Monthly Archive for Mayıs, 2008

Bize bir şey olmaz mantığı!

Toplumsal kültürümüze egemen anlayışlardan birisi de, başkalarına bir şeyler olduğunda bile, bize bir şeylerin olmayacağı inancıdır. O nedenle de birçok şeyin üzerine üzerine gider, çoğu zaman da başımızı belaya sokarız. Bu davranışın bireysel yaşamdaki hasarı kişi ve aile ile sınırlı kalabilirken, bu anlayış kamu yöneticilerine egemen oldu mu onun bedelini ülke ve ulus hep birlikte öder. Yakın ve uzak tarihimizi incelediğimizde bunun sayısız örneklerini kolayca ve bolca bulabiliriz.
2003 yılından bu yana ülkemizi yönetenlerde de bize bir şey olmaz anlayış biçimi oldukça yaygın bir şekilde görünüyor. 2003 yılı başından bu yana bu konuda birçok örnek sergilene gelmekte. Bu konuda ekonomideki son somut örneklerden birisi de 2003 yılından bu yana hızla büyüyen “cari işlemler açıklarına” yönelik bakış açısı ve tutumdur.
Cari işlemler açıkları ve olası toplumsal maliyetleri konusunda bu sitede daha önce “Cari İşlemler Açıkları I ve II” başlıklarını taşıyan iki yazı yayınlamıştım. Bu yazıda, söz konusu yazılarda yer alan bilgileri olabildiğince tekrarlamadan yeni bazı bilgi ve yorumlar sunmak istiyorum. Beni bu konuda yeniden yazmaya zorlayan husus ise, geçtiğimiz haftalarda, 2008 yılı cari işlemler açığı beklentileri konusunda hükümet üyeleri arasında bir açık arttırma yarışının yaşanmış olmasıdır.
Hatırlanacağı üzere, Maliye Bakanı Unakıtan bir süre önce 2008 yılı cari işlemler açığının 45 milyar dolar düzeyinde gerçekleşebileceğini ifade etmişti. Daha sonra ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, 5 milyar dolarlık bir yükseltme ile 2008 yılı cari işlemler açığının 50 milyar dolara yakın olabileceğini belirtmiştir(1). Tahmin kervanına son olarak dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Tüzmen katılmıştı ve “300 milyar dolar civarında ticaret hacmi yakalayan Türkiye, bu yıl 60 milyar dolar civarında açık verecek. Bu açığın olmamasını tabii ki temenni ederiz.  Ama, finansman ve yabancı sermayedeki artış ile ülkemizin bir istikrar adası olduğunu dünyaya göstermeyi sürdürdüğümüz sürece, bu rakamlar sıkıntı yaratmaz”(2) açıklamasında bulunmuştur. Bu beyanlar üzerine gözler ekonomik koordinasyondan sorumlu Başbakan Yardımcısına çevrildi ise de o sessiz kalmayı tercih etti.
Basın yayın kuruluşları üç bakanın kısa süre içinde cari işlemler açığı için üç ayrı tahminde bulunmasını pek ciddiye almadılar ki, konu üzerinde fazla duran olmadı. Oysa, konu son derece ciddidir ve ciddiye almamak suretiyle de geçiştirilemez. Zira bu beyanlar, Hükümet içinde en azından ekonomik konularda ciddi bir koordinasyon boşluğu ve bozukluğu olduğunu açıkça göstermektedir. Üç bakanın birkaç hafta içinde beyan ettikleri cari işlemler açığı tahminleri arasında (50-45=) 5, (60-45=) 15 ve (60-50=) 10 milyar dolarlık farklılık mevcuttur. En küçük farklılık yüzde 11 ve en büyük farklılık yüzde 33 düzeyindedir. 
