Monthly Archive for Haziran, 2007

Petrol Üretiminin Tavan Yapması(Peak Oil)

Türk Petrol Yasası’na yönelik değerlendirmelerim çerçevesinde sıkça, “petrol üretiminin tavan yapması” (bundan böyle kısaca PÜT olarak anılacaktır) kavramına  değinmiştim. Gerek o yazıların daha iyi yorumlanabilmesi ve gerek Büyük Orta Doğu Projesi’nin daha iyi anlaşılabilmesi için PÜT konusunun net bir biçimde bilinmesi gerekmektedir. Yabancı basında PÜT konusunda yeniden yazılar yayınlamaya ve yeni kitaplar piyasaya sunulmaya başlandı. Bu gelişmeler ışığında PÜT’e yönelik düşünce ve bilgilerimi okurlarla paylaşmanın uygun olacağını düşündüm.
“Petrol üretiminin tavan yapması(PÜT)” veya İngilizce karşılığı ile “peak oil” kavramı ile ifade edilmek istenen şey, petrol üretiminin belli bir noktaya kadar artacağı ve bir zirveye ulaştıktan sonra kısa bir süre üretimin o düzeyde sabit kalacağı ve daha sonra üretimin düşmeye başlayacağıdır. Petrol üretimindeki bu gelişme istatistik konusunda ders almış olanların kolayca hatırlayacağı üzere “çan eğrisi”nden başka bir şey değildir. Bu kuram her bir petrol kuyusu için olduğu kadar, petrol üreten ülkeler için ve toplam dünya üretimi için de geçerlidir. Bu kavramı bir başka şekilde de açıklamak olasıdır. Petrol üretimi, her yıl tüketilen miktardan daha fazla petrol ihtiva eden yeni petrol yatakları bulunduğu sürece artacaktır, yeni bulunan petrol yataklarının sahip olduğu petrol miktarı her yıl tüketilene eşit kaldığı sürece “petrol üretimi tavan yapmış” olacaktır. Daha sonra da petrol üretimi geçmiş yıllara göre azalmaya başlayacaktır. Continue reading ‘Petrol Üretiminin Tavan Yapması(Peak Oil)’

Çocuk İstismarı

Zaman zaman görsel ve yazılı basında 13-14 yaşlarındaki çocukların aile kararı ile evlenmeye zorlandıklarına ilişkin haberler yer almaktadır. Bu konuda son haber 7 Haziran 2007 tarihli Hürriyet gazetesinde yer aldı. Habere göre, iki yıl önce 12 yaşındaki bir kız çocuğu bir inek parası karşılığında evlendirilmişti. Buna benzer birçok haberlerdeki çocuk damat veya gelinlerin ve babalarının açıklamaları, ülkemizdeki eğitimcileri, siyasetçileri, ruh bilimcileri ve kısacası hepimizi düşündürecek ve çözümler aramaya zorlayacak niteliktedir. İşte bunlardan birisi; “… oğlumu evlendirmemin nedeni; gelini başkalarının kapmaması ve çocuğumun mürüvvetini görmektir”, bir diğeri; “… eşim rahatsız, beş-altı çocuğum daha var, onlara bakabilmesi için büyük olan oğlumu evlendirdim.” Sizler de bu konudaki olayları basından izlediğinizde yukarıdakilere veya onlara yakın kabulü zor savunmaları okumuşsunuzdur.
Evlenen çocukların fikrini soran yok! Kız ve oğlan kendi kararlarını alabilecek çağa gelseler, belki birbirlerini seçmeyecekler veya seçecekler, ancak onlara o seçim hakkını vermeyi düşünecek zihniyet ortada yok. Zaten çocuğunun mutluluğunu görmek bahane! Genelde hakim niyetin evin diğer çocuklarına bakacak veya işlerini üstlenecek ücretsiz bir ırgat bulabilmek olduğu görülüyor.
Daha az sıklıkla olsa bile, 13-14 yaşlarında kız çocuklarının 60-65 yaşlarında erkeklerle evlendirilme haberi ile de karşılaşıyoruz.
Çocuk evliliklerine ilişkin haberler incelendiğinde evlendirilen erkek ve kız çocukların tamamı reşit değil, yani 18 yaşın altında. Evlenen erkek çocukların anneleri de çoğu kez çok çocuk dünyaya getirmekten sağlığını yitirmiş, çocuklarına bakamayacak durumda, diğer bir deyişle bu kayınvalidelerin kendileri de bakıma muhtaç. Kısa sürede çok çocuk sahibi olmak ve doğumların hemen tümünü sağlıklı olmayan koşullarda yapan kadınların sağlığını yitirmesi doğal. Kendini kuluçka makinası konumunda bulan kadınların sadece beden değil ruh sağlığının da bozulmuş olması olası. Bu durumda çocuk gelinlerin kaderi sadece bu açıdan kayınvalidelerinin kaderini paylaşmak değil, aynı zamanda onların yükünü de üzerine almak, diğer bir deyişle kaderleri belki kaynanalarından da kötü, kocası dahil evlendiği gün çok çocuğun annesi olacak ve ayrıca kayın peder ve kaynanaya bakılacak! Kolay yaşanır ve çekilir bir hayat mı? Cahil bir ana-babadan dünyaya gelmenin bedeli ve cezası mı? İyi ama o kızların ana-babasını seçme şansı yoktu ki! Olasıdır ki dünyaya ana-babasının çocuk sevgisi nedeni ile değil, korunma yapılmadığı için mecburen gelmiş olabilir! Belki dünyaya geldiğinde, kız olduğunu öğrenince, babasının yüz ifadesi bile değişmişti. Çocuk gelinlerden bazılarının basına yansıyan  açıklamaları da hem kaderlerine isyanlarını, hem de yaşamlarına hakim olan çağdışı zihniyeti dile getiriyor: “evliliğe aile meclisi karar verdi, uymak zorundaydık.” Continue reading ‘Çocuk İstismarı’

