Monthly Archive for Kasım, 2007

2007 Yılı Ekonomik Göstergelerindeki Ön Gelişmeler

2007 yılın sonuna yaklaştıkça yılın nasıl bir ekonomik görüntüyle kapanacağı genel hatları ile belli olmaya başladı. Bu gelişmeye paralel olarak, başta IMF olmak üzere,  gerek iç ve gerek dış çevrelerden ekonomideki bazı duyarlılıklara yeniden dikkatler çekilmeye başlandı. 2007 sonu verileri kesinleştiğinde yeni bir yazı ile yıl sonu fotoğrafını çekmek üzere, şimdi bazı ekonomik göstergelerdeki gelişmeleri ana hatları ile değerlendirmek istiyorum.
Türkiye’deki durumu sağlıklı değerlendirebilmek için öncelikle yurt dışında yaşanan ve yaşanmakta olan gelişmeleri ve 2008 e yönelik beklentileri kısaca anımsamak uygun olacaktır. Hatırlanacağı üzere, yaz başlarında ABD’de konut kredileri alanında kriz yaşanmaya başlamış ve bu kriz başta İngiltere olmak üzere bazı Avrupa ülkelerine de bulaşmıştı. Bu gelişmeler beraberinde bazı bankaların kredi ödemelerinde sorunlar yaratmış ve huzursuzluk dünya borsalarına da sıçramıştı.  Bu gelişmelerin değerlendirilmesi, bu sitede daha önce yayınlanan “Dünya Ekonomisindeki Gelişmeler ve Türkiye” başlığını taşıyan iki yazıda ayrıntısı ile yapılmıştı. ABD ve diğer ülkelerde konut kredisine yönelik artçı sorunlar devam etmektedir. Bu ülkelerin piyasalarında güven yeniden tam olarak sağlanamamıştır.  Basında yer alan bilgilere göre, ABD Hazine Bakanı Hank Paulson, 2008 yılının, konut sektörü bakımından 2007 den daha kötü olabileceğine de dikkat çekmiştir(1).  OECD tarafından yayımlanan bir rapora göre de, ipotekli konut kredilerinden kaynaklanan toplam kayıpların 300 milyar dolar düzeyine yaklaşmasından endişe edildiği belirtilmiştir(2).
Dünya ekonomisinde yer alan diğer önemli bir gelişme de petrol fiyatlarının 100 dolara doğru tırmanışına devam etmesidir. Kasım ayının ikinci haftasında  West Texas Intermediate’te ham petrol fiyatları 98.62 dolar/varile yükselmişti(3). Bu yazı yazıldığında basında petrol fiyatlarının 99 doların üzerine çıktığına ilişkin haberler vardı. ABD, OPEC’ten petrol üretimini yükseltmek suretiyle fiyat artışının durdurulmasını talep etti ise de, Kartel üretim artışını gerektiren bir durum olmadığı yanıtını vermiştir. Diğer taraftan Dolar’ın, Avro ve diğer önde gelen paralar karşısında süratle değer kaybetmeye devam etmesi nedeni ile Venezuela ve İran, petrol fiyatlarının dolar dışında istikrarlı bir döviz üzerinden işlem görmesi savını ileri sürmeye yeniden başlamışlardır(4).  2003 yılı öncesinde Saddam Hüseyin de petrol fiyatlarının Euro üzerinden oluşturulmasını ve ödenmesini savunmuştu. Petrol fiyatlarının Dolar dışı bir para ile işlem görmeye başlaması Dolar’a yönelik uluslar arası talebi düşürecek ve bu durum da beraberinde Dolar’ın değerindeki düşüşü daha da hızlandıracaktır.  Yukarıya ve izleyen paragrafa alınan kısa bilgiler, enerji piyasalarında huzursuzluk olduğunu ve bunun 2008 de de devam edebileceğini ortaya koymaktadır. Enerji piyasalarını germeye devam eden diğer bir olgu da daha önce bu sitede yayımlanan “Petrol Üretiminin Tavan Yapması” başlıklı yazıda da değinildiği üzere, petrol üretiminin içinde bulunduğumuz bu yıllarda tavan yapacak olması ve Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi ülkelerde piyasa dengeleyici yedek üretim kapasitesinin ortadan kalkması ve böyle bir kapasitenin büyük yatırımlar yapılarak henüz yeniden kurulamamış olmasıdır. 
