Monthly Archive for Mart, 2008

İşgücü Verilerindeki Oynamalar III

Kısa bir süre önce bu sitede “İşgücü Verilerindeki Oynamalar II” başlıklı yazıyı TÜİK’in 6 Mart 2008 tarihinde çıkardığı 36 sayılı “Hanehalkı İşgücü Araştırması 2007 Yıllık Sonuçları” başlıklı Haber Bülteni’nde yer alan verilerine dayanarak yayınlamıştım. O yazının daha mürekkebi kurumadan, 17 Mart 2008 günü TÜİK, “Hanehalkı İşgücü Araştırması 2007 Aralık Dönemi Sonuçları” konusunda yeni bir Haber Bülteni daha çıkardı. Aynı konuda 11 gün arayla TÜİK iki Basın Bülteni yayınlamıştır. İkinci yayınlanan Bülten, birinci bültende yer alan verileri tümüyle değiştirmiştir.  Bu yeni açıklama “İşgücü Verilerindeki Oynamalar II” başlıklı yazımın Tablo 1 inde yer alan 2006 ve 2007 yılı verilerini değiştirdiği için okuyuculara yeniden bilgi sunma gereği doğdu. Bu yazımda, sadece Tablo 1 de yer alan değişiklikler ile iki Haber Bülteni yayınlamanın yarattığı sorunlara değineceğim. Onun dışında bir önceki yazımdaki hususlar geçerliliğini korumaktadır.
İşgücü Verilerindeki Oynamalar II başlıklı yazıdaki Tablo 1 de yer alan değişikliği sizlere sunmadan önce söz konusu tabloyu eski hali ile aşağıya yeniden alıyorum. Bunu okuyucuyu iki yazı arasında gidip gelme zorunda bırakmamak için gerekli gördüğüm için yapıyorum.
                                            Tablo 1
                  2002-2007 işgücü durumu (000 ilave edilecektir)
           K. olmayan    15 yaş +                                           İşgücüne
Yıllar      sivil nüfus      nüfus      İşgücü    İstihdam   İşsiz     katılım %
2002      68,393        48,041     23,818     21,354    2,464       49.6
2003      69,479        48,912     23,640     21,147    2,493       48.3
2004      70,556        49,906     24,289     21,791    2,498       48.7
2005      71,611        50,826     24,565     22,046    2,520       48.3
2006      68,133        48,485     23,250     20,954    2,295       48.0
2007      68,897        49,215     23,523     21,189    2,333       47.8
Kaynak: 2005 ve öncesi için TÜİK web sayfaları Tablo III.1.1 İşgücü Durumu başlıklı tablo ve 2006 ve sonrası için 6 Mart 2008 tarihli TUİK Haber Bülteni.

Tablo 1 den de görüldüğü üzere, işgücüne katılım 2006 yılında yüzde 48.0 ve 2007 yılında da 47.8 dir.  Tablo 1 in hazırlanmasında hatırlanacağı üzere, TÜİK’in 6 Mart 2008 tarihinde 36 sayılı Haber Bülteni ile yayınladığı “Hanehalkı İşgücü Araştırması 2007 Yıllık Sonuçları”nda yer alan tablodaki veriler kullanılmıştı.
İlginçtir ki, aynı TÜİK, bu kez 17 Mart 2008 tarihinde 45 numaralı bir Haber Bülteni yayınlamıştır. Bu yeni Haber Bülteni’nin başlığı ise “Hanehalkı İşgücü Araştırması 2007 Aralık Dönemi Sonuçları (Kasım, Aralık 2007, Ocak 2008)” dir. Diğer bir ifade ile 2006 ve 2007 yılına ait veriler yeniden yayınlanmıştır. Şimdi bu yeni yayınlanan Haber Bülteni’ndeki verileri esas alarak hazırladığım Tablo 1 Yeni aşağıdadır. Tablo 1 ile Tablo 1 Yeni’de yer alan veriler karşılaştırıldığında çok ilginç bir görünüm ortaya çıkmaktadır. TÜİK’e göre, 6 Mart 2008 ile 17 Mart 2008 arasında Türkiye’nin kurumsal olmayan sivil nüfusu 2006 yılı için 68,133 binden 357 bin kişi artarak 68,490 bine çıkmıştır. Değerli okurlar değişen, yanlış okumadınız 2007 nin kurumsal olmayan nüfusu değil, 2006 yılına aittir. 2006 verisinin bir yıl sonra 357 bin kişi değişmesi için 6 Mart 2008 tarihi ile 17 Mart 2008 tarihi arasında geçen 11 gün içinde ne gibi bir belge bulunmuştur?  Aynı şekilde 6 Mart ile 17 Mart arasında da 2007 nin kurumsal olmayan nüfusu 68,897 binden 349 bin kişi artarak 69,246 bine yükselmiştir. On bir günde 2007 yılına ait yeni doğum kayıtları mı ortaya çıkmıştır?  Continue reading ‘İşgücü Verilerindeki Oynamalar III’

