Monthly Archive for Eylül, 2007

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler ve Türkiye II

ABD de başlayıp kısa sürede Avrupa’ya sıçrayan ipotekli konut kredileri sorunun yol açtığı ekonomik dalgalanmalar konusundaki değerlendirmelerimi bu sitede 21 Ağustos 2007 tarihinde yayınladığım “Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler ve Türkiye” başlıklı yazımda sizlerle paylaşmıştım. Anılan tarihten bu yana ABD Merkez Bankası FED iki kez 0.5 puanlık faiz indirimine gitmiş olmasına rağmen gelişmiş ülkelerin piyasalarında tedirginlik azalmamışken, Türkiye mali piyasaları bu faiz indirimleri ile coşma eğilimine girmiştir. Bunun en belirgin göstergesi, FED’in 19 Eylül günü 0.5 puanlık ikinci faiz indiriminden sonra,  İMKB endeksinin bir günde yüzde 6.7 artması, gecelik faizlerin inmesi ve doların 1.23 YTL ler düzeyine gerilemesidir. FED’in faiz indirimleri, ABD piyasalarının ve diğer bir çok piyasanın tansiyonunu tamamen düşüremezken, İngiltere’de önemli bir bankanın iflasın eşiğine gelmesi üzerine Hükümet’in mevduat güvencesi ilan etmesi bu ülke piyasalarını rahatlatamadığı için  Merkez Bankası piyasaya 4 milyar sterling sürmüş bu da piyasaların ateşini düşüremeye yetmediği için  10 milyar sterlinglik yeni bir pencere daha açacağını ilan etmek zorunda kalmıştır. Bütün bu önlemler o piyasalardaki gerginliği azaltamazken, sadece yabancıların aldığı önlemlerin Türkiye’yi neden zevkten uçurmakta olduğunu anlamak zordur. Bu anlaşılmaz olayların Türkiye’nin ve vatandaşların “sorunlar” hesabında nasıl bir birikime yol açmaktadır onu satır başları ile saptamaya çalışmak bu yazının hedefidir.
İpotekli konut kredilerinin ABD ve İngiltere’de yol açtığı ve dünyaya bulaştırdığı sorunun zirve yaptığı noktalardan birisi 16 Ağustos tarihidir. Anılan tarihte hemen hemen tüm önemli borsalar taban yapmışlardı. İlk yazımda örnek olarak seçtiğim dört gelişmiş ve dörtte gelişme yolundaki ülkenin borsa değerlerinin FED’in ikinci faiz indiriminden sonra 19 Eylül günü ulaştıkları değerler Tablo 1 de yer almaktadır. Tablo 1 in incelenmesinden de görüldüğü üzere, dünya ölçeğinde yaşanan mali piyasalar huzursuzluğu sürecinde ABD,  Avrupa Birliği ve İngiltere gibi ülkelerin aldığı önlemler Alman ve Japon piyasalarında ihtiyatla karşılanıp mütevazı düzelmelere yol açarken, başta Türkiye ve Brezilya piyasaları olmak üzere bazı gelişme yolundaki ülkelerin borsaları çok ciddi artışlar kaydedilmiştir. Bu artışlar sonucu borsa endeksleri 23 Temmuzdaki zirve durumuna yaklaşmışlardır.  
                                               Tablo 1
           Seçilmiş bazı ülkelerin borsa endekslerinin 16.8-19.9.2007
                             döneminde gösterdiği gelişmeler
Ülkeler             16.8.2007         19.9.2007            Artış % 
Türkiye               44,473              53,884               21.2
Brezilya              47,128              57,264               21.5
Arjantin                1,797                2,116               17.8
Meksika              27,428               30,513               11.2
Almanya               7,270                 7,751                6.6
Japonya              16,149               16,382                1.4
İngiltere                5,859                6,460               10.3
ABD                   12,862               13,816                7.4 
Kaynak: Wall Street Journal’ın çeşitli sayılarından elde edilen
verilerden hesaplanmıştır.  Continue reading ‘Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler ve Türkiye II’