Henüz Mayıs ayı sonundayız ve Hazine Müsteşarlığı’nın internet veri tabanında yer alan bilgilere göre 2008 yılının sadece ilk üç aylık cari işlemler açığı belli olmuş durumda ve üç aylık cari işlemler açığı toplamı 12,040 milyon dolardır. 2007 yılının ilk üç aylık açığının değeri ise 9,240 milyon dolardı. Bu durumda, 2008 yılının ilk üç ayında cari işlemler açığı bir yıl öncesine göre yüzde 30 artış göstermiştir. Bu çok ciddi bir artıştır. Üstelik bu artış, 2007 de ABD başlayıp dünyayı da etkilemeye başlamış bulunan konut kredileri sorunun boyutunun giderek daha büyüdüğü ve dünyanın önde gelen mali kurumlarının çok ciddi zararlar açıkladığı bir dönemde gerçekleşmiştir. Konut kredileri nedeni ile başlayan bu sorunlar Türkiye dahil dünya mali piyasalarında sık sık önemli dalgalanmalara yol açmakta ve piyasalar bir türlü kalıcı denge çizgisine dönememektedir. Bu konudaki gelişmeleri bu sitede daha önce yayınladığım “Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler ve Türkiye” ve “Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler ve Türkiye II” başlıklı yazılarda ayrıntısı ile incelemiştim. Bu gelişmelerin yanında petrol dolayısı ile enerji fiyatlarında sürekli artış da tedirginliklerin daha da yoğunlaşmasına neden olmaktadır. Böyle bir ortamda Hükümetler ve Ekonomiden Sorumlu Bakanlar ülkelerinin ekonomilerini olumsuz gelişmelerden korumak ve gelebilecek bir küresel dalgadan en az hasarla kurtarabilmek için ciddi önlemler alırlar. Ülkemizde bu yönde gözle görülür bir adım atılmazken, bakanlar önlem üretmek yerine, tahmin yarışına girmeyi tercih etmiş görünmektedirler. Konu sadece tahmin yarışında kalsa, olumsuz etki yine de sınırlı olacaktı. Ancak bir yandan da af yasaları çıkarılmaya ve popülist harcamalara başlanınca ekonomi üzerinde düşünenlerde endişeler giderek artmaya başlamıştır. Bu bilgiler ışığında şimdi cari işlemler açıklarının izlediği seyri anımsamak uygun olacaktır. Continue reading ‘Bize bir şey olmaz mantığı!’

Ham Petrol Fiyatları Nereye Kadar Çıkar ?

Ham petrol fiyatları artmaya devam ediyor! Bu durum beraberinde, “Ham Petrol Fiyatları Nereye Kadar Artacak”, “Ham Petrol Fiyat Artışı Nerede Duracak”, “Ham Petrol Fiyatlarındaki Artışlar Geçici mi” ve “Ham Petrol Fiyatları Eski Düzeylerine İner mi” gibi soruları da getiriyor. Bu arada yabancı basında, ham petrol fiyatlarını 200 dolara kadar çıkabileceği haberleri de yer aldı(1). Bu arada bazı yazarlar 2012 yılında petrolün 200 dolara çıkabileceği gibi 50 dolara inebileceğini de ileri sürmektedir (2).
Hatırlanacağı üzere, Ekim 2007 ayında ham petrol fiyatları 90 dolara doğru tırmanmaktaydı. Petrol fiyatlarındaki bu yükseliş eğilimini yabancı basın, diğer unsurların yanında Türkiye’nin Kuzey Irak’a yapacağı askeri harekat ile de yakından ilişkilendirmekte idi. Bu haberler ülkemiz görsel ve yazılı basınında da aynen tekrarlanmıştı. Bu gelişmeler üzerine bu sitede 24 Ekim 2007 tarihinde “Petrol Fiyatlarının 90 Dolara Dayanmasından Kim Sorumlu” sualine yanıt arayan bir yazı yayınlamıştım. Anılan yazıda, petrol fiyatlarındaki tırmanmanın gerisinde yatan gerçek nedenler açıkça anlatılmıştı.