Konut kredileri krizi sonrasında, Japonya’dan düşük faizle borçlanıp yüksek faiz ödeyen ülkelere kaynak akışında yavaşlama gözlenmiştir. Ancak bu gelişme uluslar arası likidite darlığına yol açmamıştır. Zira bir yandan Japonya’nın faizleri ile diğer ülkelerin faizleri arasındaki “tahrik edici fark” devam etmekte diğer yandan da artan petrol fiyatları nedeniyle petrol üreten ülkelerde likidite bolluğu devam etmektedir. OPEC ülkeleri, artan petrol fiyatları nedeniyle gelirlerini 2006 yılına göre yüzde 9 yükseltmiştir. OPEC ülkelerinin 2007 yılı petrol geliri beklentileri 658 milyar dolar olarak hesaplanmaktadır. OPEC’in 2008 de, 2007 göre gelirini yüzde 16 daha arttırabileceği ABD’nin Enerji Bilgi İdaresi (EIA) tarafından tahmin edilmektedir(5). Buna göre Kartel’in 2008 yılı petrol geliri 762 milyar dolara çıkması beklenmektedir. Bu (762-658=)104 milyar dolarlık gelir artışının bir bölümü üretim artışından sağlansa bile geri kalanının petrol ortalama fiyatlardaki artışın devam etmesinden kaynaklanması söz konusu olacaktır.
Diğer taraftan, ABD ve İran arasındaki gerginlik halen sürmektedir. 2008 yılında bu gerginliğin yumuşayacağına ilişkin belirtiler henüz ufukta görülmemiştir. Hatta ekonomik yaptırımların arttırılması yönünde genel bir eğilim artışı vardır. 2008 yılının ABD de Başkanlık seçim yılı olması İran’a yönelik askeri harekat belirsizliğini azaltmamakta, tersine yükseltmektedir.
2007-2008 kış aylarının Avrupa bakımından enerjide rahat bir dönem olması henüz kesinleşmemiştir. Kuzey Denizi’ndeki petrol üretimindeki azalmayı dengeleyecek güvenilir yeni bir kaynak henüz devreye girmemiştir. Rusya ile boru hatlarının geçtiği ülkeler arasındaki sorunlar henüz tam olarak çözümlenmemiştir. Ayrıca, Doğu Avrupa’da konuşlanması söz konusu nükleer savunma sistemine yönelik Rusya tepkisi giderek artmaktadır.
2008 yılında ABD ekonomisinin bir durgunluk yaşayıp yaşamayacağı halen dahi tartışılmaktadır. FED Başkanı Bernanke 6 Kasım 2007 günü Kongre’de yaptığı açıklamada, ekonominin iyileşme sürecine girmeden önce bir miktar kötüleşeceğini ifade etmiştir(6). FED kısa sürede iki kez faiz indirimine gitmesine rağmen ekonomideki güven bunalımı bulutlarını dağıtamamıştır. 2001 yılında yaşanan kısa bir durgunluk hariç ABD ekonomisi 15 yıldır büyümeye devam etmektedir. Ancak bu büyüme ekonominin birçok alanında sorunların da büyümesine yol aça gelmektedir. Hızla yükselen özel ve kamu borçları, süratle artan bütçe açıkları, devamlı büyüyen cari işlemler açıkları bu sorunların önde gelenleridir(7). ABD  Hazine eski Bakanı Lawrence Summers Financial Times gazetesinde yayımlanan makalesinde; üç ay öncesine kadar, kredi değerliliği düşük kimselere ve kuruluşlara açılan kredilere yönelik krizin mali bakımdan önemli olmakla birlikte ekonomik büyümenin genel durumunu etkileyecek boyutta olmadığı beklentisi vardı, bu hala bir olasılık olmakla birlikte artık egemen görüş değildir yargısını ifade etmektedir(8). Summers aynı yazısında, ekonomik politikalarda gerekli değişiklikler yapılsa bile, ABD deki ekonomik durgunluğun dünyadaki büyümeyi yavaşlatacağını da ileri sürmektedir.  Continue reading ‘2007 Yılı Ekonomik Göstergelerindeki Ön Gelişmeler’