Sekiz Yıllık Zorunlu Eğitim Onuncu Ders Yılına Başladı

1997 yılında TBMM de yoğun tartışmalardan sonra kabul edilen “Sekiz Yıllık Zorunlu ve Kesintisiz İlköğretim” onuncu eğitim yılına bugün başladı. Bu düzenlemenin ülkemiz çocuklarına kazandırdıklarını değerlendirmek için yeterli zaman geçmiş bulunmaktadır. Bu değerlendirmeyi, anılan yasanın TBMM deki görüşmeleri sırasında ileri sürülen eleştirileri anımsayarak başlamak daha anlamlı olacaktır.
Sekiz Yıllık Zorunlu Eğitimin, “kesintisiz” olmasına itirazlar
Sekiz yıllık zorunlu eğitime karşı çıkanların öne sürdükleri tezlerden biri ”kesintisiz” olmasına yönelikti. Bunu savunanlar, kesintisiz sekiz yıllık ilköğretimin mesleki teknik eğitimin ortaokul bölümlerini kapatarak bu eğitime yönelişi azaltacağını ileri sürmüşlerdi. Böyle bir olasılık söz konusu muydu, bunun yanıtını o dönemin öncesindeki istatistik ve yasal verilere bakarak vermek doğru olur. Bu istatistiklere bakıldığında, aslında,  mesleki teknik eğitim kurumlarının bazı ortaokul bölümlerinin uzun süredir kapatılma sürecine girmiş olduğu görülür. Bu konudaki gelişmeleri bir tablo eşliğinde açıklamak resmi daha iyi görmeye yardımcı ve daha aydınlatıcı olacaktır. Bu amaçla Tablo 1 düzenlenmiştir.  Tablo 1 in incelenmesinden de görüleceği üzere, 1962-1997 döneminde diğer bir deyişle yeni yasanın çıkmasından önce geçen 35 yılda, ticaret, erkek sanat ortaokullarına kayıtlı öğrenci sayılarının ciddi ölçüde azaldığı, bu dönemde yeni okullar açılmadığı ve hatta öğrenci azalması nedeni ile bazı okulların kapatıldığı görülür. Aynı gelişme tarım meslek ortaokulları için de geçerlidir. Buna karşılık, kız sanat ortaokullarının öğrenci sayısının 35 yılda sadece yüzde 18 kadar artmasına olanak verecek kadar okul açılmıştır. Buna karşılık iki tür ortaokulun öğrenci sayılarında sıra dışı artışlar yer almıştır.  Normal ortaokullardaki öğrenci sayısı altı kattan fazla artarken, imam hatip ortaokullarının öğrencilerindeki artış 57 kattan fazla olmuştur. Mesleki teknik ortaokullarındaki öğrencilerin azalmasının gerisinde yer alan husus ise, 1973 yılında çıkarılan ve 1983 de değiştirilen “Milli Eğitim Temel Kanunu”dur. Bu kanunun 22 inci maddesine göre “ilköğretim” 6-14 yaş arası çocuklar için zorunludur. Aynı kanunun geçici maddesine göre de ülke çapında (normal) ortaokulların sayısı yeter düzeye ulaştığında ayrı bir yasal düzenleme ile ilköğretimin sekiz yılı da zorunlu olacaktır. Bu noktaya erişilinceye kadar, sadece beş yıllık ilköğretim bölümü zorunlu olacaktır. İşte bu kanunun hükmüne göre, mesleki teknik okulların orta bölümleri yavaş yavaş kapatılmış bunun yerine normal ortaokul sayısının arttırılmasına gidilmiştir. Hatta bu dönemde birçok okul binası sekiz yıllık eğitim yapacak şekilde inşa edilmeye başlanmıştır. İşte normal ortaokul öğrenci sayısındaki artışta bu düzenlemenin etkisi olmuştur. Sekiz yıllık ilköğretimin kesintisiz olması da pedagojik nedenlere dayanmaktadır. O nedenle de eğitim programları ve bina projeleri buna göre hazırlanmıştır. Diğer bir deyişle kesintisiz olma bir siyasi tercih değil, eğitim bilimcilerinin bilimsel tercihleridir. O nedenle de Milli Eğitim Temel Kanunu’na göre diğer meslek ortaokullarındaki öğrenciler azalırken, yasalara göre bir meslek eğitimi olan imam hatiplerin ortaokul bölümlerinin arttırılması aslında Milli Eğitim Temel Yasası’na aykırı bir uygulama olmuştur.
Bu açıklamalardan ve Tablo 1 den de görüldüğü üzere, sekiz yıllık zorunlu ve kesintisiz eğitimin mesleki teknik eğitime olumsuz etkisi olmamıştır. Bu etki bu yasanın çıkmasından önce yer almıştır. Tablo 1 den de gözlemleneceği üzere, 1997 yılına gelindiğinde mesleki teknik ortaokulların bünyesinde son derece az öğrenci kalmıştı.  
                                Tablo 1
      Ortaokul düzeyinde bazı okul türlerinin
1962/63 ve 1996/97 döneminde öğrenci sayıları
Okul türü               1962/63        1996/97           Artış %
Normal Orta Okul    354,906      2,256,402          635.8
Ticaret                      7,440             5,744       –   22.8
Erkek Sanat             18,186             3,444      –    81.1
Kız Sanat                 18,981           22,387           17.9
İmam Hatip                5,522         318,775       5,772.8
Kaynak: TUİK İstatistik Yıllığı 1960-62 ve MEB Milli Eğitimle İlgili Bilgiler 1997. Continue reading ‘Sekiz Yıllık Zorunlu Eğitim Onuncu Ders Yılına Başladı’