Çoğalın Çoğalabildiğiniz Kadar =Fakirleşin Fakirleşebildiğiniz Kadar

Gazetelerde (1) yer alan bilgilere göre, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Batı devletleri genç nüfus transfer etmeye başladı. Türkiye’nin genç nüfusunu korumaya devam etmesi gerekir. Batı şu anda ağlıyor, sakın bu tuzaklara düşmeyin. Böyle giderse 2030 yılında Türkiye’nin nüfusunun çoğu da 60 yaşın üzerinde olacak. Sevgili hanım kardeşlerim, bir başbakan olarak konuşmuyorum, bir dertli kardeşiniz olarak konuşuyorum. Bu tuzağa asla gelmeyiniz. Biz genç nüfusunu aynen korumalıyız. Bir ekonomide aslolan insandır. Bunlar ne yapmak istiyorlar? Bunlar Türk milletinin kökünü kazımak istiyorlar, yaptıkları şey bu. Eğer nüfusumuzun azalmasını istemiyorsanız, bir ailenin üç tane çocuğu olmalı. Takdir sizindir, o ayrı mesele. Bunu yaşadım inanarak söylüyorum. Çocuk berekettir. Onu da bilmemiz lazım. Benim dört tane çocuğum var. Memnunum, keşke daha fazla olsaydı. Hepsi de bereketiyle geldi. …..”
Yine gazetelerde (2) yer aldığına göre, R.T. Erdoğan, AKP Genel Başkanı sıfatıyla 18 Şubat 2002 tarihinde Sultanbeyli’de yaptığı konuşmada ise şöyle demiş; “Aile planlaması ihanet-i vataniyedir. … Milleti azaltmak suretiyle, tarihten, dünyadan silme projesinin adıdır. … Bu milletin çoğalması lazım. … Allah ne verdiyse çoğalın.”
Dünyada ve ülkemizde nüfus artışının aile planlaması yoluyla yavaşlatılmasının gereğine inanmış ve bunu savunan bir iktisatçı ve bir vatandaş olarak, Başbakan’ın dile getirdiği söylemlere ilişkin derlediğim bilgileri ve görüşlerimi toplumla paylaşmak isterim. Bunu da Başbakan’ın cümlelerini bölüm başlığı alarak yapacağım.
Batı devletleri genç nüfus transfer etmeye başladı
Batı ülkelerinin işgücü transfer etmesi yeni bir şey değildir. Bu transfer 19 uncu yüzyılda, sanayi devriminin hızlanması ile baş gösteren işgücü açığını kapatmak için başlamıştır. Dikkat edin yetersiz nüfus değil, işgücü açığı. 1750 lerden itibaren, Avrupa bir yandan başta Amerika, Avustralya ve Afrika’daki sömürgelerine büyük göç vermiş bir yandan da yoğun bir sanayileşme sürecine girmiştir. Avrupa’daki nüfus, verilen göç düşüldükten sonra, artmaya devam etmesine rağmen hızlı sanayileşmenin gerektirdiği işgücünü karşılayamadığı için öncelikle Doğu Avrupa ülkelerinden olmak üzere göçmen işçi kabul edilmiştir. Avrupa’nın nüfusunun 1750 den itibaren artış eğilimini gösteren bilgiler Tablo 1 de yer almaktadır. Tablo 1 in incelenmesinden de görüleceği üzere, Avrupa’nın nüfusu 1750-1900 arasındaki 150 yıllık dönemde yüzde 1 in altında artmasına ve yoğun göç vermeye rağmen 156 milyondan 414 milyona çıkarak yüzde 165.4 büyümüştür. Nüfus artışını etkileyen bir çok unsur vardır. Doğum oranları, ölüm oranları, ortalama ömür beklentisinin uzaması, bebek ölüm oranları. İşte bütün bu unsurlar nüfusun artış hızını etkiler. Tablo 1 de yer alan gelişmeler üzerindeki en önemli etkenlerden birisi, tıp bilimindeki ve hijyen anlayışındaki gelişmelere bağlı olarak ergin ölümleri ile bebek ölümlerindeki azalmadır. Sanayileşmeye bağlı olarak ortalama gelir seviyesinin yükselmesi ve beslenme değerlerinin iyileşmesi de Tablo 1 deki gelişmeleri etkilemiştir. Continue reading ‘Çoğalın Çoğalabildiğiniz Kadar =Fakirleşin Fakirleşebildiğiniz Kadar’

