi’nin dayandığı ekonomik varsayımların gerçekçi olmadığını Hükümet, daha bütçe hazırlıkları ve müzakeresi yapılırken, gayet iyi bilmekteydi. Bunun en somut göstergesi, bütçenin yürürlüğe girmesinden 41 gün sonra, Hazine Müsteşarı’nın 11 Şubat 2009 tarihli basın haberlerinde yer alan açıklamasıdır; Müsteşar, “Fırsatlar Ülkesi Türkiye: Yatırımlar İçin Güvenli Bir Liman” konulu uluslar arası konferansta bir gazetecinin “Sanayi verilerinin ardından artık herkes ‘Bütçe’de revizyon gerekiyor’ diyor. Böyle bir şey gündeminizde olacak mı?” sorusuna “Özellikle gelir projeksiyonlarının yüzde 4 lük büyümeye göre yapıldığını ve bunların 2008 yılı gerçekleşmeleri de dikkate alındığında, aşağı doğru revizyona açık olduğu” şeklinde, verdiği yanıttan anlaşılmaktadır(2).
Hazine Müsteşarı bu düşüncesine, her halde bir akşam önce istiareye yatarak ulaşmamıştır. Deneyimli bir bürokrat olarak 2009 ekonomik göstergelerinin ve bütçesinin yerel seçimler öncesinde Hükümet’in siyasi tercihlerinin bir ürünü olduğunu, sanırım, hazırlıkların içinde yaşayarak gözlemlemiş ve olasıdır ki, 2009 bütçesine yönelik çalışmalar sırasında gerçekleri yansıtmayan ekonomik hedefler açıklanarak onlara dayanan bir yapay bütçe hazırlanmasının sakıncalarını da dile getirmiş olabilir. Bu tür uyarılar belki bir veya iki bürokrattan daha da gelmiş olabilir. Altı yıldır bürokratik kadrolarda yer alan aşınmaya rağmen ekonomi bürokrasinin bünyesinde hâlâ nitelikli ve donanımlı sınırlı sayıda bürokratın kaldığını basına yansıyan seyrek açıklamalarından gözlemleyebiliyoruz. Nesli hızla tüketilmekte olan bu bürokratların uyarılarını, o gün, göz önüne almayan politik kadrolar, 2009 yılı ekonomik hedeflerini aslında revizyona tabi tutmadılar, beş altı ay gecikmeli ve yine yanılgı payı yüksek olarak ilan ettiler. Bu arada yerel seçimler sürecinde, işsizlik korkusunu duymaya başlayan seçmenin gözü de yapay büyüme rakamları ile bağlanmış oldu. Seçmenin gözleri, yerel seçimlerden 17 gün sonra 15 Nisan 2009 günü yayınlanan Ocak 2009 ayı işsizlik oranı yüzde 15.5 ile, fal taşı gibi açıldı ise de, oylarını alanların atı çoktan Üsküdar’ı geçmişti. Dolayısı ile gerçekleri yine de alıştıra alıştıra topluma söylemenin zamanı gelmişti. Alıştıra alıştıra diyorum, zira, biraz sonra ayrıntısı ile inceleneceği üzere 2009 da ekonomik daralmanın yüzde 3.6 düzeyinde tutulabileceğine inanmıyorum. Bu yazının amacı açıklanan yeni hedeflere neden inanmadığımı dayanakları ile açıklamaktır. Hükümetin yeni açıkladığı ekonomik hedeflere inanmayanlar kervanına son günlerde IMF de katılmış bulunmaktadır(3). Basına yansıyan IMF raporuna göre 2009 yılında Türk ekonomisinin yüzde 5.1 oranında küçülmesi beklenmektedir. İşin ilginci ve düşündürücü boyutu, IMF’in bu raporu, Hükümet’in üç bakanının ekonomik hedeflerin revize edildiğini açıklamalarından sekiz gün sonra basında yer almasıdır. Bir yorum yazısında, IMF Türkiye Masası’nın halen sürmekte olan görüşmelerde 2009 ekonomik küçülme hedefi olarak yüzde 5.5 oranını ileri sürdüğü yer almaktadır(4). Hükümet’in büyüme rakamını 7.6 puan (artı 4’den eski 3.6’ya) revize etmesinin henüz mürekkebi kurumadan IMF tarafından revize edilmesinin iki taraf ve toplum bakımından bir “kredibilite” sorunu yaratmamasını temenni ederim.  Kredibilite sorunundan endişe etmemin nedeni, Hükümet’in ve IMF’in aralarında anlaşmaya varılmadan kamu oyuna kısa süre farkla açıkladıkları küçülme rakamları arasında (5.1-3.6=) 1.5 veya (5.5-3.6=) 1.9 puan gibi önemli fark mevcuttur. İki taraf da açıklamalarından kısa süre sonra yeni bir rakamı kabul etmeyi güvenilirliklerine gölge düşüreceği endişesi ile kabul etmeye yanaşmayabilir. Sürecin uzamasının maliyetini de Türk ekonomisi sırtlanmak durumunda kalır. IMF ile hâlâ mutabakata varılamamasında 2009 ekonomik hedeflerine yönelik görüş ayrılıklarının da rolü olduğu anlaşılıyor. Hükümet’in IMF ile program ve hedefleri konusunda tam mutabakat sağlamadan 2009 hedeflerini açıklaması aslında stratejik bir hata olmuştur. İki taraf da 2009 yönelik küçülme hedeflerini açıkladıklarına göre, varılacak anlaşmada nasıl bir oran belirlenecek ve ne zaman kamuoyunun önüne konulacak ve bu yeni oran ne kadar inandırıcı olacaktır? 