Enerji Politikamız Yüzeysel

Enerji politikasına yönelik bu söyleşi, Cumhuriyet Gazetesi’nden Neriman Özcan ve Özlem Şener ile yapılmış ve aynı Gazete’nin 13 Mayıs 2007 tarihli sayısında yayınlanmıştır.
Hikmet Uluğbay: Liberal ülkeler bile söz konusu enerji olunca korumacı politikaları tercih ediyor
NERİMAN ÖZCAN / ÖZLEM ŞENER
Enerji politikamız yüzeysel
Enerji konusuna yakından bakıldığında neoliberal rekabet modellerinin diğer sektörlerde olduğu kadar güçlü olmadığını dile getiren Uluğbay, “Tam tersine liberal politikaların şampiyonu olan bazı ülkelerin iş enerji konusuna geldiğinde korumacı, ulusal çıkarları ön planda tutan ve kamu yapılanmasını öne plana çıkaracak bir uygulama içinde olduklarını görüyorsunuz” dedi.
Ç ıkarılmaya çalışılan son petrol yasasının dünya gerçeklerinden uzak kaldığımızın ispatı olduğunu ifade eden Uluğbay, “Bu konuda bir hususun altını da çizmek isterim. Çıkarılmaya çalışılan Petrol Kanunu işgal altındaki Irak’ın petrol yasa tasarısının ve Kuzey Irak Yerel Yönetimi’nin kendi bölgesi için hazırladığı petrol yasasından çok daha geri hükümler içermektedir” dedi.
Kısa dönemli büyük çalkantıların ve uzun zamanlı çözümsüz sorunların ülkesi Türkiye’de, iktidar partisinin suni gündem maddeleri yaratması sebebiyle medyamız yine tartışılması gereken birçok konuyu gündemin dışına itti. Bizde Cumhuriyet gazetesi olarak hızla değişen dünya ve Türkiye gündeminde karanlıkta kalan bölgelere ışık tutmak için, Türkiye’nin enerji-ekonomi-siyaset üçgeninde önemli görevler üstlenmiş eski dönem devlet bakanlarımızdan ve bu konulardaki çalışmalarıyla dikkat çeken Hikmet Uluğbay’ın görüşlerini aldık. Continue reading ‘Enerji Politikamız Yüzeysel’