İşgücü Verilerinde Oynamalar II

Türkiye’nin işgücü verilerine yönelik ilk yazıyı bu sitede 15 Şubat 2007 ta rihinde yayınlamıştım. Şimdi 2007 yılı işgücü verileri açıklandığı için o yazımda yer alan bazı hususları yeniden değerlendirme yanında yeni bazı hususları da bu yazıda incelemek istiyorum.
Türkiye İstatistik Kurumu, 6 Mart 2008 tarih ve 36 sayılı Haber Bülteni ile “Hanehalkı İşgücü Araştırması 2007 Yıllık Sonuçları”nı açıklamıştır. Bu Haber Bülteninde yer alan bilgilere göre 2007 yılında işsiz sayısı 2006 yılına göre 38 bin kişi artarak 2 milyon 333 bin kişiye yükselmiştir. İşsiz sayısındaki artışa rağmen işsiz oranı yüzde 9.9 düzeyinde kalmıştır. Aynı bültene göre, tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 12.6 düzeyindedir.
Bültende yer alan diğer ilginç bilgiler de şöyledir; 1) lise altı eğitimlilerde işgücüne katılım oranı yüzde 46.4 iken yüksek öğrenim mezunlarında bu oran yüzde 78.6 dır. 2) Lise altı eğitimlilerde erkeklerin işgücüne katılma oranı yüzde 70.7 iken, bu oran kadınlarda yüzde 21.3 düşmektedir. 3) Lise ve dengi okul mezunlarında erkeklerin işgücüne katılma oranı yüzde 73.3. iken kadınlarda bu oran yüzde 31.7 düzeyinde kalmaktadır. 4) Yüksek öğrenim mezunlarında erkeklerin işgücüne katılma oranı yüzde 83.9 iken, bu oran kadınlarda yüzde 70.4 tür.
Kadınların işgücüne katılım yüzdeleri ile eğitim düzeyleri arasındaki ilişki çok dikkat çekicidir. Lise ve dengi eğitim almamış kadınlarda işgücüne katılım yüzde 23.1 dir. Bu kadın çalışanların hemen tamamı da tarım sektöründe çalışmaktadır. Tarım dışı sektörde bu eğitim düzeyi hem iş bulamamakta hem de aile çalışmalarına muhtemelen izin vermemektedir. Lise ve dengi eğitim almış kadınların işgücü katılımları yüzde 31.7 iken üniversite eğitimi almış kadınların işgücüne katılım oranı  yüzde 70.4 tür. Bu çarpıcı farklılığın temelinde lise ve dengi eğitim alanların iş bulma güçlükleri yanında lise ve dengi eğitimli kadınları çalıştırmama konusunda eş ve aile baskısının da bir ölçüde katkısı olduğu söylenebilir.
Hürriyet Gazetesi’nin 6 Mart 2008 tarihli sayısında, CHP Milletvekili Fevzi Topuz’un Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’ya yönelttiği soru önergesine yer verilmiştir. Soru önergesinde, kadınların işgücüne katılma oranının devamlı düştüğüne işaret edilmekte ve bunun nedenleri konusunda bilgi talep edilmektedir. Yanıt basında yer alırsa bizler de öğrenebileceğiz. Ancak hemen şu kadarını belirteyim ki, bu yazıda yer alan verilerden de görüleceği üzere, kadının işgücüne katılımında Türkiye’nin durumu dünya ölçeğinde pek parlak değildir.
TÜİK’in bilgileri ışığında 2007 yılı sonu itibariyle Türkiye’nin işgücü verilerinde yer alan gelişmeleri incelemeye başlayabiliriz. Türkiye’nin nüfus ve istihdam verilerinin 2002-2007 döneminde gösterdiği gelişmeler Tablo 1 de yer almaktadır.
Tablo 1 in incelendiğinde ilk bakışta garip bir görüntü ortaya çıkmaktadır. Türkiye’nin kurumsal olmayan nüfusu ve diğer veriler düzenli bir artış eğiliminde iken, 2006 yılında kurumsal olmayan nüfus dahil tüm sayısal veriler düşüş göstermektedir. Bu durumun nedeni 2006 yılında çıkarılan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında oluşturulan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) 2007 Nüfus Sayımı sonuçları 31 Aralık 2007 tarihinde açıklanmasına rağmen, TÜİK 2006 verilerini de o sonuçlara göre yeniden düzenlemiştir. O nedenle de Tablo 1, bir anlamda, elma ve armutların bir arada olduğu bir yapı görünümü almıştır.  TÜİK’in yaptığı ADNKS çalışması sonucunda, azaltılan nüfusun hangi ilde, hangi yaş grubunda, hangi cinsiyette, hangi eğitim düzeyinde ne kadar azaltıldığı henüz açıklanmadığı için araştırma yapanların geçmiş nüfus serileri ile bağları ciddi şekilde zedelenmiştir. TÜİK’in yukarıda değinilen alanlardaki sorulara yanıtını süratle açıklaması ve seri düzeltmesini en az 2000 yılına kadar geri götürmesi akademik çalışmalar bakımından büyük önem taşımaktadır. Ancak TÜİK, ADNKS verilerine dayanarak geçmiş serilerde gerekli düzeltmeleri yapıncaya değin incelemelerimizi bu karışık verilere dayandırmaya mecburuz. Continue reading ‘İşgücü Verilerinde Oynamalar II’