Atatürk, Eğitim ve Ekonomi

Aşağıda sunulan konuşma, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde 10 Kasım 2000 günü yapılan Atatürk’ü anma toplantısında birçok görsel eşliğinde yapılmıştır. Güncelliğini koruduğu için okurlarla paylaşmak istedim. Görsellerden bir kısmı da sizlere sunulmaktadır. Görülecek öğrenci ve okul görselleri ağırlıkla 1926 yılına aittir. Eğitim malzemeleri de Cumhuriyet’in ilk yıllarında yurt dışından ithal edilerek okullara konulmuştur. Burada yayınlanan konuşma metnine bazı küçük eklemeler yapılmıştır.
 
Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nin değerli öğrencileri ve saygıdeğer bilim öğretenleri,
Atatürk’ün Cumhuriyet emanetini, onu yüceltme ve çağdaş uygarlığın üzerine çıkarma görev ve nöbetini sonsuza dek gençliğe devrettiğini anımsama ve ona sevgi, saygı ve teşekkürlerimizi sunma töreninde, görüşlerimi sizlerle paylaşma onur ve ayrıcalığını bana verdiğiniz için başta Sayın Rektör Prof. Dr.  Ural Akbulut olmak üzere sizlere içten teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım.
Kurduğu Cumhuriyeti gençliğe emanet eden ve o gençlere ülkeyi çağdaş uygarlığın üzerine çıkarma onurlu görevini veren Atatürk, gençliğin bu hedefe varabilmesinin de ancak nitelikli bir eğitimle olabileceğine olan inancını, Samsun’da 22 Eylül 1924 günü öğretmenlerle yaptığı söyleşi de, şu sözcüklerle dile getirmiştir: “Eğitimdir ki, bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatır; ya da bir ulusu köleliğe, yoksulluğa düşürür.(1)”
Gençliği, hedefine ulaştıracak çağdaş bilgi ve donanımla yetiştirmeleri için, 25 Ağustos 1924 günü, Öğretmenler Birliği Kongresi üyelerine de şu direktifi vermiştir: “Yeni gençleri, Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri, sizler yetiştireceksiniz, yeni gençlik sizin eseriniz olacaktır. ….. Cumhuriyet, sizden, ‘düşünce, bilim, fen ve beden bakımından  güçlü ve yüksek karakterli muhafızlar ister.(2)” Büyük kurtarıcı, aynı söylevinde, eğitim-öğretimin niteliği ve ekonomi ile ilişkisini de şöyle tanımlar: “Öğretmenler, erkek ve kız çocuklarımızın, … bütün eğitim kademelerindeki eğitim ve öğrenimlerinin uygulamalı olması önemlidir. Ülkemizin çocukları, her eğitim kademesinde ekonomik hayatta amacı olan, etkili ve başarılı olacağı bilgilerle donatılmış olmalıdır.
Atatürk, 22 Eylül 1924 günü Samsun’da öğretmenlerle yaptığı ve yukarıda değinilen görüşmesinde de bilim ve tekniğin, Cumhuriyet yaşamındaki yerine de şu sözlerle işaret etmiştir: “Efendiler, dünyada her şey için, uygarlık için, yaşam için, başarı için, en gerçek yol gösterici, bilimdir, tekniktir. Bilim ve tekniğin dışında yol gösterici aramak, aymazlıktır, cahilliktir, sapkınlıktır. Yalnız; bilim ve tekniğin yaşadığımız her dakikada gösterdiği gelişmeleri anlamak ve zaman içindeki ilerlemelerini izlemek şarttır. Bin, ikibin, binlerce yıl önceki bilim ve tekniğin belirlediği kuralları bugün aynen uygulamaya kalkmak bilim ve tekniğin içinde olmak değildir.(3)”  1924 yılında dile getirilen ve birbirini tamamlayan bu görüşler, Atatürk’ün eğitim, teknoloji ve ekonomik gelişme arasındaki bilimsel ve akılcı etkileşimi çok açık ve net saptadığının kanıtlarıdır.
Benim bu sunuşumdan önce ve konuşmam sırasında sizlere yansıdan gösterilmekte olan resimler, 1924-1930 döneminde okullarımızda kullanılan eğitim araç gereçlerine, öğretmen ve öğrencilerin  çağdaşlığına yapılmaya başlanan yatırımları sergileme yanında, başta müzik olmak üzere sanat öğrenimine verilen önemi de göstermektedir. Diğer bir deyişle, bu görüntüler, çok boyutlu çağdaş insan yetiştirilmesine ve uygulamaya verilen önemi vurgulamaktadır. Gördüklerinizin çok önemli bölümünü Ankara,İstanbul Millî Eğitim Müdürlükleri’nde ve Ankara Atatürk Lisesi’ndeki eğitim müzelerini ziyaret ederek şahsen de görebilirsiniz.  Bu saptamaların ışığında, önce Atatürk döneminde, eğitim ve ekonomik alanda elde edilen gelişmelere kısaca göz attıktan sonra, Cumhuriyet emanetini alan kuşakların Atatürk’ün hedef gösterdiği çağdaş uygarlığı belirleyen ülkelerden biri olma ödevimizi ne denli yerine getirebildik onun üzerinde duracağım.
TBMM hükümetinin, Osmanlı Devleti’nden devraldığı ve İstiklâl Savaşı sırasında yarattığı yeni üretim kuruluşlarıyla birlikte, Cumhuriyet’in başlangıcında Devletin, 570 milyon $ GSMH’sı ve 45.3 $ kişi başına millî geliri vardır. Tümüyle tarıma dayanan bir ekonomik yapıda dışsatımı 50.8 milyon $ ve dışalımı da 86.9 milyon $ olan yeni Cumhuriyetin ödemesi gereken Osmanlı dış borcundan payı da 47 milyon sterling (216.2 milyon dolar)dir(4). Diğer bir deyişle daha Cumhuriyet, kurulduğunda GSMH’nın yarısına yakın bir dış borç yükü altındadır.
Ekonomik gücü ve olanakları bu boyutta olan Cumhuriyetin insangücünün eğitim durumu ve gösterdiği gelişme de Tablo 1 de gösterilmiştir. Continue reading ‘Atatürk, Eğitim ve Ekonomi’