Şimdi 2009 yılı büyüme hedefi ile değişikliklere yönelik değerlendirmelerimi sunmaya başlayabilirim. Bu amaçla Tablo 1 düzenlenmiştir.
                                   Tablo 1
   2009 Yılı Temel Ekonomik Göstergelerindeki Revizyon
                              2009 Bütçe    Basın Toplantısında
Başlıkları                   Gerekçesi            Açıklanan                Sapma
GSYİH Büyüme %            4.0                  – 3.6                     7.6
ÜFE Yıl sonu %                6.4                      …                       …
TÜFE Yıl sonu %              7.5                     6.9                   -0.6
İhracat Fob Milyar $      149.0                 104.0                   45.0
İthalat Cif Milyar $         232.5                 138.0                   94.5
D.T. Açığı Milyar $           83.5                   34.0                   49.5
Dolar/TL                        1.41                      …                       …
Kaynak: 2009 Yılı Bütçe Gerekçesi Sayfa 18 ve Hürriyet Gazetesi 14 Nisan 2009 Ekonomi Sayfası. Continue reading ‘2009 Yılında Türk Ekonomisi Ne Kadar Küçülecek I?’

Türkiye, A.B.D. Hazinesi’ne Yıllardır Giderek Artan Miktarda Borç Vermiş Durumda

Bu bir 1 Nisan şakası değil, esasen 1 Nisan tarihi de çok gerilerde kaldı. Evet, gözlerinizi ovuşturmayınız, yanlış okumadınız, Türkiye, A.B.D. Hazinesi borç vere gelmiş durumdadır. Hem bu borç veriş yeni bir olay değil, hem de verilen borç öyle birkaç milyar dolar düzeyinde değil. İri kıyım bir rakam, Ağustos 2008 ayı itibariyle ulaştığı boyut 34.3 milyar dolar! Borç verme işlemi Ocak 2002 ayında başlamış.
Okurlar, bu noktada haklı olarak iyi de bu bilginin kaynağı ne sorusunu yöneltebilirler. Bunun yanıtı, ABD Hazine Bakanlığının web sayfalarıdır. Bu sayfalara nasıl ulaşılacağını da yazının sonunda vereceğim. ABD Hazine Bakanlığı’nın web sayfalarından edindiğim bilgiye göre, Türkiye’nin ABD Hazinesi’nin Borç Kağıtlarına yatırdığı tutarlara ilişkin bilgiler Tablo 1 de yer almaktadır. Tablo 1 in incelenmesinden de görüleceği üzere borç verme işi Ocak 2002 de 8.2 milyar dolarla başlamış ve Ağustos 2008 ayında 34.3 milyar dolara ulaşmış durumdadır.
                                   Tablo 1
    Türkiye’nin 2002-2008 döneminde ABD Hazine Borç
                   Kağıtlarına yatırdığı miktarlar
                      (Milyar dolar olarak)
Aylar    2002   2003   2004   2005   2006   2007   2008     2009
01         8.2    13.2     14.5    12.9   18.9    25.0    28.2      31.3
02       10.4    12.9     14.2    10.4   21.6    25.4    28.5      32.4
03       10.2    11.9     14.9    11.4   21.0    27.6    28.7      30.2
04       11.1    11.0     16.3    10.7   21.6    26.2    31.1      27.2
05       10.5    11.8     15.7    10.1   21.5    27.0    28.9
06       10.3    13.9     15.1    15.3   19.8    28.7    30.5
07       11.0    15.3     15.1    16.6   22.5    28.5    32.7
08       12.2    16.4     16.5    15.5   24.0   29.2    34.3
09       12.4    19.1    16.9    14.6   23.6    28.3    31.5
10       12.1    16.6     16.1    15.7   22.3    28.1    27.9
11       12.8    15.5     14.5    18.5  23.4    25.6    29.0
12       13.5    15.7     12.0    17.4   23.0    25.6    30.8
Ort.     11.2    14.4     15.2    14.1   21.9    27.1    30.2
Kaynak: Major Foreign Holders of Treasury Securities 2000-2008, ABD Hazine Bakanlığı web sayfası.

