Archive for the 'Maden' Category

Ekonomide Tam Bağımsızlık Bilinci

Okuyacağınız bu konuşma, “Uğur Mumcu’yu Anma Etkinlikleri”, Adalet ve Demokrasi Haftası çerçevesinde TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası’nın 27 Ocak 2008 günü düzenlediği Panel’de  süre darlığı nedeni ile özet olarak yapılmıştır. Aşağıda tam metin olarak yer almaktadır
Sayın Başkan, değerli panelistler ve değerli katılımcılar, Uğur Mumcu’yu Anma Etkinlikleri çerçevesinde Adalet ve Demokrasi Haftası içerisinde Tam Bağımsızlık Bilinci konusunda bir Panel düzenlediği için Ziraat Mühendisleri Odasını kutluyor ve “Ekonomide Tam Bağımsızlık” konusunda görüşlerimi size sunma fırsatını verdikleri için de teşekkürlerimi sunuyorum. Sayın Uğur Mumcu’yu saygı ve rahmetle ile anıyor ve Türkiye’nin çağdaş bir toplum ve devlet olması için yaptığı mücadeleye ve hizmetlerine bir kez daha teşekkür ediyorum.
Bugün incelediğimiz konu başlıklar içinde, tam bağımsızlığın en zayıf olduğu halka ekonomidir. Bildiğiniz üzere, ekonomiler arası bağlılık ve bağımlılık çok eski çağlara değin uzanır. Ancak o dönemlerde ekonomilerin dışa bağımlılıkları yaşamsal bir nitelik taşımaktan çok uzaktı. Bir ekonomi, diğer ülkelerden herhangi bir mal ve hizmet almadan da varlığını oldukça sağlıklı bir biçimde sürdürebiliyordu.  Sanayi Devrimi ile birlikte ekonomiler arasındaki bağlar ve bağımlılık daha da artmaya ve giriftleşmeye başlamış ve günümüzdeki çok bilinmeyenli denklem yapısına ulaşmıştır. Diğer bir deyişle, ekonomi tarihi bir anlamda ekonomik bağımlılığın gelişim ve dengeleme sürecinin de öyküsünü anlatır.
Ancak bu bağımlılığın yükseldiği süreç içerisinde, nitelikli beyinlere sahip ülkeler, ekonomilerinin dışa bağlılık durumunu “kendileri tarafından denetlenebilir ve yönlendirilebilir” veya “taşınabilir” bağımlılık şekline dönüştürebilmişlerdir. Bunu nasıl yaptıkları biraz sonra açıklanacaktır. Bu beyinlere sahip olmayan veya yetiştiremeyen ülkeler ise doğal kaynak zengini olsalar bile denetleme gücünü ellerinde tutamamışlar ve sahip oldukları doğal kaynaklar onlar için bir ödül olmak yerine bir lanete dönüşmüştür. Buna ilişkin örneklere de biraz sonra değinilecektir.  Soyut olarak dile getirdiğim bu gerçekleri, şimdi bazı veriler eşliğinde somut olarak sunmaya çalışacağım.
Bildiğiniz üzere, modern ekonomilerin üzerinde yükseldiği beş temel sütun vardır; enerji, doğal kaynaklar, sermaye, teknoloji ve emek. Bu beş temel unsur üzerine seçeceğim verilerle ekonomik bağımlılık veya bağımsızlık konusunu irdelemeye çalışacağım.
2004 yılında dünyanın birincil enerji arzı veya bir başka açıdan talebi 11.2 milyar ton petrol eşdeğerine yakındır. Bu 11.2 milyar ton petrol eşdeğeri enerjinin kaynak dağılımı Tablo 1 de yer almaktadır. Tablo 1 in incelenmesinden de görüleceği üzere, dünya enerji tüketiminin yüzde 80.5 i petrol, kömür ve doğal gaza dayanmaktadır. Türkiye için üç kaynağın toplam önemi de yüzde 86.8 dir. Görüldüğü üzere, gerek dünya ve gerek ülkemiz ekonomisi açısından petrol, doğal gaz ve kömür enerji kaynağı olarak çok büyük önem taşımaktadır.

                                        Tablo 1
         2004 yılı toplam birincil enerji arzının dünyada ve
             Türkiye’de kaynaklara göre dağılımı yüzde
Kaynak türü                   Dünya %                Türkiye %
Petrol                               35.2                       36.7
Kömür                             24.7                       27.3
Doğal Gaz                        20.6                       22.8
Yenilenebilir ve atıklar         10.5                         6.8
Nükleer                              6.4                         0.0
Su                                     2.2                         4.8
Jeotermal, güneş, rüzgar     0.5                         1.6 
Kaynak: Uluslar arası Enerji Ajansı web sayfaları Continue reading ‘Ekonomide Tam Bağımsızlık Bilinci’

Maden Kanunu ve Dünya Gerçekleri

  Türk Petrol Kanunu’nun tartışıldığı dönemde, Hükümet yetkilileri, anılan kanunu savunurken, 26 Mayıs 2004 tarihinde Maden Kanunun’da yapılan değişiklikleri gündeme getirerek savunmalarını pekiştirmek istemişlerdi. Söz konusu değişikliklerin Türk Petrol Kanunu açısından ele alınabilecek boyutu “Maden Kanunu Gözlüğüyle Türk Petrol Kanunu” başlıklı yazıda incelenmişti. Şimdi bu yazıda Maden Kanunu’nda yapılan ve sektörü özelleştirme değil yabancılaştırma girişimi olarak tanımlanabilecek düzenlemeler dünya madencilik gerçekleri çerçevesinde ele alınacaktır.
  Günlük yaşamımızda kullandığımız maddelere şöyle bir göz attığımızda, bunların içinde yakıt ve yakıt dışı maden ve minerallerin çok önemli bir yeri olduğunu gözlemleriz. Esasen ülkelerin ekonomik gelişmişlik düzeyini belirleyen en önemli göstergelerden birisi de, basında çok sık olarak yer almasa da, kişi başına tüketilen enerji, maden ve mineral miktarlarıdır. Diğer bir deyişle ekonomik gelişmişlik enerji, maden ve mineral tüketimi ile birebir bağlantılıdır.
  Maden ve mineral zenginliklerinin dünyadaki dağılımı aynen petrol varlıklarının dağılımı gibi son derece adaletsizdir. Maden ve mineral zenginliklerinin dağılımından aslan payını alan coğrafyalar ve ülkeler şöylece sıralanabilir; Ekvator’un güneyinde kalan Afrika ve bu arada özellikle Güney Afrika, Rusya’nın Sibirya ve Ural Dağları Bölgeleri, Avusturalya, Kanada ve Çin’dır. Maden ve minerallere teker teker bakıldığında bu bölgelerin dışında kalan çeşitli ülkelerin bazı maden ve minerallerde büyük zenginliğe sahip olduğu da görülebilir. Örneğin ABD kömür, Brezilya demir cevheri ve manganez, Ukrayna manganez, nikel ve titanyum ve Küba nikel gibi. Continue reading ‘Maden Kanunu ve Dünya Gerçekleri’