2008 Bütçe Gerekçesi Üzerinde Bazı Düşünceler

2008 yılı Bütçesi TBMM sunulmuş olup üzerindeki görüşmeler halen Meclis’te devam etmektedir. Bütçe ile birlikte hazırlanıp kamuoyuna sunulan önemli bir belge de “Bütçe Gerekçesi”dir. 2008 yılı Bütçe Gerekçesi’nin sayfaları arasında gezinirken son yıllarda dikkat ettiğim tablolardan birisi daima “Temel Makroekonomik Göstergeler” ile ilgili olandır. 2008 Bütçe Gerekçesi’ndeki bu tabloya baktığımda 2007 Bütçe Gerekçesi’ne göre önemli bir “sunum tasarrufuna” gidildiğini gözlemledim. Temel Ekonomik Göstergeler Tablosu’na bu yıl bazı kalemler dahil edilmemiştir. Bu yıl dahil edilmeyen kalemler sırasıyla şunlardır; İhracat, İthalat, Dış Ticaret Dengesi, Cari İşlemler Dengesi ve İşsizlik Oranı. Bu veriler aslında Hükümet’in gelecek yıl bütçesini hangi ekonomik öngörülere göre planladığının temel göstergeleridir.  Bu bilgilerin Bütçe Gerekçesi’ne dahil edilmesi, özellikle dış ticaret ve dolayısı ile cari işlemler açığının arta geldiği bir süreçte çok büyük önem taşımakta idi. Ümit edelim bu bilgiler bütçe üzerindeki müzakereler sırasında hem TBMM üyelerine hem de kamuoyuna açıklanır.
2007 Bütçe Gerekçesi’nde öngörülen ortalama Dolar/YTL kuru 2007 için 1.47, 2008 yılı için 1.48 ve 2009 yılı için de 1.48 düzeyinde idi. 2007 yılı dolar kuru, Ocak ayı başında 1.41 YTL olarak başlamış ve içinde bulunduğumuz günlere değin devamlı düşerek (YTL değer kazanarak) 1.17 YTL ye değin inmiştir. Diğer bir deyişle yıl başından bu yana YTL dolar karşısında yüzde 20.5 (=1.41/1.17)değer kazanmıştır. Dolayısı ile 2007 yılı ortalama Dolar/YTL kurunun 2007 Bütçe Gerekçesi’nde öngörülen 1.47 düzeyini tutturması, önümüzdeki haftalarda, çok sıra dışı bir devalüasyon olmadığı sürece mümkün değildir. Muhtemelen 2007 yılı ortalama dolar kuru 1.30 YTL dolayında gerçekleşecektir. Hükümet’in 2007 yılı GSYİH beklentisi YTL cinsinden 622.6 milyar YTL ve dolar cinsinden de 423.4 milyar dolardı. Dolar kuru öngörülen 1.47 YTL ye göre 1.30 civarında gerçekleşirse bu durumda GSYİH dolar cinsinden (1.47/1.30=) yüzde 13.1 daha yüksek gerçekleşmiş görüntüsü alacaktır. Hükümet’te GSYİH’nın dolar cinsinden aşırı yükselişi ile övünme fırsatı bulacaktır. YTL nin on ayı aşkın sürede yüzde 20 oranında değer kazanmasının gerisinde büyümeye devam eden dış ticaret ve cari işlemler açığını fazlası ile finanse eden dış kaynak akışı vardır. Bu akış ise Devlet borçlanması için ödenen yüksek reel faizleri ile devamlı özendirilmektedir. Dolayısı ile Devlet iç borçlanmasına ödediğimiz yüksek reel faizler dolaylı olarak ulusal gelirimizin ve hatta kişi başına ulusal gelirimizin de dolar cinsinden yükselmesini sağlamaktadır. Diğer bir deyişle dolar cinsinden gelirimiz YTL cinsinden olan gelirimize göre çok daha fazla artmaktadır. Tabii bu saadet zinciri devam ettiği sürece. Continue reading ‘2008 Bütçe Gerekçesi Üzerinde Bazı Düşünceler’