Suya Yönelik Tasarruf Yöntemleri

Bu yıl yaşanan susuzluk, sel baskınları ve orman yangınları sonucunda istikrarlı yağışın ve suyun değeri ülkemizde ve dünyada çok daha iyi şekilde anlaşılmaya başlandı. Ancak gerek bireysel ve gerek kurumsal düzeyde suya ve su kullanımına yönelik bilinçlenme henüz olması gereken seviyeye ulaşamadı. İlk bakışta bu gözlemin abartmalı olduğunu düşünüyorsanız, bu yazıyı okumayı bitirdikten sonra, çevrenizin ve kendinizin su kullanım özenine şöyle dikkatlice bir göz atmanız sizi acı gerçekle karşı karşıya getirecektir. Bu yazımda su üretim ve tüketiminde kurumsal ve bireysel olarak daha akıllı ve bilinçli nasıl davranabiliriz sorusuna yanıt aramaya çalışacağım. Su konularda bilinçlenmemiz, ülkemiz suları üzerinde oynanması olası oyunları engelleyebilmek ve kısmen küresel ısınmanın da etkisi ile giderek düzeni bozulmakta olan su olanaklarından en iyi şekilde yararlanabilmemiz bakımından önem taşımaktadır.
Dünya su kaynakları üzerinde uzun süredir oynana gelen ve ülkemiz su kaynakları üzerinde de oynanması olası oyunlar konusunda bazı ipuçlarını içeren bir yazıyı daha önce bu sitede “Nehirleri özelleştirmenin bedelini kim öder?” başlığı altında yayınlamıştım. Bu konuda yer alacak gelişmelere bağlı olarak ileride aynı konuda yeniden bilgi sunabilirim.
Bu yazımda ülkemiz su arzını, yağış rejiminin bozulmaya başladığı bir ortamda, nasıl düzenli kılabiliriz ve su tüketiminde nasıl daha bilinçli davranabiliriz  konularında derlediğim bilgileri ve düşünceleri paylaşmayı amaçlıyorum.
Su arzını düzenli tutabilmek
Son yıllarda dünyada ve ülkemizde yağış rejiminin küresel ısınma ve dönemsel su döngüsündeki dalgalanma nedeni  ile  ciddi bir biçimde değiştiğini gözlemliyoruz. Bunun yanında ırmaklarımızın dolayısı ile de barajların su seviyelerinde de önemli azalmalar yer aldı. Hatta Ankara’daki barajlar boşalma noktasına geldi. Dağların üzerinde yazın bile kalan kar ve buzullar küçülmeye ve giderek kaybolmaya başladılar. Diğer taraftan, yağış alındığında kısa sürede metre kareye büyük hacimde su düştüğünü ve bunun sellere dönüşüp hızla bulunduğumuz alanlardan uzaklaştığını gözlemledik.
Bütün bu gelişmeler başta büyük kentlerimiz olmak üzere su arzını istikrar içinde tuta gelen barajları kuruma noktasına bile getirdi. Bu durum başta Ankara olmak üzere, birçok kentimizin bulunduğu su havzalarına bundan böyle düşecek suyun zerrelerini bile israf etme lüksümüzün kalmadığı gerçeğini bütün çıplaklığı ile ortaya koydu. Bu durumda ne yapabiliriz? Continue reading ‘Suya Yönelik Tasarruf Yöntemleri’