Tablo 1 in incelenmesinden de görüleceği üzere, her yıla ait en yüksek rakam koyu renkli olarak gösterilmiştir. ABD Hazine Borç Kağıtlarına yatırılan miktar her yıl içinde dalgalı bir seyir izlemekle birlikte uzun vadeli görünüm, Tablo’nun en altındaki ortalama tutarı gösteren verilerden de görüleceği üzere, devamlı artma eğiliminde olmuştur. Yine Tablo’dan görüleceği üzere, Ocak 2002 tarihinde 8.2 milyar dolarla başlayan ABD Hazinesi borç kağıtlarını alma işlemi Ağustos 2008 ayında 34.3 milyar dolara çıkarak rekor düzeye ulaşmıştır. Tablo 1 e kaynaklık eden veri tabanı 2000-2008 dönemini kapsamaktadır. Anılan veri tabanında 2000 ve 2001 yıllarında ABD Hazine Borç Kağıdını satın alan ülkeler arasında Türkiye yer almamaktadır. ABD Hazinesi’nin Borç Kağıtlarına yatırılan tutarlar Tablo 1 den de görüldüğü üzere 2006 yılında büyük sıçrama göstermiş ve ortalama rakamı 14.1 den 21.9 milyar dolara çıkmıştır. Benzeri sıçramayı 2007 yılında da görmekteyiz.
Tablo 1 in ortaya koyduğu ilginç bir görüntü de, Ağustos 2008 de 34.3 milyar dolara kadar çıkan ABD Hazinesi’ne borç veriş izleyen aylarda inişe geçmiş ve Ekim 2008 ayında 27.9 milyar dolara kadar gerilemişken Ocak 2009 a kadar sürekli artarak 31.3 milyar dolara ulaşmıştır. Diğer bir deyişle Türk ekonomisinde krizin kendisini yoğun olarak hissettirmeye başladığı aylarda ABD Hazinesi Borç Kağıtlarına yatan miktar (31.3-27.9=) 3.4 milyar dolar artmıştır. Continue reading ‘Türkiye, A.B.D. Hazinesi’ne Yıllardır Giderek Artan Miktarda Borç Vermiş Durumda’

Büyüme Verilerindeki Oynamalar II

Bu başlığı taşıyan ilk yazımda, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) 1987 fiyatları ile hesaplanmakta olan serisindeki büyüme hızlarının stok değişim verileri şişirilerek nasıl yüksek düzeyde gösterildiğini açıklamıştım. O yazıyı okuyanların anımsayacağı üzere, 2002-2006 dönemindeki stok değişim oranları ile büyüme oranları birbirine çok yakın düzeyde idi. 1987 yılı sabit fiyatları üzerinden GSYİH büyüme verilerinin açıklanması, ilginç bir biçimde 2007 yılına ait üç “üç aylık dönem” büyüme rakamları yayınlandıktan sonra durmuş ve bu seri çerçevesinde 2007 yılı dördüncü üç aylık dönemi ile 2007 yıllık büyüme oranları bu yazıyı hazırlamaya başladığım 1 Nisan 2009 tarihine kadar hâlâ yayınlanmamıştır. TÜİK’in kurumsal saygınlığını koruma adına, 1987 fiyatları ile olan seriyi 2007 sonu itibariyle tamamlaması gerekmektedir. Böylece 1987 ve 1998 bazlı iki serinin karşılaştırılabilme olanağı 2007 yılını da kapsamış olsun. Ayrıca 1998 bazlı yeni seri çalışmaları 2008 yılı başında tamamlandığı için 2007 yılına ait 1987 bazlı seriyi tamamlaması ayrıca şart haline gelmiştir. TÜİK 1998 bazılı yeni seri hazırlanmasına 2004 yılında başlanmış ve 2008 Mart ayı itibariyle tamamlanarak kullanıma girmiştir. Bu bağlamda TÜİK bu yeni seriyi geriye götüren hesaplamalar yaparak veri tabanına almıştır. Bu yazımda ise, TÜİK’in 2008 Mart ayında  1987 yılı sabit fiyat yöntemini terk ederek uygulamaya koyduğu 1998 sabit fiyatları ile açıklanan 2007 ve 2008 yılları büyüme hızları ile bunlarda yapılan değişiklikler üzerinde duracağım ve bu verilerin belirli aralıklarla değiştirilmekte oluşunun ne anlama geldiğini açıklamaya çalışacağım.
