Monthly Archive for Şubat, 2007

Maden Kanunu gözlüğüyle Türk Petrol Yasası’na bakmak

Cumhurbaşkanı’nın, Türk Petrol Yasası’nın bazı maddelerini yeniden görüşülmek üzere TBMM iade etmesi üzerine, Hükümet’in, geri gönderilen maddelerin benzerlerinin Maden Kanunu’nda 2004 yılında yapılan değişiklikler içerisinde de bulunduğunu ve o yasanın itirazsız onaylandığını ileri sürerek, Yasayı hiçbir değişiklik yapmadan aynen geri gönderme kararı aldığı haberleri basında yer aldı(1).
Maden Kanunu’nda 2004 yılında yapılan değişiklikler incelendiğinde gerçekten Türk Petrol Kanunu’nda yer alan bir hükmün daha da ağır bir içerikle anılan kanunda da yer aldığı görülür. Ancak Türk Petrol Kanunu’nda yapılan diğer değişikliklerin Maden Kanunu ile karşılaştırılabilir içerikte olmadığı da kolayca saptanabilir. Maden Kanunu’nun yeni şeklini değerlendirmeyi bir başka yazıya bırakarak şimdi Türk Petrol Kanunu bakımından değerlendirilebilecek maddesini inceleyelim. Continue reading ‘Maden Kanunu gözlüğüyle Türk Petrol Yasası’na bakmak’

İşgücü Verilerindeki Oynamalar

  Ekonominin önde gelen sorunlarından en önemlisi şüphe yok ki işsizliktir. Zira işsizliğin sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal ve politik sonuçları da vardır. Ayrıca işsizlik kişinin yaşama ve topluma bakışını da köklü biçimde etkiler.
  Bir ülkedeki işgücünün istihdam edilmeyen boyutu, daha açık bir ifade ile, açık ve gizli işsiz sayısı o ülkedeki akıl ve el üretim potansiyelinin kaybolan boyutunu gösterir. Dolayısı ile o kadar üretim yaratılmamış, o kadar zenginlik yitirilmiş olur. Bu işsizliğin kolayca ölçülebilen boyutudur. Kolayca ölçülemeyen boyut ise işsiz kişinin iç dünyasında başlayan ve zamanla dış dünyaya vurulan tepkisidir.
  İşsiz kişinin işsizlik süresi uzadıkça, kişinin özgüveni sarsılmaya, toplumla iletişimi bozulmaya başlar. Toplumla iletişim bozulması önce aile çevresinde başlayarak kademe kademe tüm topluma yansır. İşsizin eğitim düzeyi yükseldikçe de aileye yönelik tepki zayıflar topluma yönelik tepki güçlenir. Zira, işsiz, ailem her türlü fedakârlığı yaptı beni okuttu, okullar bana diploma ve ümit verdiler, ben de yıllarımı verdim. Sonuçta işsizsem ve iş bulamıyorsam bunda benim ve ailemin kusuru yok, toplumun ve sistemin kusuru var yargısına ulaşır. Bu aşamaya gelmiş işsizler de kayıtdışı ekonominin, yer altı ve terör dünyasının hedef kitlesi konumuna gelebilir. İşsizlerin önemli bir bölümü bu yasa dışı yollardan uzak dursalar bile bir bölümü bu alanlara kayabilir. Continue reading ‘İşgücü Verilerindeki Oynamalar’

Kadın Eğitiminin Önemi

  Çankaya Kültür ve Sanat Vakfı yönetimini “Türkiye Sorunlarına Çözüm Konferansı” serisini başlattıkları ve kararlılıkla sürdürdükleri için gönülden kutluyorum. Bu serinin altıncısı çerçevesinde “Kadın Eğitiminin Önemi” konusundaki görüşlerimi sizlerle paylaşma onur ve ayrıcalığını bana verdikleri için de teşekkürlerimi sunuyorum.
  Türkiye’nin en önemli sorunu eğitim alanında çağdaş düzeyi henüz ülke genelinde yakalayamamış olmasıdır. Eğitimde çağdaş düzeyi ülke genelinde bir kaç adacıkta yakalamış veya yakalamaya yaklaşmış olmak övünebileceğimiz veya teselli bulabileceğimiz bir husus değildir. Çağdaş eğitimin gerekli kıldığı bilgi birikimini ve teknikleri ile teknolojisini, insanlarımızın kullanımına beşikten-mezara uzanan çizgide, nitelikli öğretim kadroları ve ekonomik olanakları ile sunamadığımız sürece, ülkemizin sosyal, ekonomik, politik ve uluslararası sorunlarına kalıcı ve ulusal çıkarlarımıza uygun çözümleri üretebilmemiz mümkün olamayacaktır. Zira eğitim kurumlarımızın çeşitli kademelerini bitiren genç kuşaklarımız, gelişmiş ülkelerde akranlarının aldığı eğitim kalitesinin gerisinde bir bilgi donanımı ile yaşamdaki rollerine başlamaktadırlar. Bunun sonucu olarak, kamudaki ve özel kesimdeki işyerleri geniş bilgi farkını kapatma yükümlülüğü altında kalmaktadır. Continue reading ‘Kadın Eğitiminin Önemi’

CO2 Cahilliğinden Kurtulmak I

  Yaşam boyunca günlük yaşantımıza şekil ve yön veren bir çok kavramla tanıştık. Bu kavramlardan bir bölümü davranış biçimlerimizi değiştirdi ve giderek doğru veya yanlış olarak kişiliğimizin bir parçası haline geldiler. Şimdi de yeni bir kavram, aslında çok gecikmiş olarak yaşamımıza yön vermeye başlayacak; “karbondioksit(CO2) cahilliğinden kurtulmak” bir başka deyişle “CO2 duyarlı birey ve toplum olmak”. Aslında, insanlık olarak, bu kavramla daha 1950 li yıllarda tanışmalıydık.
  Birkaç yıldır, farkında olsak da olmasak da, küresel ısınma ve çevre felaketleri günlük konuşma ve düşüncelerimizin içinde giderek daha fazla yer almaya başladı. Ancak, ne dünyada ne de ülkemizde gerçekte hak ettiği yere henüz ulaşamadı. Bunda bizlerin aymazlığı kadar, görsel ve yazılı basının bu konulara hak ettiği zaman ve yeri vermemesinin de önemli rolü var. Kış mevsimini nerdeyse yarıladık bırakın kar görmeyi, bir çok ilimiz yağmur yüzü bile görmedi. Kentlerin su kesintileri yeniden yaşamımızın kalitesini etkilemeye başlayacak. Şimdiden basında, bu konularda toplumsal bilinçlenmeyi hızlandıracak bilgi ve araştırmalara sayfalarını ve ekranlarını açmak yerine, yağmur duasına çıkılma haberleri sıkça yer almaya başladı. Continue reading ‘CO2 Cahilliğinden Kurtulmak I’