Cari İşlemler Açıkları II

21 Mart 2007 tarihinde “Cari İşlemler Açıkları” başlıklı yazımın yayımlanmasından bu yana 11 ayı aşkın süre geçti ve 2007 yılında cari işlemler açığı daha da büyümüş olarak açıklandı. Cari işlemler ve dış ticaret açıklarının büyümeye devam etmesinin ortaya çıkaracağı sorunlar konusunda, hâlâ güncelliğini koruyan bilgi ve değerlendirmeler “Cari İşlemler Açıkları” başlıklı yazıda yer aldığı için burada tekrarlamaya gerek görmüyorum.
2002-2007 dönemi cari işlemler açıklarını da kapsayan bilgiler Tablo 1 de yer almaktadır.
                                            Tablo 1
           2002-2007 dönemi Ödemeler Dengesine ait bazı veriler
                      (aksi belirtilmedikçe milyon dolar olarak)
                      2002      2003       2004       2005       2006       2007
Cari İşl. açığı   1,524      8,036    15,604     22,604    32,193    37,996
Dış Tic. açığı   7,283    14,010     23,878     33,530    41,324    47,498
İhracat         40,124    51,206    67,047      76,949   91,944   113,155
İthalat          47,407    65,216    90,925    110,579  133,268  160,653
İhr/İth. %       84.6       78.5        73.7         69.6        69.0      70.4
CİA/İhr %         3.8       15.7        23.3         33.7        35.1      33.6  
Kaynak: Hazine Müsteşarlığı web sayfaları.        
 
Tablo 1 in incelenmesinden de görüleceği üzere, 2003-2007 döneminde cari işlemler açığı ve dış ticaret açığı hızla artmaya devam etmiştir. 2003-2007 dönemi cari işlemler açıklarının toplamı 116.4 milyar doları aşmıştır. Her yılın cari işlemler açıkları uluslar arası likidite bolluğunun yardımı ile finanse edilebildiği için bugüne kadar sorun yaşanmamıştır. Ancak sorun büyüyerek birikmeye devam etmiştir. 2003-2007 döneminde biriken toplam cari işlemler açığı olan 116.4 milyar dolar, 2007 ihracat toplamı olan 113.2 milyar dolardan büyüktür. Bu açıkların nasıl finanse edildiği konusunu birazdan ele alacağım. Ancak, cari işlemler birikmiş açığı 116.4 milyar doları aştığında ve 2007 cari işlemler açığı 38 milyar dolara ulaştığında, dünya ekonomisinin genel görünümü de huzur ve güven verici olmaktan uzaklaşmaya başlamıştır. ABD başlayan ipotekli kredi sorunu dünyaya bulaşma eğilimine girmiştir. ABD, Avrupa ve Japonya’da durgunluk belirtileri güçlenmiştir. Bu görüşü ifade edenler arasında başta eski FED başkanı Greenspan olmak üzere batı ekonomisinin önde gelen ekonomistleri, köşe yazarları da yer almaktadır. TC Merkez Başkanı da ülkemiz açısından gerekli uyarıları bir süredir yapmaya başlamıştır. Continue reading ‘Cari İşlemler Açıkları II’