Her zaman olduğu gibi bu açıklamalarımı tablolar eşliğinde yapacağım. Tablo 1 de 2007 yılı üçer aylık büyüme rakamlarının ilk açıklandıktan sonra kaç defa ve ne yönde değiştiğine ilişkin bilgiler yer almaktadır.
                                   Tablo 1
    2007 yılı üçer aylık dönemler itibariyle büyüme oranları
                                 (% olarak)
Açıklama Tarihi                         2007   
Ve numarası              1       2       3      4     Yıllık
02.02.2007-103       6.7     …       …     …        …
10.09.2007-144       6.8    3.9      …     …        …
10.12.2007-197       6.8    4.1    2.0    …        …
Excel Tablo 11(*)      8.1    4.1    3.3   3.6     4.6
30.06.2008-108       7.6    4.0    3.4   3.4     4.5
10.09.2008-147       8.1    4.1    3.3   3.6     4.6
15.12.2008-194       8.1    4.1    3.3   3.6     4.6   
31.03.2009-52         8.1    3.8    3.2   4.2     4.7
(*) TÜİK Excel veri tabanında yer alan 11 numaralı tablo.
Kaynak: TÜİK üçer aylık Büyüme Haber Bültenleri ve Yıllık Tablolar. Haber Bültenlerinin sayıları yukarıdaki tarihlerin yanında yer almaktadır.
Tablo 1 in incelenmesinden de görüleceği üzere üçer aylık büyüme rakamları iki yıl süren bir dönemde devamlı değişiklik göstermektedir. Bu değişikliklerin nereden kaynaklandığı konusunda da TÜİK tarafından doyurucu bir açıklama yapılmamaktadır. Tablo 1 dikkatle incelendiğinde 2007 yılı ilk üç aylık büyüme verisinin rakam olarak 4 defa değiştiği görülür. Buna göre, ilk açıklanan 6.7 lik büyüme oranı sonra 6.8 e çıkmış daha sonra 8.1 e sıçramış ve aradan bir yıl geçtikten sonra 7.6 oranına gerilemiş, daha sonra da 8.1 e yükselerek orada karar kılmıştır. İlk açıklanan verilerin izleyen aylarda gözden geçirilmesi gayet doğaldır. Bu gözden geçirme sonrasında bazı makul sayılabilecek düzeltmeler de anlaşılabilir. Ancak, 2007 yılının dördüncü üç aylık dönemine ilişkin verilerin yayınlandığı 31 Mart 2008 tarih ve 57 sayılı Haber Bülteni’nde, nedense, diğer bültenlerde olduğu gibi tüm üçer aylık verilere yer verilmemiş, sadece dördüncü dönem büyümesinin yüzde 3.4 olduğu açıklanmış ve 2007 yılı büyümesi olarak da yüzde 4.5 oranı verilmiştir. Diğer bilgiler yer almadığı için bu Haber Bülteni’ndeki veriler yukarıdaki Tablo 1 e işlenememiştir. Ancak, 30 Haziran 2008 tarih ve 108 sayılı Haber Bülteni’nde eski sunuşa dönülmüş olduğu için burada yer alan veriler Tablo 1 de yer almıştır. Bu Haber Bülteni’nde 2007 yılının ilk üç aylık büyümesi yüzde 7.6 ya inmiştir. İzleyen Haber Bültenlerinde bu verinin değeri yeniden 8.1 e çekilmiştir. Eğer bir üç aylık dönem verisi 6.7 diye başlayıp 8.1 e yükselerek 1.4 puanlık bir oynama gösteriyorsa bunun nedenleri topluma açıklanmak durumundadır. 2007 yılının ikinci üç aylık verisi yedi ayrı Haber Bülteni’nde 3.9, 4.1 ve 3.8 arasında dalgalanarak sadece 0.2 puanlık bir değişim gösteriyorsa Birinci döneme ait değişimin nedeni mutlaka doyurucu bir açıklama ister. Aynı şekilde 2007 yılı üçüncü üç aylık verisi de 2.0 ile başlamış, 3.4 e kadar çıkmış ve sonra 3.2 e inmiştir. Burada da 1.4 puanlık bir dalgalanma vardır ve bir açıklama gerektirir.  Bu değişmeler beraberinde 2007 yılının yıllık büyüme oranını değiştirmiştir. Tablo 1 in son kolonundan da görüleceği üzere 2007 yılı büyüme hızı yüzde 4.5 ile 4.7 arasında değişmiştir. 2007 yılına ait büyüme oranının  yüzde 4.7 ye çekilmesi 2008 yılı verilerini de etkileyecektir. Continue reading ‘Büyüme Verilerindeki Oynamalar II’