Türkiye’nin Kuzey Irak’a yaptığı askeri harekat son derece kısa sürmüştür. Ancak petrol fiyatları hala tırmanmaya devam etmektedir. O günden sonra yüzde 33 artarak, 28 Nisan 2008 günü ham petrol 119.93 dolardan işlem görmüştür(3). 120 dolara tırmanmak petrol fiyatlarında bir yorgunlağa neden olmamış ki nihayet 8 Mayıs 2008 günü 125 doların bile üzerine çıkmıştır(4). Ham petrol, New York Borsası’ında 16 Mayıs günü 127.82 dolardan işlem görmüştür. Basında, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) Başkanlığı görevini yürütmekte olan Cezayir Enerji Bakanı Chakib Khelil’in doların değer kaybetmesine paralel olarak ham petrol fiyatının 200 dolara çıkabileceğine ilişkin açıklamalarına da yer verilmiştir(5).
Petrol fiyatları 120 dolara yaklaştıktan kısa bir süre sonra 3 Mayıs 2008 günü 113 dolara gerilemesini takiben yeniden yükselmeye başlaması üzerine, ulusal basında BBC’ye atfen, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki terör odaklarına yaptığı hava harekatı ile bu yeni fiyat artışlarının ilgilendirdirildiğine ilişkin haberler yer almıştır(6). Türkiye’nin ülke güvenliğini korumaya yönelik küçük operasyonları bile petrol fiyat artışlarında günah keçisi olarak ileri sürülmeye devam edilmiştir. Aynı söylemlerin gelecekte de devam etmesi olasıdır.  Türkiye’nin ulusal güvenlik nedeni ile aldığı önlemlerin petrol fiyatlarının yükselmesi ile hiçbir ilişkisi yoktur!
Bu hususu da göz önüne alarak ham petrol fiyatlarının yakın gelecekte ve orta vadede bir dengeye ulaşıp ulaşmayacağı ve hangi düzeylere kadar yükselebileceğine ilişkin çeşitli çalışmaları ve kendi değerlendirmelerimi okurlarla paylaşmak üzere bu yazıyı hazırladım. 
Ekonomik büyüme ve enerji talebi
Dünya ekonomileri büyümeye devam ettiği sürece ham petrol ve doğal gaz fiyatları zaman zaman dalgalanma gösterseler bile tırmanmaya devam edecektir. Zira, enerji ekonomik büyümenin olmazsa olmaz gereksinimi konumundadır. Ayrıca petrol, enerji kaynağı olma yanında, petro-kimya, gübre ve  diğer birçok sektör için de çok önemli bir ham maddedir.
Genel olarak dünyadaki ekonomik gelişme, özel olarak da Çin ve Hindistan başta olmak üzere çok nüfuslu Asya ülkelerindeki ekonomik gelişme enerjiye ve özellikle de petrol ve doğal gaza yönelik talebin sürekli artmasına neden olmaktadır ve olmaya da devam edecektir. Bunun yanında büyüyen ekonomilerde enerji dışında da petrole ham madde olarak talep artışları sürecektir.
Ekonomik gelişme özellikle gelişmekte olan ülkelerde traktör, kamyon, otomobil, beyaz ürünler (buzdolabı, fırın, çamaşır makinası, bulaşık makinası, klima v.b.), kahverengi ürünlere (tv, video, müzik seti, bilgisayar v.b.), gübre başta olmak üzere birçok kimyasal maddeye yönelik talebi hızla arttırmaktadır. Zira gelişme yolundaki ülkelerde bu ürünlerin mülkiyet yaygınlığı son derece düşük olduğu için çok büyük büyüme potansiyeli mevcuttur. Kaldı ki, uluslar arası rekabet bütün bu ürünlerin fiyatlarında göreceli düşüşe de yol açmaktadır. Bu ürünlerin tüketimi konusunda bir fikir vermesi amacıyla Tablo 1 düzenlenmiştir. Continue reading ‘Ham Petrol Fiyatları Nereye Kadar Çıkar ?’