Monthly Archive for Ağustos, 2007

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler ve Türkiye I

(Duyduklarımız Godot’nun ayak sesleri miydi?)

ABD de başlayan ve kısa sürede Avrupa’ya sıçrayan ipotekli konut kredileri ödemelerindeki sorunlar dünya genelinde mali piyasalarda ciddi bir ekonomik dalgalanmaya yol açtı. Bu gelişme, henüz bir çöküntüye dönüşmedi ise de dünya genelinde beklentileri önemli ölçüde olumsuz yönde etkiledi. 17 Ağustos 2007 Cuma günü Asya’nın önemli borsalarında, başta Japonya olmak üzere, G. Kore, Singapur, Hindistan, Hong-Kong’da düşme eğilimi devam etmesine rağmen, İMKB Perşembe günkü 44,473 değerinden yüzde 4.73 artarak Cuma günü 45,838 e yükselmiştir. Avrupa ve ABD ile birlikte Amerika kıtasının diğer borsaları da değişik oranlarda artışlar kaydederek Cuma gününü kapatmışlardır. Bu gelişmede, dünyanın önde gelen Merkez Bankaları’nın piyasalara para zerketmelerinin yanında, ABD Merkez Bankası FED’in reeskont faizlerini 0.5 puan düşürerek piyasaları kısmen rahatlatmasının da katkısı olmuştur. Buna rağmen dünya borsalarında kalıcı yükselme eğiliminin başlayıp başlamadığını bu hafta zarfındaki gelişmeler belirleyecek gibi görünmektedir. Piyasalara para zerkedilmesinin ve FED’in faiz indiriminin, piyasaların ve piyasa aktörlerinin nabzını ve tansiyonlarını kalıcı olarak kontrol altına alıp almadığı bu hafta süresince yer alacak gelişmelerden anlaşılacaktır.  Değerlendirmelerimin ilerleyen bölümlerinden de görüleceği üzere, Pazartesi ve Salı günleri borsalarındaki gelişmeler nabız ve tansiyonun pek de kontrol edilemediği izlenimini vermektedir.
Dünya piyasalarında depreme yol açan gelişmelerin neler olduğu ve bu krize nasıl “kırmızı mumlu davetiye” çıkarıldığını incelemeye başlamadan önce son gelişmeleri topluca hatırlamak uygun olacaktır. Bu anımsamayı dünya genelini de temsil edebilecek seçilmiş sekiz ülkenin verileri bazında yapmayı düşünüyorum.
23 Temmuz ile 16 Ağustos 2007 arasında Türkiye ve seçilmiş diğer yedi ülkenin sermaye piyasalarındaki gelişmeler Tablo 1 de gösterilmiştir. Bu noktada bazı okurlar, borsa verileri üzerinden hareket etmenin ne kadar doğru olduğunu sorgulayabilirler. Haklıdırlar da. Ancak, ipotekli konut kredilerindeki sorun borsalara sıçramış olup, birleşik kaplar kuramına göre, borsa değerlerindeki önemli ölçekteki dalgalanmalar beraberinde faiz oranları ile kurların da değişmesine yol açmaktadır. O nedenle borsa değerlerindeki değişmeleri inceleyerek başlamak konuya yanlış bir giriş sayılmamalıdır.
Tablo 1 de Türkiye’nin de içinde bulunduğu dört gelişme yolundaki ülke yanında dört gelişmiş ülke yer almaktadır. Seçilen gelişme yolundaki ülkeler ekonomik yapıları itibariyle bir birine benzer niteliktedir. Böyle bir seçim ülkemize yönelik değerlendirmelerin daha gerçekçi yapılabilmesi bakımından yararlı olacaktır. Continue reading ‘Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler ve Türkiye I’

Nehirleri Özelleştirmenin Bedelini Kim Öder?

Seçim kampanyalarının yoğun bir biçimde sürdüğü günlerde, bir gazete haberi muhalefet partilerinin dikkatini çekmediği gibi basında da yeterli yankı bulamadı(1). Oysa habere göre, toplumun yakın gelecekte  yüksek ve ciddi maliyetler ödemesi söz konusu olacaktı;  “ülkedeki bazı nehirlerin sularının işletilme hakkının satılması” için hazırlıklar yapılmakta idi. Habere göre, Türkiye’nin 12-13 nehir 3.1 milyar dolar karşılığında 29 yıllığına satıyordu.  İşin ilginci, aynı günlerde, İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerde çok ciddi su sıkıntısı yaşanacağı ve seçimlerden sonra su kesintilerinin başlayacağı da haber olarak sıkça verilmekteydi. Bu haberlere göre Ankara’nın barajlarındaki su seviyesi yüzde 6 ya kadar düşmüştü. Seçim öncesinde bu iki haberin hakkını veremeyen muhalefetteki siyasi partilerin seçim kazanması hayalden öteye geçemez.
Seçimi  izleyen günlerde nehirlerdeki suların işletme hakkının satılacağına ilişkin haber yeniden bazı gazetelerde yer almaya başladı. Bu haberlerden birinde(2), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in, proje çerçevesinde belirlenecek bölgelerin sulanması için akarsuların Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli ile özel sektöre açılacağını bildirdiği yer almakta ve Bakan’ın, hükümetin 4 ayrı projeden oluşan ve tarımsal sulama sorununu özel sektörle birlikte çözmeyi hedefleyen çalışmalarını  anlattığı ifade edilmekteydi. Projeler arasında, Türkiye’de ilk kez uygulanacak olan “akarsu ile göletlerin kullanım hakkının 49 yılı geçmeyecek şekilde özel sektöre satılması” planı da yer alıyor. Aynı habere göre, Bakan, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamındaki tarım alanlarının da önemli sulama bölgeleri arasında yer aldığını ve bu bölgenin kuraklık sorununa su kaynaklarının devriyle çözüm bulunabileceği de belirtmişti.
Diğer bir haberde ise(3),TMMOB Yönetim Kurulu üyesi ve eski Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı İsmail Küçük’ün, AKP iktidarının kuraklığa çözüm olarak gündeme getirdiği akarsuların özel şirketlere satılması projesinin yaşama geçirilmesi durumunda, devletin bu sular üzerindeki söz hakkını kaybedeceğini belirttiği yer almaktaydı. Aynı haberde, DSİ Genel Müdür Vekili Haydar Koçaker’in ise projeyle yıllık 6 milyar dolarlık bir gelir elde edebileceğini savunduğuna yer verilmekteydi.
Basında yer alan bu sınırlı haberlerin sıradan vatandaşa yakında çekeceği su sıkıntısından ötesini gösterebilmesi ve anlatabilmesi olası değildi. Oysa konu üzerinde ciddi araştırma yapılacak ve ayrıntıyla tartışılacak önemde idi. Olası bu tartışmalara bir nebze ışık tutabilmek için bu küçük incelemeyi okurlarla paylaşmak istiyorum. Continue reading ‘Nehirleri Özelleştirmenin Bedelini Kim Öder?’